Zillennial’lar, henüz yeterince tanınmayan bir grubu temsil ediyor. 1993 ile 1998 yılları arasında doğan bu mikro kuşak, hem Z kuşağının hem de Y kuşağının ortak özelliklerini taşıyor. Başka bir deyişle, tam anlamıyla bir 'melez kuşak' olarak tanımlanabilir. Bu yaş grubu büyürken internete erişebiliyordu; ancak Z kuşağının büyük bölümünden farklı olarak hayatlarının bir kısmını sosyal medyanın, cep telefonlarının ve yüksek hızlı Wi-Fi’ın henüz herkesin elinin altında olmadığı bir dönemde geçirdiler.
Zillennial’lar kimdir?
Bazıları bu kuşağa 'geçiş dönemi kuşağı' diyor. Çünkü iki kuşağın sınırında yer alıyor; hem içinde doğduğu kuşağın hem de ondan sonra gelen kuşağın özelliklerini taşıyor. İnternetin hayatın her alanına henüz bu kadar nüfuz etmediği bir dünyayı hatırlıyorlar; ama aynı zamanda dijital dünyaya hızla uyum sağlayabilecek kadar gençlerdi.
Bir zamanlar oyun alanlarının gün boyunca oynayan çocuklarla dolu olduğunu, bugünse çoğunun büyük ölçüde boş kaldığını gördüler. İnternet kafelerin gençlerle ve yetişkinlerle dolup taştığı günleri hatırlıyorlar. Facebook’un hala havalı olduğu zamanları da...
Yalnızca dünyanın yavaş yavaş dijitalleşmesine tanıklık eden kişiler değillerdi; bu dönüşümün bizzat içinde yer aldılar. Hem analog hem de dijital bir çocukluk yaşadılar. 90’ların nostaljisiyle 2000’lerin tamamen dijitalleşmiş dünyası arasında bir köprü oldular. Teknoloji ve internet, Zillennial olmanın önemli bir parçası olsa da bu kuşağı tanımlayan tek şey bunlar değil. Mesele, kuşaklar arasındaki zaman çizelgesinde kendilerine özgü bir yerde bulunmaları, sürekli değişen dünyaya uyum sağlama mücadeleleri, medya ve popüler kültür tercihleri, toplumsal ve siyasi bakış açıları... Ama hepsinden önemlisi, sahip oldukları değerleri.
X-Y-Z kuşakları bize ne anlatıyor?
Zillennial’lar neden önemli?
Zillennial’lar, iki taraf arasında sıkışıp kalmış bir ortanca çocuk gibidir. Bir yere ait olmaya çalışır ama hiçbir zaman tam anlamıyla ait olduğunu hissedecek kadar yakın olmadılar. Yıllar içinde pek çok mikro kuşak ortaya çıktı. İki komşu kuşağın 'sınırında' doğan insanlar, çoğu zaman kendilerini yeterince temsil edilmemiş veya hiç temsil edilmemiş hisseder. Ancak bunu Zillennial’lar kadar yoğun yaşayan pek az kuşak vardır. Çünkü, 21. yüzyılın başında yetişkinliğe adım atan ilk kuşağın parçaları onlar.
Facebook, MySpace, Tumblr, Snapchat, Instagram… Bu kuşak hepsine sorgulamadan dahil oldu. Ebeveyn denetimleri yoktu, kimse durmaksızın içerik kaydırmanın dikkat süresi üzerinde ne yapacağını anlatmıyordu. Y kuşağı bu platformları yetişkinler olarak kurdu. Z kuşağı ise onların içine doğdu. Zillennial’lar ise ikisinin arasındaki laboratuvar denekleri gibiydiler.
Ekonomik & kariyer belirsizlikleri (iki dünyanın arasında kalmak)
Y kuşağı gibi "Okula git, üniversite bitir, kurumsal işte düzenli yüksel" vaadiyle büyüdüler. Ancak iş hayatına atıldıkları an (2010'ların sonu ve pandemi dönemi), Z kuşağının esnek, içerik üreticiliğine veya remote (uzaktan) çalışmaya dayalı yeni iş dünyasıyla karşılaştılar. Tam iş hayatına atılacakları ya da üniversiteden mezun olacakları dönemde küresel krizler ve 2020 pandemisi patlak verdi. Ne Y kuşağı gibi 20’li yaşlarının başında tam bir ekonomik istikrar görebildiler, ne de Z kuşağı gibi kariyerlerine doğrudan dijital dünyada başlayabildiler.
Popüler kültür ve medya tüketimindeki "nostalji çıkmazı"
Popüler kültürü tüketme biçimleri devrim geçirdi. Walkman/CD-Player ve MP3 çalar ile başladılar, bugün Spotify algoritmalarıyla müzik dinliyorlar. Harry Potter, MSN Messenger, Vine, CD/DVD kiralamak, Simpsonlar veya MP3 indirmek gibi kültürel unsurları bizzat yaşadılar.
Sosyal ilişkiler ve iletişim evrimi
Çocukken arkadaşlarını sabit hattan arayıp "X evde mi?" diye soran son nesil oldular; ama gençliklerinde Tinder, WhatsApp ve Instagram DM üzerinden iletişim kurmaya adapte oldular. Mahallede veya sokakta hava kararana kadar oynamanın ne demek olduğunu iyi bilirler; fakat aynı zamanda çevrimiçi oyunlarda sabahlamayı da ilk deneyimleyenlerdir.
Bilgiye erişim ve "fomo"
Ergenliklerinin tam ortasında akıllı telefonlarla tanıştıkları için, ebeveyn denetimi olmaksızın ilk sosyal medya zorbalıklarına ve "kusursuz hayat" sergileme yarışına maruz kaldılar. Akıl sağlığı, terapi, tükenmişlik sendromu (burnout) gibi kavramları konuşmaktan çekinmeyen, ancak aynı zamanda bilgi bombardımanı yüzünden genç yaşta zihinsel yorgunluk hisseden bir grupturlar.
İki dünyanın sınırında bir denge
Zillennial’lar, sadece teknolojinin değil, çalışma ve yaşama biçimlerinin de kabuk değiştirdiği bir fırtınanın ortasında büyüdüler. Geleneksel 'sabah 9 akşam 6' iş düzeninin güvenliğini arzularken, aynı zamanda esnek ve özgür dijital dünyanın hayalini kurdular. Arkadaşlarını mahalledeki sabit telefondan arayarak sokağa çağıran son çocukluk, bugün yapay zekâ araçlarıyla iş üreten ilk gençliğe dönüştü. Ne tam olarak geçmişin düzenine inanabiliyorlar ne de geleceğin belirsizliğine tamamen teslim oluyorlar. Belki de bu yüzden Zillennial olmak; sürekli değişen bir dünyada hem köklerini korumaya çalışmak hem de rüzgara uyum sağlama sanatıdır.
Kaynak: Terry Ward. "Zillennials: The newest micro-generation has a name". Şuradan alındı: https://edition.cnn.com/2023/05/10/health/what-are-zillennials-wellness.
Yeni dünya, yeni jenerasyon: Beta nesli
Z kuşağı ebeveynlerinin geride bıraktığı ebeveynlik trendi