HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Bocavirüs alarmı: Ateş ve solunum sıkıntısına dikkat
Giriş: 20 Ocak 2026, Salı 12:24
Güncelleme: 20 Ocak 2026, Salı 12:24

Bocavirüs enfeksiyonları genellikle hafif seyretse de bazı çocuklarda ağır klinik tablolara yol açabildiği bir kez daha görüldü. Son dönemde yaşanan bir vaka, özellikle küçük çocuklar ve risk grubundaki bireylerde bu enfeksiyonun yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koydu.

Uzun süren ateş, solunum sıkıntısı ve genel durum bozukluğu gibi belirtilerin ciddiye alınması ve zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşıyor. Özellikle bebekler ve küçük çocuklarda görülen bocavirüs, çoğu zaman soğuk algınlığıyla karıştırılsa da bazı olgularda ağır seyrederek hastane yatışına neden olabiliyor.

Bocavirüs (Human bocavirus) 2005 yılında tanımlanan, Parvoviridae ailesine ait bir DNA virüsüdür. En sık 0 - 5 yaş arası çocuklarda görülüyor. Özellikle 6 ay - 3 yaş arası bebekler, kreş ve anaokuluna giden çocuklar ile bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş olanlar risk altında.

Belirtiler soğuk algınlığıyla karışabiliyor

Bocavirüs enfeksiyonunda burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük, ateş, hırıltılı solunum ve nefes alırken zorlanma gibi belirtilerin sık görüldüğü belirtildi. Bazı çocuklarda tablo bronşiolit ya da pnömoniye ilerleyebilir. Oksijen ihtiyacı ve hastane yatışı gerekebilir. Bazı vakalarda ishal, kusma ve karın ağrısı da eşlik edebilir. Bocavirüs öksürme ve hapşırma yoluyla yayılan damlacıklarla, kirli eller ve ortak kullanılan yüzeylerle kolayca bulaşmaktadır. Kreş ve okul ortamları bulaş açısından en riskli alanlardır. Belirtilerin başladığı ilk günlerde bulaştırıcılık daha yüksektir.

Tanı, burun ya da boğazdan alınan sürüntü örnekleriyle yapılan PCR testleriyle konuluyor. Bocavirüs, RSV, rinovirüs ve influenza gibi diğer virüslerle birlikte de saptanabilir. Bu nedenle klinik tablo mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir. Bocavirüse karşı özel bir antiviral tedavi yoktur. Tedavi belirtilere yöneliktir. Ateşi kontrol altına almak, solunumu rahatlatmak ve sıvı kaybını önlemek temel amaçtır. Antibiyotikler rutin olarak kullanılmaz.

Bu belirtilerde gecikmeyin

Solunumda hızlanma veya zorlanma, dudak çevresinde morarma, beslenememe, sürekli uyku hali, bilinç değişikliği ve yüksek ateşin düşmemesi durumlarında mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. El hijyeni, yüzey temizliği ve hasta çocukların kalabalık ortamlardan uzak tutulması önemlidir. Belirtilerin iyi tanınması ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması, hastalığın doğru yönetimi açısından büyük önem taşır.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar