HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Merhaba Yeşim Hanım; size yazıp yazmamak arasında çok gidip geldim. Çünkü anlatacaklarımın cevabı var mı onu bile bilmiyorum. Üniversitede tanıştığım bir adamı tam sekiz yıl sevdim. İlk aşkımdı. Birlikte büyüdük desem yalan olmaz. İş bulduk, hayaller kurduk, evleneceğimiz günü konuştuk. İki aile de birbirini tanıyordu. Herkes “Düğüne kadar dişimizi sıkalım, sonra her şey yoluna girecek.” dedi. Ben de bekledim. Aylar geçti, yıllar geçti. Uzak mesafe ilişkisinin zorluğuna rağmen hiç vazgeçmedim. Son zamanlarda eskisi kadar aramamaya başlamıştı. Sürekli işi bahane ediyordu. İçime bir sıkıntı çöktü ama konduramadım. Bir gün sosyal medyada tesadüfen bir fotoğraf gördüm. Başka bir kadınla nişanlanmış. Ne beni aradı, ne bir açıklama yaptı, ne de “Bitti.” dedi. Sekiz yıllık ilişkiyi bir fotoğrafla öğrenmiş oldum. O günden sonra sanki hayatım ikiye ayrıldı. Herkes “Boş ver, unutursun” dedi ama unutulmuyormuş. Aradan üç yıl geçti. Ben hâlâ evlenemedim. Karşıma insanlar çıktı ama kimseye kalbimi açamadım. Sürekli bir kıyas yaparken buldum kendimi. Geçen hafta ortak bir arkadaşımızdan öğrendim, evliliği yürümemiş. Boşanmış. Bunu duyunca beklediğim gibi sevinmedim. İçimde tuhaf bir acı hissettim. Sanki yıllarca dönmesini beklediğim tren istasyona gelmişti ama ben çoktan gitmiştim. Beni en çok düşündüren de bu oldu. Ben onu değil birlikte kurduğumuz hayalleri seviyormuşum. Bazen “Keşke bir gün karşıma çıksa da neden yaptığını sorsam” diyorum. Bazen de cevabını duymaktan korkuyorum. Çünkü bazı soruların cevabı insanı iyileştirmiyor, daha çok canını yakar gibi geliyor. Yeşim Hanım, ben artık geçmişte yaşamaktan yoruldum ama sanki hâlâ o sekiz yılın içinden çıkamıyor. İnsan ilk gerçek aşkını unutuyor mu?

Yeşim Tijen'in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; “Ben güç vermediğim sürece hiçbir söz, hiçbir insan, hiçbir olay beni sarsamaz. Bunu anladığım gün hayatım değişti” demiş birileri… Siz de sevgilinize dürüstçe, sadakatle, çok severek büyük bir güç vermiş olmalısınız. Genç adam da “Ben neymişim abi” demiştir herhalde. Herkesin kendini doğru olarak gördüğü günümüzde gerçek doğruyu yapanlar doğrular değiştiğinden yanlış yapmış oluyor. Siz de düzgünce severek yanlış yapmışsınız ne garip değil mi? Doğru olan dürüstçe sevmek, sadakatle sevmek ama yalandan sevmek de var. O da birilerinin doğrusu… Onlar da “doğruyum” diye geziyor, rahatsız bile olmuyorlar anladığım… Daldan dala daldan dala konmak varken ben de ne diyorum? Yok, ben demiyorum sizden gelen mailler diyor… Sosyal medya diyor… Bir şekilde öğreniliyor. Bu yüzden de ülkemizde kadın erkek karakteri anlaşılmaz yani ortaya karışık oldu. “Türküm, doğruyum” diye doğru dürüst ant içilmediğinden doğruluğu mu unuttuk yoksa üzüm üzüme baka baka mı toplumca karardık? Çokça doğrularımızı kaybettiğimizden milletçe başımız sağ olsun. Allah geride kalan gerçek doğrulara sabır ve ömür versin diyelim.

Siz de muhakkak ki kendince doğru yaptığını düşünen biri tarafından terk edilmişsiniz. Tam sekiz yıl sonra genç adam sessiz sedasız hayatınızdan yok olmuş. Geriye bu ilişkiden ne kalmış? Bir enkaz… Enkazlarda çok kötü gözükür yavrum. Kendinizi o halde nasıl bıraktınız? Tabii ki acı çekmenizi, boşa geçmiş olduğunu düşündüğünüz o yılların üzüntüsünü, soru işaretlerinizi, “Neden?, Niçin?”lerinizi sorgulamalarınızı anlıyorum ama acınızı doya doya çektiniz, hayallerinizin ümit ettiklerinizin üzerine bir bardak soğuk su içtiniz. Artık o enkazı hırsla, azimle, inatla ayağa kaldırmalıydınız. İnsan kendisini o halde bırakır mı? Bırakmamalı. Kendini onarmalı, yenilemeli, meşgul etmeli, evin içine kapanmamalı, o girdabın içinden çıkmalı. Her şey biraz da azimle gerçekleşir, inadına gerçekleşir. Şunu da ifade etmem gerekiyor: Kimse 8 sene beklenmemeli. Üstelik uzak mesafe ilişkisinde uzaktaki kişinin ne yaptığını bilemezsiniz. Ne söylerse ona inanmak zorunda kalırsınız. İnsan bazen gözü kapalı sevebiliyor, herkesi kendi gibi düşünebiliyor bunlar eski zamana göre bakışlar şimdi o eski insanlar yok. Ne yazık… Onun için de bugünün insan karakterlerine göre kişiye bakmayı öğrenmeli, artık geriye bakmayı bırakmalısınız. Çünkü geride bir şey kalmamış adam boşanmış olsa da size bir şey kalmamış. Size dönse mideniz bu adamı kabul edebilir mi?

Son sözlerim geriye bakıp durursanız ileriyi göremezsiniz; öne bakacaksınız ki yolu düzgün yürüyebilin. Anın içinde olacaksınız. Bedeniniz anda, zihniniz dünde olmamalısınız. Aklınıza geldi mi hemen başka bir şeye odaklanmayı öğrenmelisiniz. “İnsan ilk aşkını unutabilir mi?” demişsiniz… Tamamen unutmaz ama acısı da kalmaz. Sadece hatırlarsınız o kadar… İnsan kadere yenilebilir ama bir kadın ya da erkeğe olan duygularına yenilmemeli. Kendinizi bu kadar hafife almayın, içinizde muhakkak güçlü bir kadın var onu ortaya çıkarın. Biliyorum o güçlü kadını en yakın zamanda ortaya çıkaracaksınız.

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar