Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) üzerine yapılan araştırmalar, "tetikleyici" terimini, savaşla ilgili rahatsız edici anılara verilen travma tepkilerine atıfta bulunmak için kullanmaya başladı. O zamandan beri, terim geniş bir dizi travmayı ve bu travmatik durumlara verilen bireysel tepkileri kapsayacak şekilde genişledi. 2010'larda, "tetikleyici uyarısı" (trigger warning) terimi, travma yaşamış kişileri olası rahatsız edici içerikler için saygılı bir şekilde uyarmak için medyada popüler hale geldi.


Tetiklenmek, farklı insanlar için çok farklı şeyler ifade edebilir. Özellikle tetikleyici travmalar yeme bozukluklarından kendine zarar vermeye ve cinsel şiddete kadar değişebildiğinden, tetiklenmenin ne anlama geldiğini daha iyi anlamak için psikologlar ve travma uzmanlarının açıklamalarına göz atmak gerekli.


Tetiklenmek ne demek?

Psikolog ve travma uzmanı Karol Darsa, tetiklenme kavramını “Yaşanan travmatik bir olayı hatırlatan bir dış faktöre duygusal veya fiziksel bir tepki göstermek” olarak açıklıyor. Tetiklenme tepkisi, geçmişe dönüş anları (flashback), panik atak, duygusal sıkıntı vb. şeklinde kendini gösterebiliyor.


Tetikleyiciler, cinsel şiddet ve savaş deneyimleri gibi çok bariz travmalardan kaynaklanabileceği gibi, zaman içinde ince acıların biriktiği mikro travmalardan da kaynaklanabilir. Bu fenomeni derinlemesine inceleyen Seattle merkezli bir psikolog ve psikanalist olan Margaret Crastnopol, mikro travmayı "kişinin kendisine veya bir başkasına duygusal olarak zarar veren görünüşte önemsiz, ancak göz ardı edilebilen, reddedilebilir veya başka bir şekilde psişik halının altına süpürülebilir" sözleriyle tanımlıyor.


Yaşanan travma ister yaşamı tehdit eden bir olay, isterse zamanla oluşan bir dizi daha incelikli olay olsun, tetiklenme hissi son derece rahatsız edici bir deneyimdir. Karol Darsa, bir kişinin tetikleyici uyarana tepki olarak yaşayabileceği herhangi bir duygusal sıkıntı veya paniğe ek olarak, duygunun "sizi bedeninizden çıkarması ve o anda daha az mevcut olmanızı" sağladığını da belirtiyor.




Neler bizi tetikler?

Tetikleyiciler, genellikle geçmiş travmalardan kaynaklanır. Günlük hayatta karşımıza çıkan çeşitli şeyler, iç veya dış faktörler, olumsuz bir deneyimi travmatik şekilde yeniden canlandırabilir. İnsanların tetikleyici faktörlere nasıl tepki verdiği, nelerden tetikleneceği ve hatta ne kadar kolay tetiklenebileceği değişkenlik gösterir. Kimileri arka plandaki bir gürültüyle çok hızlı bir şekilde tetiklenebilirken, bazıları eski bir anıyı hatırlatan yeni bir travmatik olay tarafından daha uzun sürede tetiklenebilirler.


Psikolog Catherine Athans, travmaların aile geçmişine veya grup travmalarına bağlı olarak da gelişebileceğine dikkat çekiyor: “Ebeveynlerin tutumları ve güçlü inançları, çocukları bilinçsiz bir şekilde etkiler, bu nedenle çocuklar da aynı düşünce ve inançları farkında olmadan üstlenirler. Bu soy hattı travmasıdır. Bilinçaltımızda bir çöplük gibi durur. Grup travması da buna benzer ancak güçlü inançlar, genetik olarak değil, bir grup tarafından paylaşılır.”


Tetikleyiciler, aileden kaynaklı inançlara bağlı olabildiği gibi, bireyin kendi yaşam deneyimlerinden doğan bastırılmış duygularından, düşüncelerinden ve inançlarından da kaynaklanabilir.

Tetikleyiciler çeşit çeşit olabilir

Bazı psikoloji uzmanları, tetikleyicilerin duygusal tetikleyiciler, kaygı tetikleyiciler, fiziksel tetikleyiciler gibi birçok kategoriye ayrılması gerektiğine inanır. Bu yaklaşım da değerlidir ancak Karol Darsa’ya göre tetikleyicilerin, mutlaka doğalarına göre kategorize edilmeleri gerekmez. Bunun yerine bireyin herhangi bir tetikleyiciye verdiği tepkiye göre bir sınıflandırma yapmak daha verimli olabilir: “Örneğin belirli bir ses tarafından tetiklenen bir kişi, gürültüye karşı aşırı endişe duyabilirken, yine bir gürültü tarafından tetiklenen bir başkası bunu vücudunun belirli bir bölümünde ağrı hissederek deneyimleyebilir.”


Travma, vücutta depolanır ve bu da kronik ağrı, gerginlik gibi fiziksel tepkileri tetikleyen duygularda kendini gösterebilir. Kısacası, her insan belirli tetikleyicilere farklı tepkiler verebilir ve tepkileri duygusal, fiziksel veya kaygı tepkileri şeklinde gelişebilir. Ancak tetikleyici türleri arasında kesin bir ayrım olması gerekmez çünkü bunlar her birey (ve her beden) için benzersiz deneyimler olarak ortaya çıkar.


Tetikleyici uyarısı şart mı?

Tetikleyici uyarıları (trigger warnings) tartışmalı bir konu haline geldi bile. Kimileri bu uyarıların önemini vurgularken kimileri de bunun ‘aşırı hassaslık’ olabileceğini söylüyor. Oysaki amaç, sadece travmalarını tetikleyebilecek içeriklere karşı belirli gruplardaki kişileri uyarmak.


Karol Darsa, tetikleyici uyarılarının bireyin zihnine ve bedenine olumlu sinyaller verebileceğini söylüyor. Bireyin içerikten ayrışmasına, panik atak geçirmesine veya duygusal sıkıntıya girmesine neden olabilecek tetikleyici bir şeye hazırlanmak için yer açmak, yardımcı olabilir. Uyarı, bireye büyük olasılıkla gerçek travma deneyiminde olduğu gibi tatsız bir sürpriz olarak değil, tetikleyiciyi deneyimlemeye karar verme imkanı vererek alan açar. “Yaklaşan bir tetikleyici olduğunu bilmek, hazırlıklı olmamıza ve kendimizi daha merkezde tutmamıza yardımcı olabilir. Böylece tetikleyici ile yüz yüze geldiğimizde, daha az olumsuz bir deneyim yaşayabiliriz.”


Tetikleyicilerle nasıl baş edilir?

Uzmanlar, kontrol edilemez biçimde tetikleyici unsurlarla karşılaşabileceğimizi ve bu karşılaşmalar için kendimizi hazırlayabileceğimizi söylüyorlar. Darsa’ya göre tetikleyicinin kendisini tanımlamadan önce, yaşadığımız tepkiyi anlamak daha kolay. Örneğin bir durumla karşılaştığınızda panik atak geçiriyor, ağlıyor veya şok durumuna girebilirsiniz. Böyle bir tepki gösterdiğinizde, bu tepkiyi izlemek önemlidir. “Duygusal ve fiziksel sıkıntıya aslında neyin sebep olduğunu, duyduğunuz sesleri, gördüklerinizi, çevrenizdeki insanlar gibi dış faktörleri düşünün. Geçmişteki travmatik bir olayla doğrudan bağlantı kuramayabilirsini ancak bir kez kalıbı tanımladığınızda ve tepkiye neyin neden olduğunu anladığınızda, daha derine inebilir ve neden böyle bir tepki gösterdiğinizi anlamaya çalışabilirsiniz.”


Bu tür tetikleyicilerle başa çıkmak için, belirli tetikleyiciler hakkındaki düşünce kalıbınızı değiştirmeye çalışmak, neyin gerçek ve neyin gerçek olmadığını ayırt etmeyi öğrenmek önemlidir. Bunu yapmak için Darsa, ister bir ses, ister bir duygu ya da bir kişi olsun, tetikleyicinin travmatik olayın kendisi değil, size onu hatırlatan bir şey olduğu ve şu an tehlikede olmadığınız anlayışını kazanmanın önemli olduğunu söylüyor.


Karol Darsa, tetikleyicilerle baş etmek için mindfulness öneriyor: "Ayrıca, tetiklendiğiniz zamanlarda anda kalmanıza yardımcı olacak merkezlenme becerileri kazanmak da önemlidir. Genel olarak mindfulness pratiği uygulamak, kişinin anda olma yeteneğini geliştirmesine ve öz farkındalığını, kendi farkındalığını artırmasını sağlayacaktır. Farkındalık uygulamaları, kişiye mevcut olma becerilerini kazandırma ve kendilerini tetikleyici durumlara zemin hazırlama konusunda çok faydalıdır."


Referanslar:

Georgina Berbari. "What Are Triggers & What Does It Really Mean To Be Triggered?". Şuradan alındı: https://www.mindbodygreen.com/articles/what-it-means-to-be-triggered. (15.12.2021)




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.