Çocuk büyütmek her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bir de meseleye geleneksel kalıpların dışından bakıyorsanız, yükünüz biraz daha ağırlaşıyor. Çünkü bu kez yalnızca çocuğunuzu büyütmüyor; toplumun dayattığı ezberlerle de mücadele ediyorsunuz.
Çocukların cinsiyetine göre maruz kaldıkları görünmez baskılar var. Bir erkek çocuk annesi olarak beni en çok zorlayan meselelerden biri de bu: Oğlumun duygularını özgürce yaşayabilmesini, duygularından utanmadan büyümesini istemem. Oysa toplumun erkek çocuklarından beklentisi çoğu zaman bunun tam tersi yönde.
Tam da kendimi bu konuda hayli yalnız hissettiğim bir dönemde Oğlunuzla Konuşmalar kitabı çıktı karşıma. Psikoloji ve psikoterapi yöntemlerinden, bilimsel verilerden ve danışan öykülerinden yararlanan kitap, aslında içten içe bildiğimiz pek çok şeye yeniden ışık tutuyor.
Çünkü bazen kitaplar bize yepyeni bilgiler öğretmekten çok, omzumuza uzanan bir el gibi oluyor. Ve annelik benim için hazır reçeteleri uygulamak değil; çocuğumu, kendimi ve aramızdaki ilişkiyi birlikte anlamaya çalıştığım canlı bir yolculuk.
Dr. Mary Polce tarafından yazılan Oğlunuzla Konuşmalar, erkek çocuklarının iç dünyalarına ve duygularına ulaşabilmelerine nasıl yardımcı olunabileceğine dair önemli bir perspektif sunuyor. Yazar, erkek çocukları söz konusu olduğunda birçok yetişkinin en büyük hatalarının; duygusal yakınlık göstermenin, erkek çocuklarının ‘‘erkeksilik’’ lerini azaltacağı korkusu olduğunu söylüyor.
Erkek çocuklarının duygusal dünyalarıyla ilgili meseleleri oldukça kapsamlı bir çerçevede ele alan yazar, bazı yetiştirme biçimlerinin onların kendi duygularına ulaşmalarını ve duygularını ifade edebilmelerini sınırladığını anlatıyor. Erkek çocuklarda zamanla duyguların ‘‘yitirilmesine’’ kadar varabilen bu kültürel baskıları ise ‘‘Sürü Kuralları’’ olarak adlandırıyor. Yazara göre erkek çocuklarının sağlıklı bir iç dünya kurabilmeleri için ailelerin bu görünmez kurallarla ciddi biçimde yüzleşmesi gerekiyor.
"Tek bir 'kural' kitabı bile okumadan herkesin Sürü Kuralları’nı bilmesi şaşırtıcı değil mi?"
Yazar bunu kültürün görünmez aktarım biçimiyle açıklıyor: Kurallar, hiçbir yazılı belgeye ihtiyaç duyulmadan kuşaktan kuşağa, toplumdan topluma aktarılıyor. Erkek çocuklarının birbirleriyle kurdukları ilişkilerde de bu kurallara çoğu zaman farkında olmadan uydukları görülüyor. Zaman zaman eğlenceli görünseler de bu kurallara bağlı kalmak, erkek çocuklarının duygusal gelişimi açısından sağlıklı sonuçlar doğurmuyor.
Erkek çocukların duygularının farkına varmaları ve onları sağlıklı biçimde ifade edebilmeleri için sürü kurallarıyla mücadele etmek gerektiğini vurgulayan yazar, mizaç ve empati gibi başlıklara da geniş bir yer ayırıyor.
Kitapta en dikkat çekici başlıklardan biri ise empati. Çünkü bir başkasının ne hissettiğini anlayabilmek için önce kendi duygularımızla temas kurabilmemiz gerekiyor. Eğer erkek çocukları kendi duygularını fark etmekten uzak yetiştiriliyorsa, başkalarının duygularını anlamakta da zorlanmaları kaçınılmaz hale geliyor.
Kız çocuklarının ilişkiler ve duygusal gelişim alanlarında daha fazla sosyal destek gördüğü bir dünyada, erkek çocuklarının duygusal ihtiyaçlarının çoğu zaman görmezden gelinmesi düşündürücü. Mesele; çocukları değiştirmekten önce, erkekliğe dair ezberleri sorgulayabilmekte yatıyor.
Oğlunuzla Konuşmalar, yalnızca erkek çocuk büyüten ailelere değil; çocukların duygularını bastırmadan, kendileri olarak var olabilecekleri bir dünya hayal eden herkese temas eden bir kitap.
Yazı: Sinem Uslu