Didem Soydan: Instagram kendimi pazarlamama yarıyor...

Türkiye’de bir ajansa bağlı olmayan tek manken. Farklı tavrı ve tarzı nedeniyle yeni neslin en dikkat çekicilerinden. Pek de konuşmuyor. Bu yüzden Didem Soydan’ı bir defilede yakalayınca sorabildiğimiz kadar sorduk.

Didem Soydan: Instagram kendimi pazarlamama yarıyor...

Didem Soydan, Türkiye’de manken denince akla gelen ilk isimlerden. Yeni neslin en göz alıcı mankeni. Çünkü duruşu farklı. ‘Alışveriş yapmam,’ ‘Estetik de neymiş’ diyor. En önemlisi bir fikri, dinlemeye değer sözleri var. Fakat hiç konuşmuyor. Röportaj vermesi binde bir. İtalyan moda markası Calzedonia’nın 2014 yaz sezonu mayo ve bikinilerinin tanıtıldığı defilede tek Türk mankendi. Backstage’de yakalamışken sordum da sordum...

 

Türkiye’de manken yok diyorlar...

Kim söylüyor, hangi mecra... Öyle bir tartışma konusu yok. Bu işi bilmeyenler diyordur. Bir sürü model arkadaşım var. Televole olmadığı için tanımıyorsunuz sadece.

 

Şöyle sorayım o zaman; manken denildiğinde akla bir tek sen geliyorsun. Ön plana çıkmayı nasıl başardın?

İyiysen farkına varıyorlar. Ee, 10 senenin sonunda da böyle olması doğal. Geçen sene çıkmış bir genç kız değilim ki. Bilfiil backstage’den gelerek çabaladım.

 

Ne demek o?

Defile bittiğinde tasarımcıyla beraber eşyalarını ofise taşıyordum mesela. Arka planda, o koşuşturmaca da ne oluyor ne bitiyor hepsine dahildim, yardım ediyordum... Bu iş için hangi alanlarda kendimi geliştirmem gerekiyorsa yaptım.

 

Nedir onlar?

Sporumu yapıyorum. Mimik çalışıyorum. Poz vermeme yardımcı olsun, ifadelerimi güçlendirsin diye oyunculuk eğitimi alıyorum. Cildimi koruyorum, çok sağlıklı yaşıyorum.

 

Nasıl mesela?

Bu biraz yetiştirme tarzınla da alakalı. Biz ailece hiçbir zaman plastik kaptan yemek yemedik. Bahçemiz vardı, orada yetişenleri alıyorduk. Evimde ağrı kesici dahil ilaç yoktur mesela. Doktor zorla vermediği sürece ağzıma koymam. Kola yok, kahve sigara asla. Her şeyin organiğini bulmaya çalışıyorum.

 

Sıkıcı değil mi bu biraz?

Bize hiç öyle gelmedi.

 

Hiç canın cips falan çekmiyor mu?

Yemem. Çok iyi bilirler. Mankenlikten dolayı böyleyim sanıyorlar ama çocukluktan beri öyleyim. Ama bak çok üzülecekleri bir şey bu kadar sıkıcı hayatın içinde gece 11.00’de mantı yiyebiliyorum mesela. Siz yiyemezken...

 

Nasıl oluyor?

İşte o genetik. Sıkıcılığın yanında tanrı bana böyle bir hediye vermiş.

 

Genç kızların güzellik anlayışına dair bir tespitin, eleştirin var mı?

Kilo problemi olan bir sürü genç kız var. Onlar adına şu anlamda üzülüyorum; bir kere kimse zayıf olmak zorunda değil. Ailem Arnavut. Bizde herkes balıketlidir. O yüzden bu yaptırımlara karşı çıkıyorum. Kimse çok zayıf, tahta gibi olmak durumunda değil. İşimden dolayı ekstra zayıf görünebilirim ama kilo almaktan korkmuyorum.

 

Hakikaten mi?

Öyle tabii. Aileden şanslı büyütüldüm. Bize çok küçükken birey olmayı, vücudunla barışık olmayı öğrettiler.

 

Ne dediler mesela?

O sana verdikleri güvenle alakalı. Mesela ben burnumla oynamadım. Ek saçla dolaşmadım. Ya da dudağımı, göğsümü yaptırmadım. Estetik kaygı duymamayı öğrenmek ve olduğu haliyle barışık olmak demek bu. Genç kızlar mükemmellik kıstaslarını kendileri belirlerlerse çok rahat ederler. Aslında biliyor musun instagram bağımlısıyız ya hani -ki bu bağımlılığa ben de dahilim- o da insanlara çok iyi görünmekle alakalı bir sorumluluk yüklüyor.

 

Kendini çok ‘en iyi’ gösterme isteği mi diyelim buna?

İnsanlarda bu var ama ben daha çok iş için kullanıyorum. Instagram benim kendimi pazarlamama yarıyor. Hashtag’lerim var; model, bikini gibi... Karşılarına çıkıyorum.

 

İşe yarıyor mu?

Tabii. Bana çok iş geldi instagramdan. Türkiye’de bir ajansa bağlı olmayan tek mankenim bu sayede.

 

Zor değil mi ajans olmadan?

Hayır. Zaten işkolik biriyim. Ayrıca beni temsil edecek bir ajans da bugüne kadar karşıma çıkmadı.

 

Nasıl bir şey hayal ediyorsun?

Yurtdışı kontaktları olan bir ajans. Ben onlara bir katkı sağlamayayım onlar beni geliştirsin. Yoksa sen çalıştıkta iş de sana geliyor. Birilerinin yardımına ihtiyaç duymuyorsun. Ki ben işimi yaparken hiç kötü senaryolarla karşılaşmadım. Backstage’de bana kötü davranan, işimi kesen ya da hakkımda kötü konuşan hiçbir tasarımcı olmadı.

 

Yurtdışında Türk mankene karşı algı nasıl?

Ekstra bir şey yok. Herkes farklı yerlerden geliyor zaten ve tek dil İngilizce  konuşuluyor. O yüzden ‘Sen nereden geldin’ sorusu yok. Buradaysan zaten sen başarılısındır ve seni öyle kabul ediyorlar.

 

Heyecan oluyor mu hâlâ?

Olmaz mı. Panik atak demeyeyim ama çok yakınını yaşıyorum.

 

Hoşuna gidiyor mu peki bu?

Evet. Adrenalin ve seratonin salgıladığım için iş sonrası ne yemek yiyorum ne uyuyabiliyorum. Bir saat geçmesi gerekiyor... Ama çok keyif alıyorum.

 

Dış görünüşün her dakika mercek altında. Bu seni yormuyor mu?

Öyle bir çevrede değilim. Ne ailem ne de arkadaşlarım o ‘kendini beğenen’ ruh haline girmeme izin vermezler. Ben uçsam da onlar ‘kendine gel’ diye aşağı indirirler. Aslında bu meslekte de kendine çok güvenmen, çok iyi göründüğünü düşünmen, öyle hissetmen lazım ki öyle yürüyesin. Ama o da toplasan 10 dakika süren bir şey. Zaten podyumda o tatmini yaşadığın için egon tatmin oluyor. Gündelik hayatta bir ihtiyaç hissetmiyorsun.

 

İlerisi için ne düşünüyorsun?

Tekstille uğraşan bir aileden geliyorum. Bizzat o tarafta da çalışıyorum. Toplantılara giriyorum. Anlaşmalara bakıyorum. Bu şekilde devam ederim.

 

İşin diğer tarafını bilmek ne katıyor?

Kumaş tanıyorum bir kere. Bir saat önceden giyilebilir mi yoksa hemen kırışır mı biliyorum. Defile öncesi sökük varsa saniyesinde iğne iplikle hallederim. Koleksiyonların yapım aşamasındayım, bu da vizyon katıyor.

 

Her mesleğin gündelik hayatta insana kattığı faydalar vardır, modelliğinki neler?

Pratik olmama yarıyor. Hızlıca giyinebiliyorum, saç-baş hızlıca hallediyorum. Backstage’de her şey saniyeler içinde olup bitiyor. Bir süre sonra o tempoya alışıyorsun. Vücudunu iyi tanıyorsun. Bugüne kadar deneyerek hiçbir şey almadım mesela. Bu, bu, bu der çıkarım. Zaten çok az alışveriş yapıyorum.

 

Neden?

Çok fazla kıyafet gönderiliyor. Bir sürü numune var evde. Üstüne bir de niye alayım? Kapitalist düzene o kadar da katkım olsun istemiyorum.

 

Ama tam da kapitalist düzenin içinde bir işte değil misin?

Ben ondan parasını alıyorum. Para vermiyorum.

 

Manken camiasının bilinç olarak üstündesin...

İşin çok garip yanı yeni nesil olarak aslında hepimiz gayet bilinçliyiz. Şu an çalıştıklarımın hepsi üniversite mezunu. İkinci mastırını yapanlar var.

 

Backstage’de beklerken bir sürü vaktiniz oluyor. Mankenler neler konuşuyor aralarında?

Gündemi konuşuyoruz. Moralimiz bozuk bizim.

 

En çok canınızı sıkan ne?

İfade özgürlüğümüzün kısıtlanıyor olması. Gençlere bu kadar baskı yapılması. Bir de keşke eğitim olarak daha farklı bir prensibe sahip olabilsek. Ki hepsinin kökü o.  Seçimlerde de sandıkta da görüyoruz bunu. Ülkenin geldiği, getirildiği durum çok acı.

 

Boru dansı yapman çok konuşulmuştu...

Evet. Spor amaçlı. Çok iyi vücut çalıştırıyor.

 

Nasıl keşfettin bu sporu?

Merak ediyordum. Karın kasını geliştiren bir şey. Ama söylediğimde hemen bununla ilgili seksi fotoğraflar yayınlanıyor.

 

Bu rahatsız ediyor mu?

Ediyor.

 

Ama instagrama koyan da sensin...

Evet ama bu, onunla ilgili bir şeyi cevaplayacağım anlamına gelmez. Birebir işimle ilgili bir durum değil çünkü. Beğenmişim koymuşum.

 

Muhalif bir tarafın var...

Bizim aile öyle. Adamları da kadınları da haksızlığa gelemez. Kendi doğrularımız var. Kimseye eyvallah etmemek ama tabii saygısızlık da yapmamak için uğraşıyorum ben de. Mesela burada işle ilgili sorulara cevap vermezsem şımarıklık olur ama diğerleri için mecbur değilim.

 

Peki mecbur olmasan röportaj verir misin?

Asla. Röportaj sayım bir elin parmağını geçmez.

 

Neden?

Çünkü magazinden nefret ediyorum. İfade ediş tarzları, kullandıkları edebi dil, koydukları başlık... Ama bu karşıyım anlamına gelmiyor. Veren versin.

 

Peki fotoğrafını çektiklerinde ne hissediyorsun? Sinir, öfke?

Hiçbir şey... Kabullenip geçiyorsun bir süre sonra.

 

Seninle ilgili ne tür bir algı olsa bu seni rahatsız eder?

İnan ukalalık olarak söylemiyorum ama ne tür olursa olsun problem değil. Benimle hayatımı yaşamadıktan, vakit geçirmedikten sonra bana ne dese umrumda olmaz.

 

Hiç mi olmaz?

Hiç. O kadar umursamıyorum ki inanamazsın. Çünkü tanımıyorlar. Ama ailemde ya da yakın arkadaşlarımda kötü bir algı oluşursa üzülürüm.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8657

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2054

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5305

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2335

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3463

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön