HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Bir zamandır sebuka buluşmaları yapıyoruz. Buluşmaların bir teması yok. Instagram hesabından bir mekân ve saat duyurusu yapıyorum. Hesabı takip eden kadınlar çoğu zaman takip etmeyen bir arkadaşlarını da yanlarına alıp geliyorlar. Herhangi bir tema yok. Tanışıyoruz. Kadınlar sebuka’yı neden takip ettiklerini, hayatlarında neye dokunduğunu anlatıyor. Hikâyelerimiz o kadar ortak ki. Bugüne kadar gözlerin dolmadığı bir buluşmamız hiç olmadı.

Son zamanlarda çok konuşulan “erkek yalnızlığı” (male loneliness) kavramı var. Duymuşsunuzdur. Bu loneliness kavramı tek başınalığa değil de daha çok “kalabalıklar içinde” yalnızlığa işaret eden bir kavram. Yakın çevrenize bakın. Söz gelimi bir çift ayrılmış diyelim. Kadın masalarında bu ilişki başından sonuna deşilir, haklı yanlar haksız yanlar dökülür, duygular paylaşılır, destekler verilir, teselli seansları kurulur. Erkek masalarında genelde anlatanın da tüm hikayeyi ayrıntısız şöyle bir özet geçtiği, teselli edenin de “takma kafana abi”nin ötesine geçmeyen tavsiyeler verdiği bir iletişim görürüz. Bunun doğuştan böyle olmadığına bir noktada buna dönüştüğümüze eminim. “Derdi olan yazar” söylemindeki gibi tıpkı “derdi olan konuşur”dan hareketle daha çok anlatır olmuşuz. Derdimiz çoğu zaman ortak. Bu anlatma halinde de bence şifalanır olmuşuz.

Sosyal medyada bir video gördüm dün akşam. Bir dansöz dans ediyor. Müşterilerden bir kadın da dansözü videoya alıyor. Dansöz kadına yaklaşıp bir yandan dans etmeye devam ederken bir yandan da diyor ki “sevgililerini benden kıskanıyorlar, ben ne yapayım onların sevgililerini”. Hiç tanımadığı bir kadına, bir anda yakınlık duyup, işini yapmaya devam ederken ayaküstü dertleşiyor. Overshare dedikleri bir eylem var, “gereğinden fazla paylaşmak”, kadınların çok daha sık yaptığından söz edilir. Yalan da değil. Yine aynı kaynaktan doğduğunu düşünüyorum.

Buluşmalarda en çok hissettiğimiz anlaşılma duygusu. Dün akşam bir kadın dedi ki “ben anlatırken kafalarınızı sallayarak dinliyorsunuz ya bunu görmek bana çok iyi geliyor”. İşte tam olarak bu. O kafa sallayanların beden diliyle söyledikleri “seni anlıyorum, benzerlerini yaşadım, söylediklerini duyuyorum.” Kadınlar anlattıkları hakkında hakkında o kadar çok “çok abartıyorsun”, “amma hassassın”, “rasyonel olmayan fikirler bunlar” yargılamalarına maruz kalıyor ki, sadece yargısız bir dinleme alanı bile bir şifalanma kaynağı. Duygularımız var. Duygularımız olduğu için mantıksız değiliz. Bu cümlelerin kafada tekrarlanması gibi bir an o anlatma-dinleme döngüsü.

Bu buluşmaların en çok hizmet ettiği amacın da “yalnız değilim” çıkarımı olduğunu düşünüyorum. Değiliz gerçekten. Hayat ırkçı, türcü, cinsiyetçi, ayrıcalıklarına sıkı sıkı tutunup yaşayan lümpenlerden ibaret değil. Biz de varız ve her yerdeyiz. Veli grubundayız, okuldaki öğretmeniz, tapudaki memuruz, karşı komşuyuz; her yerdeyiz. Dijitalde birbirimizi bulabilmenin avantajı yadsınamaz elbet ama canlı canlı görüşmenin, gerçek anlamda el ele tutuşmanın verdiği dayanışma duygusu da bir başka. “Evimden kalktım, hafta içi bu akşam saatinde ne işim varsa bıraktım ve kalktım buraya geldim, beraber olabilmek için” diyen kadınlarla bir arada olmanın değerini anlatamam.

Bugüne kadar bu buluşmalara gelmiş tüm kadınlara çok teşekkür ederim. Umarım iletişim orada oluşan tanışmalarla da devam ediyordur. Umarım birbirimizi hiç kaybetmeyiz. Bu hayatta en çok kadın dayanışmasına inanıyorum. Tüm kalbimle biliyorum ki sen, ben, biz; birbirimizin çaresiyiz.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar