Merhaba Yeşim Hanım, 37 yaşında evli bir kadınım. Eşimle 7 yıldır evliyiz. Çok şükür öyle aldatma, şiddet, büyük kavgalar gibi şeyler yaşamadık ama son zamanlarda beni en çok yoran eşimin paraya olan bakışı oldu. Eşim o kadar hesap kitap yapıyor ki bazen gerçekten bunaldığımı hissediyorum. Markete gidiyoruz aldığım her şeye “Buna gerek var mıydı?” diyor. “Dışarıda yemek yiyelim” desem “Evde yesek daha iyi değil mi?” diyor. “Hafta sonu bir kahve içelim” desem bile önce fiyatına bakıyor. Para harcamak ona eziyet gibi geliyor. Yanlış anlaşılmasın, geçim sıkıntımız yok. İkimiz de çalışıyoruz. Kiramız yok, ödenemeyen borçlarımız da yok ama buna rağmen evde sürekli tasarruf konuşuluyor. Ben bir şey almak istediğimde kendimi suçlu hissediyorum. Eskiden canım çekti diye aldığım şeyleri şimdi üç kere düşünüyorum. Geçen ay evlilik yıldönümümüz vardı. Küçük bir sürpriz hazırladım güzel bir akşam yemeği yiyelim istedim. Eve gelince ilk söylediği şey, “Bunlara para vermeseydin keşke” oldu. İnanın o an bütün hevesim kaçtı. Derdim gösteriş değildi ki… Biraz birlikte vakit geçirmek, güzel bir anı olsun istemiştim. Bazen diyorum ki gençliğimiz geçiyor. Çalış çalış, biriktir biriktir… E iyi de ne zaman yaşayacağız? Her şeyi emekliliğe bırakıyoruz ama yarının garantisi var mı? Bu konu yüzünden artık ondan bir şey istemeye çekiniyorum. Bir ayakkabı alacağım zaman bile “Acaba yine laf eder mi?” diye düşünüyorum. İnsan kendi eşinden çekinir hale gelir mi? Aynı evin içinde bu kadar farklı düşününce de ister istemez huzur kalmıyor. Ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Bu adam nasıl düzelir? Bana bir yol gösterin ne olur.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; para insan hayatında önemli bir enstrüman. Parayla yaşamak kulağa hoş gelen bir müzikle yaşamak gibi keyiflidir. Para güvendir, özgürlüktür. Hatırlayanlarınız vardır… “Para para para… Varlığı bir dert, yokluğu yara” diye şarkı bile yapılmış para için. Para bolluğu bir dert mi? Yok canım! Olsa olsa güzel bir dert olur ama para yokluğu her evde dram demek. Herkeste insanca yaşayacak kadar olmalı. Para deyince akıllara kadınlar ve harcamaları gelse de biz kadınların gözü parada mı? Hayır, insanca yaşayabilmektedir. Çok parayı değil ama yaşamayı sever kadınlar, olduğu kadarıyla yaşatabilmesini bilen eşlerini severler. Yazdıklarınızı okuyunca birçok hemcinsimden farklı bir kadını görmedim. Biraz yaşamak, hayatın stresinden uzaklaşmak isteyen, küçük ayrıntılarla hayatı güzelleştirmeye çalışan bir kadın gördüm. Eşiniz sizin hayatınıza katmak istediklerinizden dolayı mutlu olmalıydı olamamış. Halbuki siz birçok kadın gibi gerçek dünyanın stresinden kaçmak için bazen kendi romantik hikayenizi yazmak, eşinizin de o hikayede rol almasını istemişsiniz. O yazmak istenen hikaye “Şimdi buna ne gerek vardı?” denerek bozulursa o yaratıcı, romantik kadın geri içine kaçacaktır. Cesareti kırılacaktır. Mutlu bir evlilik yaşamak isteyen erkekler bağırarak, kızarak, tersleyerek o kadını içine kaçırmamalıdır. Kadınlar narindirler. Korkutarak içine kaçırdığınız kadını bu tarz terslemelerinizle yavaş yavaş kendinizden uzaklaştırır, araya mesafe koymaya başlarsınız. Sonra arayın ki o bıcır bıcır kadını bulasınız… Yok bulamazsınız. İçine kaçtı bir kere daha çıkmaz. Siz evlilik yıldönümünüz için kendi çapınızda evinizde hazırlık yapmışsınız; bu çok değerli bir düşünce. Eşiniz bunun önemini bile idrak edememiş, görememiş. Gördüğü harcanan paralarken ya harcanan darmadağınık olan duygularınız… Onları da ne yazık ki görmemiş. Tabii ki eşinizin bu tutumu çok itici ama bir sebebi olmalı. Kimse doğuştan böyle olmuyor; yaşananlarla kişilerin karakteri oluşuyor. Belki geçmişte yaşadıkları onun tutumlu hatta cimri denecek kıvama getirdi. Bilemiyoruz… Bildiğimiz değişmesi gerektiği yoksa evliliğinizde boğulmaya başlarsınız. Siz de zaten bu endişe içine girmişsiniz. Size düşen kendi doğrularınızdan vazgeçmek değilse de eşinizde anlamaya çalışmak, onu o sıkışıp kaldığı yaşayamamaktan olabildiğince çıkarmak olmalı. Kolay olmayacaktır ama sizi seviyorsa sizin göstereceğiniz tutumlar karşısında bir esneme yaşayacaktır. Bunu da eşinizden korkarak, sinerek yapamazsınız; cesaretle konuşarak, hayattan beklentilerinizi gerekirse defaten kendisine anlatarak yapacaksınız. Kimse için hayattan beklentilerinizden vazgeçmeyeceksiniz. Çünkü “Birini mutlu etmek uğruna kendini mutsuz ediyorsan adına sevgi değil yavaş bir vazgeçiş denir” demişler. İnşallah sizin için böyle olmasın ve güzel evliliğiniz eşinizin de size az çok katılımıyla daha da güzelleşsin. Ha bu arada ben de hem imkânlar nispetinde yaşamalı hem kenara yatırım yapmalı düşüncesinde biriyim. Tedbiri elden bırakmamak lazım değil mi? Hayat hiç gevşekliğe gelmiyor.
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com