"Joan Miró sadece bir ressam değildi"

Dünyaca ünlü Katalan sanatçı Joan Miró'nun 300'ü aşkın orijinal eseri dünyada ilk kez bir arada İstanbul'da sergileniyor. Serginin küratörlüğünü yapan Jean-Christophe Hubert'le buluştuk.

"Joan Miró sadece bir ressam değildi"

20. yüzyılın yetiştirdiği en önemli sürrealist ressamlardan Joan Miró’nun ‘Litografi ve Gravür’ sergisi sanatseverleri bekliyor. 7 yıldan beri Belçika’nın Spa şehrinde dönüşümlü olarak sergilenen eserler, mekânın boşaltılması vesileyle İstanbul’a getirildi. Miró’nun sulu boyalar, baskı resimler, çizimler, kolajlar, mektuplardan oluşan litografi ve gravür ağırlıklı en büyük grafik sanatı koleksiyonu olarak nitelendirilen sergide aynı zamanda Miró’nun yakın arkadaşı Picasso’nun da 20 orijinal eseri bulunuyor. Serginin küratörü sanat tarihçisi Jean-Christophe Hubert ile bir araya geldik.

Çok önemli bir ressamın sergisinin küratörlüğünü yapıyorsunuz. Diğer sergilerden farklı mı hazırlandınız?

Bu sergi 7 yıldan beri sürekli olarak Belçika’nın Spa şehrinde sergileniyordu. I. Dünya Savaşı’na son veren 1918 tarihli ateşkes antlaşmasının 100’üncü yıldönümü olduğu için bu eserlerin sergilendiği mekân başka sergiler için kullanılacağından mekânın boşaltılması gerekiyordu.15 kadar koleksiyonerin özel koleksiyonları bu vesileyle İstanbul’a geldi. Daha sonra serginin olduğu ve aynı zamanda ateşkes antlaşmasının imzalandığı Belçika’ya geri dönecek.

Sergiyle ilgili detayları alabilir miyiz?

Önemli bir sergi çünkü sanatçının bütün eserlerinden örnekler var. Sadece hayatının bir dönemi değil, sanat hayatıyla, kariyeriyle ilgili komple bir sergi... Joan Miró sadece tablo yapan bir ressam değildi, bunun yanında farklı tekniklerle de çalışmış bir sanatçıydı; taş baskıydı, gravürdü... Dolayısıyla bu diğer teknikler de onun sanat hayatında önemli bir yer tutuyor. Bu sergi vasıtasıyla aynı sanatçının değişik yönlerini görme imkânı var.

Bu kadar eseri bir araya getirmek zor oldu mu?

Buradaki eserlerin hepsi orada mevcuttu ama 300 eserin hepsi sergilenmiyordu. Bir kısmı depoda duruyordu. Rotasyon usulüyle sergileniyordu. Bu sefer hepsini toparlayıp buraya getirdik.

Peki, bir eserin depoda saklanması sizi üzüyor mu?

Tabii ki üzüyor. Bir sanat eserinin amacı onun sergilenmesidir. Sanatçı da bu amaçla yapar eserini.

Miró’nun Picasso ile olan yakınlığından bahseder misiniz? Birbirine neler kattılar?

İkisi de 19’uncu yüzyılın sonlarında doğmuş. Picasso biraz daha yaşlı. İkisi de eğitimlerini Barcelona’da almaya başlamış. II. Dünya Savaşı başlamadan önce Paris’e gidiyorlar ve sürrealizmin ortaya çıkışını gözlemliyorlar, eserler vermeye başlıyorlar. Daha sonra yolları tarz olarak ayrılsa da sürekli görüşüyorlar. Birbirlerinin eserlerini satın alıyorlar, birbirleriyle yazışıyorlar. ‘GELENLER MIRO TARZI BİR ŞEY YARATACAK’

Sanat eserlerine sahip çıkabiliyor muyuz?

Tabii bir sanat eserini ülkenin halkının bilmesi, tanıması ve görmesi önemli. Bir de onları sergilemesi, değerini bilmesi... Sanat, kültürün yansımasıdır. Dolayısıyla bu sanat eserlerini göstermek, değiş tokuş etmek, birbirleriyle karşılaştırmak, çakıştırmak önemlidir.

Bu sergide çocuklar için de ayrı bir bölüm var. Çocukların sanata olan ilgisini nasıl artırabiliriz?

Miró gibi birçok önemli sanatçının kafasındaki esas fikir; çocukları da sanata yaklaştırmak, dahil etmektir. Her insan bir anlamda sanatçıdır. İnsanlara konuşmaya bile başlamadan önce eline bir kalem verirsiniz bir şeyler çizmeye başlar. Tamamen özgür bir şekilde, önceden planlaması, önyargısı olmadan çizer. Miró’nun da yaklaşımı bu; yani kendilerini ifade etmeleri için olanak sağlamak.

Buradaki atölye çalışmalarının amacı da buna yönelik mi?

Hem yetişkinler hem de çocuklara yönelik olacak. Kendileri Miró tarzı bir şeyler yaratacaklar. Taş baskıyla, elleriyle, parmaklarıyla onun yaptığı gibi...

 

Röportaj: Serdar Yazıcı

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön