İkinci çocuk?

Klişe sorular serisinde son raunda geldik. Bir süredir görüşmediğim kim varsa karşılaştığımız kaşla göz arasında bu soruyu soruyor: “İkinci çocuk?” Bu sorunun tek cümleyle verilebilecek bir cevabı yok; o yüzden soran kişiden ortalama yarım saat sürecek bir cevabı dinleme süresi talep etmeden başlamıyorum konuşmaya… Cevabı gerçekten merak etmiyorsa karşımdaki geçiştiriyorum bir güzel…

*

Başkalarında nasıldır bilmiyorum ama benim için dünyaya bir çocuk getirmek çok büyük bir karar. Bu kararın arkasında kontrol edebildiğim ve edemediğim onlarca değişken var… Kaderci bir insan değilim; “Sen doğur; o nasıl olsa doyar” tadında bir düşünüşe de meyilim yok… Olay sadece doğurmakla ve sonra da doyurmakla sınırlı değil bana kalırsa; çok daha çetrefilli… Benim için dünyaya bir çocuk daha getirme kararını etkileyen faktörler şunlar:

*

Şehir Faktörü: Bu şehirde çocuk büyütmek çok zor arkadaş… İsterdim ki yüzülebilecek kadar temiz bir denizin kıyısında, kapımı açtığımda asansör koridoruna değil bahçeye adım attığım bir mekanda olayım. E oldum diyelim; nasıl para kazanayım? İşimi yapabildiğim şehir sabah 8 de başlayan ve bitmeyen bir inşaat gürültüsü; pusetle gezmenin arazide dolaşmak kadar zor olduğu kaldırımlar; bir yerden bir yere varma amacı güttüğünde seninle beraber hareket halinde olan milyonlarca insan ve onların hiç durmadan egzost salan arabalarıyla dolu. Çok kalabalık, çok gürültülü ve insana hiç acıması yok… Bu şehirde yaşarken, evimle işim arasında gidip gelişim günde 3 saatimi alırken, gözümün gördüğü yer, gün be gün yeşilden fakir betondan zengin bir duruma evrilirken bir bebek daha yapabilir miyim acaba?

“Aşırı Annelik” Faktörü: Uzay doğduğunda garip bir hale bürünmüştüm ben. Yemeyip, içmeyip uyumayıp bir an durmayıp hep onunla ilgilenmem gerektiğine emindim. Bu konuda yardımını kabul ettiğim insanların sayısı 3 civarında; onlardan almayı kabul ettiğim yardımın miktarı ise kesinlikle yetersizdi. Ben uyutmalıydım Uzay’ı, ben yedirmeli, ben banyo yaptırmalıydım… Uyandığında ilk beni görmeli, uyanık kaldığı anları hep benimle geçirmeliydi. Uzay’ı babama 1 saat bırakıp da biraz dışarı çıkmaya razı olduğumda doğumun üzerinden 18 ay geçmişti. Beni içine alan bu “aşırı annelik” durumunun çözülmesi 2,5 sene kadar aldı… Aşırı annelik, aşırı enerji gerektirdiği için çok yorulmuştum; çok yorgunluk bende sinir yapıyordu… Velhasıl aynı döngüye bir daha girer miyim; bilinçli olarak girmediğimi farz edelim, bu sefer de ilk çocuğuma verdiğim enerji, zaman, ilgiyi diğerinden sakındığım için vicdan azaplarında yanar mıyım bilemiyorum…

*

Ekolojik ve Politik Faktör: İklim değişikliğine karşı çok acele radikal önlemler alınmazsa 2030’yılına geldiğimizde küresel sıcaklıkların tehlikeli 2 derecelik ısınma sınırını aşacağı birçok farklı bilim dalı tarafından teyit ediliyor. Ekolojik endişeler bizim ülkede bir takım şımarık, marjinaller (başka işleri olmadığı için kafayı taktıkları ve teknolojinin nimetlerini reddederek gericilik yaptıkları) bağlamında değerlendirilse de kazın ayağı öyle değil… Kanadalı gazeteci, yazar ve aktivist Naomi Klein’ın ifade ettiği şekliyle: “İklim değişikliği geleceğe dair bir sorun olmadığı gibi, durdurulması da teknik çözümlerle ya da uluslararası müzakerelerle ilgili değil. İklim değişikliği, nedenleri ve ortaya çıkış biçimleri açısından, savaş ve çatışmalarla, ırkçılık ve şiddetle, yoksulluk ve eşitsizliklerle, iş cinayetleri ve kitlesel göçlerle, işsizlik ve güvencesizlikle iç içe.” Bu ifade fazla sofistike diyorsan kısası da şöyle: “Yetişkinlik çağına geldiğinde dünyada herkese yetecek içme suyu olacak mı diye bilmezken bir çocuk daha doğurur musun?” Doğurur muyum? Önce yaşayan çocuğumu Mars kolonisine yazdırma çalışmaları yaparım sanki…

*

Gerçek şu ki, zaman zaman benim de bütün bu faktörleri bir kenara bırakıp “Aman da ne güzel mis gibi yeni doğmuş bebek” diye bıcırlandığım; hormonlarımın emirlerini neokorteksinkilerden daha fazla algıladığım oluyor; sonra hemen "en güzel bebek başkasının bebeği" diyen yanım devreye giriyor… Şehirli, fazla okuyan, fazla trafiğe maruz kalan tarafım şu an baskın olan taraf... Ben de bekleyip göreceğim sanırım…

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    27 Mayıs 2015 Çarşamba 02:01

    kendini dusunuyorsan yapma derim cunku iki cocuk gercekten zor. oglunu dusunuyorsan mutlaka hemen ikinciyi yap ona verecegin en buyuk hediye bir kardes. egitim cok onemli ve cok pahali kabul ama inan ki bir kardes herseyden onemli. biraz daha ucuz okula verirsin zaten pahali demek illa daha kaliteli egitim demek degil.

    Cevapla
  •  
    26 Mayıs 2015 Salı 17:10

    bence fazla beklemeyin

    Cevapla

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 343

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 346

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 369

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 325

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 106

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön