Evet çok zararlı, üstelik kötü kokuyor, çok içerseniz cildiniz sararıyor hatta. Ama bazıları için tek keyif, en yakın arkadaş, sosyalleşme aracı hatta hava...

Öte yandan gerçek şu ki; Türkiye’de günde 275 kişisigaranın sebep olduğu ya da kötüleştirdiği bir hastalıktan ölüyor. Bir şey yapmak lazım. ‘Bırakmak İstiyorum’ diye bir film var. Yeni vizyona girdi. Filmbaşlıyor. Terapist Emre Üstünuçar çıkıyor, karşısında bir grup insan. Tam bir toplu terapi seansı. Ve hakikaten etkili...

Çünkü size sigaranın zararlarıyla ilgili bir vaaz vermiyor, ‘zarar veren bir şeyi insan neden içer ki’ gibi içicilerin zekâsına hakaret edici bir ton da yok. Alıyor sizi karşısına, “Bak kardeşim, gerçekten sana keyif veren, stresini azaltan, konsantrasyonunu sağlayan bir şey bulursan sakın bırakma ama bu o değil” diyor. Ve seni çok iyi anlıyor çünkü kendi de 15 sene günde bir buçuk pakete yakın sigara içmiş. Bir gün dünyaca ünlü sigara bıraktırma terapisti Allen Carr’ın seansına katılmış; bingo, bırakmış. Akabinde de “Yaptığım en hayırlı iş” diyerek Türkiye’de bu alanda çalışmaya başlamış.

10 yıldır terapi veriyor. Binlerce kişiye sigarayı bıraktırmış. “Tütün, çok güçlü bir lobi, büyük pazar. Topuğunuzdan vurmazlar mı” diye sordum. “Her sekiz saniyede bir dünyada biri ilk sigarasını yakıyor. Bu hızlı büyümenin yanında çok küçük bir pürüz gibi görüyor olabilirler” dedi. Film sayesinde ‘bırakanlar’ kümesine yenileri eklenecek. İşte terapide sigarayı bırakmak için size ilham verecek öne çıkan konu başlıkları...


‘İstesem bırakırım’ büyük bahane ‘

İstesem bırakırım’ diyenlerin hiç bıraktığını gördünüz mü? ‘30 senedir içiyorum ama bağımlı değilim’ diyenini gördüm. 3 ihtimal var; ya sorunun farkında değil, ya farkında ama harekete geçmiyor ya da hem farkında hem bir şeyler yapmak istiyor ama cesareti yok.



‘Bu bir irade meselesi değil’

Sigara içenlerin sanıldığı gibi iradesi zayıf değil. Gece sigaran bitti diyelim, ‘200 metre ilerdeki açık bakkala yürür müsün’ desem çoğu ‘Evet’ der. Orada kalmamış diyelim, bulana kadar dönmez. İradesi zayıf insan bunları yapar mı?


Sanıyorsun ki sana iyi geliyor

Keyif veriyor, stresi azaltıyor, arkadaşlık ediyor, konsantrasyonu arttırıyor gibi yanlış algıları ortadan kaldırmak lazım. ‘Bu yemeğin üzerine bir sigara gider!’ İyi anları taçlandıran, kötü anları daha kolay özmenize yarayan bir şey değil sigara. Olan şu, içindeki madde bağımlısı 60 dakikada bir acıkıyor. Onu beslemediğinde rahat düşünemiyorsun, stresin artıyor.

Bir tane daha yaktığında huzura kavuşuyorsun ve sanıyorsun ki sigara sana iyi geliyor. Aksinesigara hayat stresini değil, kendi yarattığı ekstra stresi çözüyor. Bu bir kısır döngü. Ağrı, sancı, sızı gibi değil ama bırakmadıkça o içindeki huzursuz edici boşluk hep devam edecek. Sigara içmeyenlerde böyle değil. Çünkü onun kanında sürekli azalan bir nikotin yaratığı yok.

Sabah uyandığında hemen sigaraya sarılanlar vardır mesela, uyandırsın diye. Oysa ki afyonun zor patlıyor çünkü madde bağımlısısın. Ortada bir illüzyon var. Kandırılıyorsun. Bu yüzden sigaranın ne işe yaradığını düşünüyorsan o bırakma sebebin olmalı. Ve yine bu yüzden içmediğinde seni bekleyen hayattan korkma. Çoğu kişide bu var çünkü. Şimdikinden daha çok stresli, keyifsiz olmayacaksın.


Kamu spotları

Herkesin zapladığını düşünüyorum. Ama 1950 yılında olsaydık yer yerinden oynardı. Çünkü o zaman zararlı olduğunu kimse bilmiyordu. Sigara firmaları yalan söylüyordu. Artık 5 yaşındaki çocuk bile zararının farkında.


‘Zaten az içiyorum”

Az içmenin iki nedeni var. Ya vücudun fazla kaldırmıyordur, mecburen o kadar içiyorsundur. Günde iki aket içebilecek olsan içersin aslında. Öyle olmasaydı alkol aldıklarında sigara sayısını artırmazlardı. Ama alkol vücudu uyuşturur ve daha çok sigara sana o kadar rahatsızlık vermez. Bir diğer grup da bilinçaltında çok yoğun ölüm korkusu yaşayanlar. Ama az içmek bağımlı olmadığınız anlamına gelmez.


“İçerek sosyalleşiyorum’

Sigara içerek sosyalleştiğimize inanıyoruz. Çünkü 20. yüzyılda sosyal hayatın tam ortasındaydı. Ve sosyal olarak çok kabul görüyordu. Sinemada, uçakta, otobüste, arabada her yerde içilebiliyordu. Ama 21. yüzyılda ne havalı ne moda ne de sosyalleşme aracı. Sadece madde bağımlılığı, nokta. O ‘sosyalleşiyorum’ beyin yıkamasını bir kenara bırakmakta fayda var.


Röportaj: Pınar Erbaş

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.