HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Kendine bu kadar sert davranmayı ne zaman öğrendin?
Giriş: 04 Ağustos 2026, Salı 10:21
Güncelleme: 04 Ağustos 2026, Salı 10:21
Nuray Kılınçarslan

Başkalarına karşı gösterdiğimiz anlayış ile kendimize gösterdiğimiz anlayış arasında çoğu zaman büyük bir uçurum var. Sevdiğimiz bir arkadaşımız hata yaptığında onu teselli etmeye çalışıyoruz. Yorulduğunda dinlenmesini söylüyor, başarısız olduğunda bunun hayatın doğal bir parçası olduğunu hatırlatıyoruz. Ama aynı durum kendi başımıza geldiğinde bambaşka bir dile dönüşüyoruz. Bir hata yaptığımızda kendimizi yargılıyor, yetişemediğimizde suçluyor, eksik kaldığımızı düşündüğümüzde ise acımasızca eleştiriyoruz. İlginç olan şu ki, bunu o kadar uzun zamandır yapıyoruz ki artık normal olduğunu sanıyoruz.

Bir an durup gün içinde kendinle nasıl konuştuğunu hiç dinledin mi? Sabah aynaya baktığında aklından ilk geçen cümle ne oluyor? İşte yaptığın küçük bir hatadan sonra kendine ne söylüyorsun? Gün sonunda tamamladığın onca işe rağmen neden hep yapamadıklarını hatırlıyorsun? Belki de günün en yorucu kısmı yaptığın işler değil, kendine kurduğun o görünmez mahkeme.

Bence bugün birçok insanın en büyük yorgunluğu tam da buradan geliyor. Sürekli daha iyi olmaya çalışıyoruz ama bunu kendimizi destekleyerek değil, kendimizi eksik hissettirerek yapıyoruz. Sanki kendimizi ne kadar eleştirirsek o kadar gelişeceğimize inanıyoruz. Oysa yıllardır gözlemlediğim bir şey var: İnsan, en büyük dönüşümü kendine baskı kurduğunda değil, kendini anlamaya başladığında yaşıyor.

Başarı odaklı bir dünyada yaşıyoruz. Daha üretken olmalısın, daha fit görünmelisin, daha çok kazanmalısın, daha hızlı ilerlemelisin… Bu cümleler zamanla dışarıdan içeriye taşınıyor ve bir süre sonra kendi sesimiz hâline geliyor. Artık bizi kimsenin eleştirmesine gerek kalmıyor. O görevi biz devralıyoruz. Kendimizi başkalarıyla kıyaslıyor, yeterince iyi olmadığımıza kolayca inanıyor ve bunu değişmenin tek yolu sanıyoruz.

Oysa burada gözden kaçırdığımız önemli bir nokta var. İnsan gelişmek için eleştiriye değil, güvene ihtiyaç duyar. Küçük bir çocuğu düşün. Yürümeyi öğrenirken düştüğü her seferde ona "Sen beceremiyorsun." deseydik ayağa kalkmayı öğrenebilir miydi? Hayır. Çünkü gelişim, hata yapma hakkının olduğu yerde mümkündür. Aynı şey yetişkinler için de geçerli. Kendimize hiç hata payı bırakmadığımızda cesaretimiz azalıyor. Denemekten korkuyor, risk almıyor ve sonra da neden olduğumuz yerde kaldığımızı merak ediyoruz.

Belki de bu yüzden birçok insan dışarıdan güçlü görünmesine rağmen içten içe çok kırılgan hissediyor. Çünkü bütün enerjisini başkalarına güçlü görünmeye harcarken, kendi içinde sürekli bir savaş veriyor. Kimseye göstermediği o iç konuşmalar, zamanla özgüveni değil kaygıyı büyütüyor. İnsan en çok da kendi sesinden yoruluyor.

Yıllar içinde fark ettiğim başka bir gerçek daha var. Kendine sert davranan insanlar genellikle başkalarına karşı son derece anlayışlı oluyor. Herkesi affedebiliyor, herkese ikinci bir şans verebiliyor ama aynı hakkı kendilerine tanımıyorlar. Sanki kendilerini sevebilmek için kusursuz olmaları gerekiyormuş gibi yaşıyorlar. Oysa kusursuzluk diye bir yer yok. Hayatın kendisi eksiklerle, hatalarla ve yeniden başlamalarla ilerliyor.

Belki bugün kendine farklı bir soru sormanın zamanı gelmiştir. "Neden bu kadar hata yapıyorum?" yerine "Neden hata yaptığımda kendime bu kadar ağır davranıyorum?" diye sormayı dene. Çünkü bazen hayatı değiştiren şey, cevap değil; sorunun kendisidir. Soruyu değiştirdiğinde baktığın yer değişir. Baktığın yer değiştiğinde ise kendinle kurduğun ilişki de yavaş yavaş dönüşmeye başlar.

İnsan çoğu zaman başkalarının onu incitmesinden değil, o incinmiş hâliyle kendine nasıl davrandığından daha çok yara alıyor. Belki de gerçek iyileşme, kusursuz olmaya çalışmayı bıraktığımız gün değil; kendimize kusurlu olma hakkı tanıdığımız gün başlıyor. Çünkü hayat bizden mükemmel olmamızı istemiyor. Hayat, düştüğümüzde kendimize uzattığımız elin ne kadar şefkatli olduğuna bakıyor. Ve insan, kendine düşman olmaktan vazgeçtiği gün, sadece içindeki yük hafiflemiyor; dışarıdaki hayatla kurduğu ilişki de sessizce değişmeye başlıyor.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
ITEM