‘Onlar şiddeti kitaplardan okudu, ben yaşadım’

O artık çocukluğunu yaşayamadan gerdeğe girdiği topraklarda belediye başkanı...

Berivan Elif Kılıç: ‘Onlar şiddeti kitaplardan okudu, ben yaşadım’

Berivan Elif Kılıç’la buluşmak için Diyarbakır’a doğru yola çıktım. Tam belediye eşbaşkanı olduğu Kocaköy’e devam edecektim ki Berivan aradı: “Orada kal, parti kadınlarıyla buluşacağım, sonra seni çok güzel bir yere götüreceğim.” Sülüklü Han yerin adı, 330 yıllık tarihi bir yapı... Eski yoğurt pazarına girip demirci atölyelerini geçtikten sonra solda kalan han... Hani merak edip giderseniz diye...

Hayatımda içtiğim en güzel Türk kahvesinin yapıldığı yer ayrıca. Türkçe – Kürtçe mönü var. Atmosfer inanılmaz. Berivan’ın enerjisi de öyle. Yaşadıklarını anlatırken ağlayıp konuşamayan biri değil karşımdaki, belli. Güçlü bir kadın...

Evet bir yerde ağladı, o da bende kalsın. Röportajdan sonra Diyarbakır’da dolaştık. Ne güzel bir şehirmiş! Bir sürpriz mekân teklifi de fotoğraflarımızı çeken Habertürk Diyarbakır muhabiri Ahmet Yukuş’tan geldi. Yazdığı öykülerle doğulu kadınların sesi olan ve 3 yıl önce vefat eden Diyarbakırlı yazar Esma Ocak’ın müzeye dönüştürülen evine götürdü bizi. Çok güzel fotoğraflar çektik...

“Teftişe geleceğim” diyerek, Diyarbakır’a, Berivan’ın belediye başkanı (eşbaşkan) olduğu Kocaköy’e yeniden gitmek için bahanemi de bularak ayrıldım On Gözlü Köprü diyarından...

 

Berivan ne demek?

 Dağ çiçeği...

 

Uymuş size...

Aynen, yalnız ama inatla hayatta kalan... 1981 Kocaköy doğumluyum. 11 yaşımdayken Siverek’e gittik babamın işi yüzünden. 15 yaşımda evlendim. 16’da anne oldum. 21’de ikinci doğdu. 28’de boşandım. 5 yıldır ailemle birlikte yaşıyorum.

 

Zor bir hayat yaşadınız, biliyorum. Maalesef ayrıntıları hatırlatacağım, merak ettiğim çok şey var.

Zaten hiç unutmuyorum ki... Şimdi başkan seçildim ya, havai fişekler patladı, eğlenceler yapıldı, bende tepki yok. Hayat öyle bir noktaya getirdi ki, evet umut var ama mutluluk ve heyecan yok.

 

Siz bir çocuk gelinsiniz, anneniz de 12 yaşında evlenmiş... Maalesef ülkemizin yüz karası meselelerinden biri bu. 15 yaşında evlendirilmek nasıl bir şey?

Aslında çok daha kötü örnekler var, benimki biraz mecburiyettendi. Ortaokula 6 ay gidebildim, aldı babam okuldan. Tam 1 sene ağladım “Okula gideceğim” diye... 90’lı yıllar, köylerin yakılıp yıkıldığı yıllardı. Babam düşünce suçundan sürgün edilmişti. Gözaltı sonrası insanlardan bir daha haber alınamayan, daha yeni o insanların kemiklerinin bulunduğu zamanlardı... Karanlık olunca dışarı çıkamazdık.

 

Tam suçu neydi?

PKK’lı dediler ama alakası yok. Bir gün alıp götürdüler. 16 gün sonra getirdiler. “Baban geldi” diye çağırdı annem. “Hani nerede” dedim, öyle işkence görmüş ki tanıyamadım. Hiç anlatmadı detayları. Psikolojisi hiç düzelmedi. Okul çıkışı başıma bir şey gelir, ne de olsa kız çocuğuyum diye aldı okuldan.

 

‘Evlendiğimiz gece başladı dayak"

 O zaman babanıza çok kin duymadınız...

Sonradan anladım onu. 3 yaşında kız tecavüze uğradı burada, anne inkâr etti, basını evden kovaladı. Ne desin kadın korkudan? Hep saklıyoruz dayağı, şiddeti, tecavüzü... Gidin, batıda bile bu böyledir. Her şeyin üstünü kapatıyoruz. Kadın olmak zor, Kürt kadın olmak daha zor. Biz terörist değiliz, sadece insanca yaşamak istiyoruz.

 

Evlilik nasıl oldu?

Okumadığım için görücüler çıkmaya başladı. Evde boş boş oturuyordum. Hiç tanımadığım adamlar geliyordu, korktum. “Nasıl olsa evlendirecekler bari teyzemin oğlu olsun, bana ne kadar zarar verebilir ki” dedim. Benden 10 yaş büyük kuzenimle evlenmeye razı oldum. 14 yıl burnumdan fitil fitil geldi.

 

Dövüyordu değil mi?

Evlendiğimiz gece başladı dayak...

 

Nasıl yani? Utandınız herhalde ilk gece, o da dövdü mü?

Evet, aynen öyle oldu. İşin o kısmına girmeyelim. Zaten hayatımın onda birini duydu basın, şoka girdi, size ayrıntılı anlatıyorum ama çok da özele girmek istemiyorum.

 

Yani dayağın boyutu neydi?

 Yüzümde, vücudumda morluklar oldu ama sakatlayacak kadar değil. Vücudum da alıştı... Bir kuyudaydım, diğerleri gibi tepeden görmedim o kuyuyu, içini de gördüm. Bu şiddet işinin peşinde koşanlar her şeyi kitaplardan, gazetelerden okudu, ben yaşadım.

 

Teyzenize şikâyet ettiniz mi?

Ettim, “Ben de yedim, aman ne olacak ki” dedi... Babama giderdim “Kızım yuvan yıkılmasın” derdi.

 

‘Kitap okursan gözün açılır"

 Neden darp raporu alıp kurtulmadınız onca yıl?

Darp raporu hastane, ardından emniyet demek. Boşanmak istediğinde feodal zihniyetin “Erkek bu, döver de sever de” demesi iki kat dayak olurdu. Evliliğim boyunca “Yarın da dayak yer miyim” korkusu yaşamadım, çünkü her gün yiyordum! Ayrıldığımın ertesi sabahı tuhaf oldu ama... Dayak yemediğim için...

 

Peki neden? Sordunuz mu hiç?

Kitap okuduğum için, TV izlediğim için, müzik dinlediğim için... Mesela bir gün uyandık, işe gitti. Meğer çıkmamış evden, kapıyı açıp kapamış mahsus. Ben de o gidince müzik açtım. Bir anda kafama bir darbe geldi. Bir güzel dövdü. “Kitap okursan gözün açılır, neye isyan edeceksin? Müzik dinliyorsun demek ki bu adama âşıksın. Ona mı kaçacaksın” gibi saçma sapan şeyler söylüyordu. Malı gibi görüyordu. Aşırı bir sahiplenme vardı.

 

“Sahiplenme” tabiri fazla iyimser oldu!

“Ben buna bu kadar işkence ediyorum sesini çıkarmıyor, ne güzel diyordur” içinden. “Cevap ver neden susuyorsun” diye dövüyordu, cevap verince de “Kocaya cevap verilmez” deyip patlatıyordu. Bazen uyandırıp döverdi. “Seninle cennette karşılaşacaksak, ben bile bile günah işler cehenneme giderim” dedim ona boşanırken, çok ağır gelmiş. Şiddet gördüğüm 14 yıl boyunca kendimi sorguladım; acaba bu cehaletle hak ettim mi bunu diye. O kadar çok Türkçe kitap okudum ki anlatamam... “Şişkosun” dedi 35 kilo verdim.

 

‘Eşini dövenin maaşından kesiliyor’

Siyasete nasıl girdiniz?

BDP’de çalışan bir arkadaşım vardı. “Kadın olarak çok şeyi temsil ediyorum, kadınlara yardım için siyasete girmek istiyorum” dedim. Aşağıdan başlarım diye düşündüm ama, sağ olsunlar eşbaşkanlık teklif ettiler. Bana diyorlar ki “Zengin misin?”... “Yoo” diyorum. “Aşiret misin”... Yoo... “Politikacı yakının mı var”... “Yooo”... “E neden seçtiler seni?”... “Bilmiyorum seçenlere sorun”... Sonra “Biz anladık” dediler. İnsanlara her şeyi öğretebilirsin ama dürüstlüğü öğretemezsin. Sanırım bunu görmüşler.

 

Başkan kimliğiyle neler yapacaksınız?

Mahalle mahalle kadın meclisleri kuracağım. Kadın projeleri için ayrı fon gelecek. En büyük mücadelemiz eşitlik. Mağduriyetlerin karşısında olmak... Ben 14 yıl dayak yedim, dava açtım, çocuğum hasta ve karşılığında 25 bin lira para ve 300 lira nafaka aldım. Devlet beni korumazsa nasıl ayakta kalayım? 


Sizin gibi çocuk gelinler için neler yapacaksınız?

Halk hep belediyenin içinde olacak. Özellikle kadınlara seminerler düzenlenecek. Kızlara soracağım, “Sen ne istiyorsun?”... Kız diyecek ki mesela “Evlenmek”... “Neden” diye sorduğumda verdiği cevaba kendi yaşadıklarımdan da örnekler vererek onu yönlendireceğim. Direkt “Sakın haaa, o yaşta evlenemezsin” dersem inadına gidip evlenir.  “Okula gitmezsen, erken yaşta evlenirsen benim gibi olabilirsin” diyebileceğim onlara. “Sen ne bilirsin ki” diyemez kimse bana... 


Her şeyi önceden yaşıyorsunuz, siyaset bile öyle oldu...

3 çocuğum var benim aslında... 2 oğlum, bir de 15 yaşında evlenip çocukluğunu yaşayamayan ben. Onu da yaşatıyorum tüm zorluklara rağmen. Hopluyor, zıplıyor o içimde. 


Ne güzel... Peki ya evliliklere müdahale edecek misiniz? Eşlerine şiddet gösteren kocalar için sürprizleriniz var mı?

Tabii ki, her türlü! Benim kocam bir psikopattı. Pencereleri kâğıtla kaplardı dışarıdan bakan beni  görmesin diye; sanki dünyanın en güzel kadınıyım da... Ben böyle bir evliliğe müdahale etsem  “Manyak mısın sana ne oluyor” der adam. Ama ismimin önünde “başkan” kelimesi olduğu zaman en azından dinlemek zorunda olacak beni.

 

Peki uyardınız diyelim, adam anlamadı...

BDP belediyelerinde bir uygulama var. Eşini döven, ona şiddet uygulayan adamların maaşından ceza kesiliyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak “Mor bayrak” projesi geliştiriyor. Bir işyeri kadın çalıştırdığı zaman mor bayrak asacak, bu itibarlı bir durum olacak. Kadınlar da o çalışanı desteklemek için o işletmeye gidecek mesela.

 

‘Ya psikoloji ya sosyoloji okuyacağım’

Okula devam edecek misiniz?

Ortaokulu dışarıdan bitirdim, liseye başlayacağım.

 

Peki liseden sonrası?

Psikoloji ya da sosyoloji okuyacağım. Küçüklükten beri içimde kaldı.

 

E zor olmayacak mı iş, çocuklar, okul?

Ben ne zorluklardan geçmişim, benim için no problem... Ben bu dayağı yemeseydim, insanların çektiği şiddetten etkilenmeyecek, onlar için çözüm üretmek istemeyecek, siyasete girmeyecektim. Evde yemek yapıp kocasının dönmesini bekleyen sözde mutlu bir kadın olacaktım.

 

Zannetmem...

Bunu bir arkadaşım daha söyledi:)) “İçinde varsa yine onların yanında olurdun” dedi. Bugün  Türkiye’nin her yerinde dayak yiyen kadınlar var. Dilerim bu yazıyı okurlar ve “Ben neden  yapamayayım” der, silkinirler. Bildiklerimi kadınlara anlatmak için yaşayacağım bundan sonra...

 

‘Biz, siz yok’

PKK’lı kadınlara nasıl bakıyorsunuz? Çözüm sürecine de katkı sağlayacak mısınız?

Kadın devrimi ilk orada başladı. Terör gibi değil bir de onların tarafından bakın. Bu insanlar neden hayatlarını bir tarafa bırakıp dağa çıkıyor?

 

Neden?

Çünkü binlerce kişi öldü. Kürtçe konuştuğumuz için hep öteki olduk. Hep küçümsendik.

 

Şu ana kadar hep yapıcı konuştunuz ama fazla sert oldu bu. Küçümsendiğini düşünmenin karşılığı  kendi askerini öldürmek mi?

O insanlar o gün evlerinden neden götürüldüğünü bile anlayamadı. Yoksa hepimiz barış sürecini  destekliyoruz. Beni yanlış anlamayın. Dağdaki arkadaşlarımızın hepsi evlerine dönsün diyoruz. Biz,  siz yok. İki taraf da bizim canımız. Ama her Kürt bölücü değildir. Farklı bir pencereden bakın. Ben  siyaset nedir bilmezken şimdi başkanım. Berkin öldüğünde ben de burada ağladım, “Bana ne” demedim. Biz de bu ülkenin kimliğini taşıyoruz. Şehit askerlerin arasında Kürt var. Böyle düşününce  çok saçma her şey... Seçim sürecinde Kürtçe şarkılar söyleniyor sonra da...

 

Kötü mü oldu sizce?

10 binin üzerinde düşünce suçundan insan içerideyken, evet... Ben seni sevmiyorum ama sana vuramam değil mi? Bana diyorlar ki “Sen ne zaman mutlu olacaksın?” Benim gülen resmim yoktur.  Afişlerde beni güldürene kadar akla karayı seçtiler. Türk - Kürt kavgası bittiği zaman gülerim. Bir  oğlumun adı Emre, bir oğlumun adı Furkan. Dünyadaki bütün çocuklar benim için Emre ve Furkan...  Çok sevdiğim bir laf var. “Teninin rengi ne olursa olsun gözyaşı aynı renktir”. “Tek millet, tek bayrak” diyor ya Başbakan, bizi hiçe sayıyor...

 

Yahu Başbakan’ı korumak için söylemiyorum ama, siz Kürtçe konuşmayın gibi değil, aynı çatı altında olalım anlamında söyledi onu sanırım. Dolayısıyla bu algıyla ilgili bir durum. Geniş bakmak iyi bir 
başlangıç olabilir...


Kürtler ezilmesin, tek korkumuz bu... Yoksa ben de sizin gibi düşünüyorum.

 

‘Akraba evliliği yaptığım için oğlum çok hasta’ 

Şimdiki aklınız olsa...

Korkmadan ikinci yıl boşanırdım.

 

Bu arada çocuklarınız nasıl?

Büyük oğlum Emre çok hasta. 5 yıldır doktor doktor gezdim ama teşhis koyamadılar. Küçük oğlumun gözünün içine bakıyorum iyi mi diye çünkü Emre, Furkan’ın yaşındayken başladı rahatsızlığı. Akraba evliliğinin sonuçları! Gözümün önünde eriyor evladım. Artık akraba evliliğine karşı da savaşıyorum.

 

Ailede başka akraba evliliği mağduru çocuk var mı?

Kuzenlerde de var arıza, akraba evliliği. Kabul etmiyorlar bu yüzden olduğunu ama ben biliyorum. 


Tedavisi yok mu?

Yok, sonu da hiç iyi değil... 16 yaşında şu an ve iyileşeceğini sanıyor. Ayağa bile kalkamıyor. Emre Aydın ve Fenerbahçe âşığı, imzalı Fenerbahçe forması istiyor, sizin aracılığınızla söyleyeyim.

 

Mesaj yerine ulaşacak merak etmeyin... Peki yeniden âşık olabilir misiniz? Belki iyi gelir...

Teyzemin oğlundan bunları gördükten sonra bir daha hiçbir erkeğe güvenmem artık.

 

‘Hayatta bir daha aşık olmam"

 Yahu ne alakası var, psikopat çıkmış teyzenizin oğlu...

Bana göre bütün erkekler onun gibi, hayatta âşık olmam! 5 yıl arayıp sormadı çocuklarını. Tedavisi için para istedim, etimden et kopsa içim yanmaz ama çocuğum ölüyor... Hakaret etti. Çocuğa engelli maaşı çıkınca velayet davası açtı. Böyle de paragöz!

 

Maddi durumu mu kötü?

Yoo çok zenginler... Trilyonları var.

 

Artık maaşınız var. Ondan gelen 300 lirayı alacak mısınız yoksa, istemem onun parasını mıdiyorsunuz?

Bir kamyon adamla gidip dövsem zoruna gitmez, ama o kadar cimri ki o parayı gıcıklığına almak  daha güzel ceza ona. “Berivan siyasete atıldı çocuklara bakamaz artık” diyormuş. Hayatta kalabilmek İçin sabahtan akşama kadar kuaför çırağı olarak çalışırken neden bir şey demedin? İnsanlara akıl sır erdirmek mümkün değil.

 

Peki o evlense içiniz gider mi?

2 yıl önce evlendi zaten. 5 tane darp raporu aldı kadın, psikolojik tedavi görüyormuş. Başka bir şehre kaçtı. Kadına ulaşmak istedim, iyi biriymiş ama arayamadım. O arasaydı anlatırdım ama ben arasam yanlış anlardı. Kıskandım falan sanırdı.

 

Röportaj: Nazenin Tokuşoğlu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9035

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2221

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5501

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2410

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3583

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön