Geçenlerde National Geographic’te yayınlanmış bir kare gördüm. Bu kare, fotoğrafı çeken kişi olan Federico Veronesi’nin Yılın Yaban Hayatı Fotoğrafçısı olmasını sağlamış bir kare... Uzun uzun baktım fotoğrafa… Kadrajda bir anne fil ve hortumuyla tuttuğu küçücük bir fil yavrusu vardı. Bakar bakmaz onun eğlenceli bir kare olmadığını anlamıştım çünkü fotoğrafa sinmiş bir hüzün vardı. Anne fil, hayatını kaybetmiş bir yavruyu taşıyordu. Ben de sizinle hem bu fotoğrafın arkasındaki yürek burkan hikayeyi hem de doğanın bu büyüleyici ama bir o kadar da hüzünlü yüzünü paylaşmak istedim.
Federico Veronesi, Namibya’nın Huab Nehri Vadisi’nde çektiği, “The Aftermath” (Sonrası) adlı fotoğrafı yakaladığı anı şu cümlelerle anlattı: “O kadar özel bir andı ki neredeyse bu fotoğrafları çekmemem gerektiğini düşündüm ama sonra bunun bu canlıların ruhuna doğru çok derin ve büyüleyici bir pencere açtığını fark ettim.” Yarışmanın Jüri Başkanı Kathy Moran ise bu kare için şunları söylüyor: "Bu fotoğraf duygusal olarak iç burkan, yürek parçalayıcı bir etkiye sahip. Bilişsel olarak ise hayvanların da kavrayışsal yeteneklere sahip olduğunun bir kanıtı."
Veronesi bu kareyi yakaladıktan sonra, dişi filin yavruyu kayalık bir tepeye taşımasını, zaman zaman sadece küçük bir çalıyla beslenmek için yere bırakıp sonra tekrar kucağına almasını izledi. Tüm bu seyir sırasında Veronesi, filin yakın zamanda doğum yapmış gibi görünmediğini fark etti ve bu sebeple detayları öğrenmek için konu hakkında uzman kişilerle iletişime geçti. Araştırmacılar, bu dişi filin birkaç yıl önce bir yavrusunu kaybettiğini ve o zamandan beri başka ölü yavruları da taşırken görüldüğünü söyledi. Yani aslında anne fil, başka yavrular aracılığıyla kendi yavrusunun yasını belki tazeliyor belki de dindiriyordu. Bunu kesin olarak bilemeyiz; ancak filin bu davranışının hem kaybı kabullenme sürecinin bir parçası hem de derin bir sevgi ve sadakat gösterisi olduğu oldukça açık.
Filler gerçekten yas tutar mı?
Yıllarca hayvanların insanlara özgü duyguları hissetmediği düşünülürdü. Ancak bu fotoğraf ve son dönemde yapılan araştırmalar aksini gösteriyor. Araştırmacılar ve primatologlar, fillerin ve kargalar ile yunuslar gibi bazı canlıların ölüm kavramını anlama ve yas tutma yetisine sahip olduğunu belirtiyor. Araştırmalara göre filler, kabilelerinden biri öldüğünde cesedin etrafında toplanıyor, “nöbet” gibi adlandırılabilecek ileri geri çeşitli hareketler yapıyor, hüznü çağrıştıran alçak seslerle kayıplarına dokunuyor ve hatta zaman içinde kemiklerini ziyaret etmeye devam ediyor.
Bize hatırlattıkları...
Doğada sadece hayatta kalma mücadelesi veya vahşi bir güdü yok; sevgi, şefkat ve kaybetmenin getirdiği o ağır hüzün de var. Fotoğrafı bu kadar sarsıcı kılan şey bir annenin evladına olan bağı, anneliğin hiçbir türe, dile veya coğrafyaya sığmayan evrensel gücü. Kelimelerin bittiği, çaresizliğin başladığı o anda bile bırakamamak, acıyı sırtlanıp yola devam etmek… İşte annelik, tam olarak bu koşulsuz ve sınırsız adanmışlığın kendisi.
Referanslar
“Elephants' unique interactions with their dead”. Şuradan alındı: https://www.sciencedaily.com/releases/2020/02/200206184332.htm (14.02.2020).
Richard Kemeny. “16 Striking Photos From This Year’s Best Wildlife Photographers”. Şuradan alındı: https://www.nationalgeographic.com/photography/article/wildlife-photographer-of-the-year-2026 (13.10.2026).