HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Rehber: Yetişkinlikte ebeveynlerle ilişki
Giriş: 20 Mayıs 2026, Çarşamba 14:07
Güncelleme: 20 Mayıs 2026, Çarşamba 14:13

Yaşım ilerledikçe ebeveyn desteğinin gittikçe artan bir öneme sahip olduğunu görüyorum. İnsan büyüdükçe kendi bilgisi ve tecrübesi kendine yeter sanıyor. 34 yaşımdaki halimden görüyorum ki bu böyle değil. Ebeveynlerimin tecrübesine, bilgisine, ilgisine ve şefkatine ihtiyacım var. Peki, ebeveynlik rolü ne zaman biter? Bitmesi durumunda ne olur? Yetişkinlikte ebeveyn desteği nasıl olmalıdır? Merak ettiğim soruların yanıtını Psikolog Jülide Unutmaz’a sordum. İşte aldığım cevaplar…

Olduğum yerden baktığımda ebeveynliğin dönem dönem geçirdiği evrimler var gibi. Bebek ebeveynliği, ergen ebeveynliği ve son olarak da yetişkin ebeveynliği şeklinde ebeveynliği dönemlere ayırmak mümkün mü?

Kesinlikle mümkün hatta gerekli bence. Çünkü ebeveynlik sabit bir rol değil; çocuğun gelişimiyle birlikte dönüşen bir ilişki biçimi. Bebeklikte bakım veren, koruyan ve düzenleyen bir ebeveynlik ön plandayken; ergenlikte sınır koyan ama aynı zamanda bireyselleşmeye alan açan bir ebeveynlik gerekiyor. Yetişkinlikte ise ilişki biraz daha “ebeveyn-çocuk” çizgisinden çıkıp “iki yetişkin insan” ilişkisine dönüşüyor. Bu dönüşümü yapabilmek her zaman kolay olmuyor çünkü birçok ebeveyn için çocuk, kaç yaşına gelirse gelsin hâlâ korunması gereken biri gibi hissediliyor. Ama sağlıklı olan, ilişkinin zamanla kontrol merkezli değil temas merkezli bir hale evrilmesi.

Bebeğe bakım vermek ile ilgili yazılan, araştırılan birçok başlık var, ergenlik dönemine dair de… Peki, yetişkin bir bireye doğru ebeveynlik nasıl yapılır?

Yetişkin bir bireye ebeveynlik yapmak biraz “geri çekilmeyi bilmekle” ilgili aslında. Her düştüğünde tutmak değil, düşerse kalkabileceğine güvenebilmek. Sürekli yön vermek değil, ihtiyaç duyduğunda yanında olacağını hissettirmek. Yetişkin çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri yargılanmadan konuşabilecekleri bir alan. Çünkü yetişkinlikte insanlar çoğu zaman çözümden önce anlaşılmak istiyor. Bence iyi bir yetişkin ebeveynliği; müdahale etmeyen ama kaybolmayan, mesafeli olmayan ama sınır bilen bir yerde duruyor.

Görevinin bittiğini düşünen ebeveynler elbette vardır… Bu noktada onları tekrar sürece dahil etmenin yolu nedir? Çok sayıda arkadaşımın ebeveyninden gördüğüm kadarıyla çocukları büyüdükçe ebeveynler çocuklarının çocuğuymuş gibi davranıyor. Bu noktada ne yapmak gerekir?

Bazı ebeveynler çocuk büyüdüğünde artık ihtiyaç duyulmadığını düşünüp geri çekiliyor, bazılarıysa tam tersine çocuğun hayatındaki yerini kaybetmemek için fazla müdahil olabiliyor. İki uçta da aslında ortak bir kaygı var: “Bağımız değişiyor.” O yüzden önce bu değişimin doğal olduğunu kabul etmek gerekiyor. Yetişkin çocukların da ebeveynleriyle ilişkiyi yeniden tanımlaması önemli. Çünkü bazen sınır koymak uzaklaşmak gibi algılanabiliyor. Halbuki sağlıklı sınırlar ilişkiyi zayıflatmaz, daha sürdürülebilir hale getirir. “Beni merak etmeni anlıyorum ama bunu kendi yöntemimle çözmek istiyorum” gibi cümleler ilişkideki tonu yumuşatabiliyor.

Yetişkin bir bireyin ebeveyninden beklentileri de fazla olmamalıdır sanıyorum. Doğru çizgide buluşabilmek adına yetişkin bireylerin ebeveynlerinden hangi konularda destek beklemesi gerekir?

Burada mesele beklentinin az ya da çok olması değil; gerçekçi ve karşılıklı olması. Yetişkin biri hâlâ ailesinden duygusal destek bekleyebilir, zor zamanlarında yanında olmalarını isteyebilir, bazen fikir danışabilir. Bunlar çok insani ihtiyaçlar. Ama ebeveynin artık onun adına hayatı yönetmesini beklemek başka bir yere denk geliyor. Sağlıklı olan; destek alabilmek ama sorumluluğu devretmemek. Çünkü yetişkinlik biraz da “yardım isteyebilmekle” “hayatını başkasına bırakmamak” arasındaki dengeyi kurabilmek.

Yetişkin ebeveynliğinde en ince çizgilerden biri tavsiye ve müdahale arasında çekilir. Tavsiye vermekle kararlara müdahale etmek arasındaki farkı nasıl koruyabiliriz?

Bence fark biraz niyette ve yöntemde gizli. Tavsiye, karşı tarafın karar hakkını korur; müdahale ise o hakkı elinden almaya başlar. “Ben olsam şöyle yapardım” başka bir şeydir, “Bunu yapmamalısın” başka. Ayrıca yetişkin bireyin fikri sorulmadan sürekli yönlendirilmesi zamanla ilişkide baskı hissi yaratabiliyor. O yüzden bazen ebeveynlerin kendine şu soruyu sorması önemli oluyor: “Şu an destek mi oluyorum, kontrol mü etmeye çalışıyorum?” Aynı şekilde yetişkin çocukların da her tavsiyeyi baskı gibi algılamadan dinleyebilmesi gerekiyor. Çünkü bazen ebeveynin deneyimi gerçekten koruyucu olabiliyor.

Son olarak… Ebeveynlerimizden bazı konularda aldığımız destekler bizde “yetersizlik” duygusu uyandırabilir veya tam tersi olarak aldığımız destek karşısında kendimizi “borçlu” hissedebiliriz. Bunu “yetersizlik” veya “borçluluk” olarak değil de bir 'güç' olarak görmeyi nasıl başarabiliriz?

Birinden destek almak çoğu insan için düşündüğümüzden daha zor aslında. Çünkü birçok kişi yardım almayı bağımlılık ya da başarısızlık gibi algılıyor. Oysa insan ilişkileri doğası gereği karşılıklı dayanışma içeriyor. Hayatın bazı dönemlerinde biz taşırız, bazı dönemlerinde biri bizi taşır. Bu bizi eksik yapmaz. Özellikle aile ilişkilerinde desteği “borç” gibi hissetmek çok yorucu olabiliyor. Halbuki sağlıklı bir bağda destek bir yatırım ya da hesap değil, ilişki kurma biçimidir. Bence burada önemli olan şey şu: Destek almak kendi ayakları üzerinde duramamaktan değil, gerektiğinde birine yaslanabilecek güvenli bir ilişkinin varlığından da gelebilir.

Röportaj: Dilay Argün

Paylaş:
brush-purple Yorumlar