Sevgili Yeşim Hanım; eşimle 8 yıllık evliyiz. Bir kızımız var. Eşim iyi bir insan, çalışkan, evine bağlıdır. Ama son bir yıldır yüzü gülmeyen biri oldu. Çalıştığı şirkette yıllardır emek verdiği bir terfiyi başkasına vermişler. O günden sonra bambaşka biri oldu. Eve geliyor, kimseyle konuşmak istemiyor. Eskiden hafta sonları bizi gezdirir, ilgilenirdi şimdi bütün gün koltukta oturuyor. Çocuk oyun oynamak istiyor “Sonra” diyor. İş stresi sandım, geçer dedim. Ama bir yıl oldu, hiçbir şey değişmedi. Sürekli “Zaten ne yapsam olmuyor” diyor. Başka iş bakmasını söylüyorum, istemiyor. “Psikoloğa gidelim” diyorum, “Ben deli miyim?” diye kızıyor. Ben elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum ama bazen ben de tükeniyorum. Evde hep gergin bir hava var. Çocuğumuz bile “Babam neden hep sinirli ve mutsuz” diye sormaya başladı. Eşimi kaybetmedim ama sanki eski eşim gitti, yerine başka biri geldi. Bazen sinirleniyorum, sonra vicdan yapıyorum. Çünkü biliyorum, bunu isteyerek yapmıyor. Ama ne kadar daha sabredeceğimi de bilmiyorum. Yeşim Hanım, eşime nasıl yardım edeceğimi şaşırdım. Destek olmaya çalışırken ben de yavaş yavaş tükeniyorum. Yardımınıza ihtiyacım var.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili kızım; “İnsan, kendi içinde barışı bulmadıkça, dışarıda asla huzur bulamaz.” Demişler. İnsanın kendi içinde barışık olması bu denli önemli. Ne yaşarsanız yaşayın kolay yıkılmıyorsunuz, kendinizi değerli buluyorsunuz, yaşamı ve yaşamayı değerli buluyorsunuz, hacı yatmaz gibi tekrar ayağa kalkıyorsunuz. Bir söz okudum çok hoşuma gitti sizlerle de paylaşmak istiyorum: “Hayatı gözünüzde büyütün; denizi, gökyüzünü, tabiatı ve en çok da sevgiyi ama yaşanan hiçbir şeyi, hiçbir insanı gözünüzde büyütmeyin. Çünkü büyüttüğünüz her şeyde siz küçülmeye başlıyorsunuz. Her şey geçici; acılar da mutluluklar da.” Öyleyse geriye bize ne kalıyor? Şükretmek… Ben kendi adıma huzur doğada ve şükretmekte diye düşünüyorum sevgili okurlar. Olana da olmayana da şükredebilmekte… Aldığımız her sağlıklı nefese, her sabah uyanışımıza, umutlarımızın olmasına kısaca her şeye şükretmekte… İnsan bir süre hayatında olanı biteni ya da olmayanı gözünde büyütebilir; dünyanın sonu gelmiş sanabilir. Oysa hiçbir şey dünyanın sonunu getirmiyor, içinden çıkamadığınız neyi büyütüyorsanız o sizin sonunuzu getirebiliyor. Eşiniz de büyük bir umut bağladığı terfisini alamayınca büyük bir hayal kırıklığı içine düşmüş ve içine düştüğü bu durumdan çıkmak istememiş gözüküyor. “Zaten ben ne yapsam olmuyor” sözü bize onun vazgeçişini anlatıyor. Eşiniz olumsuz duygu ve düşünceleriyle zihnini zehirlemiş, alamadığı terfiyle kendine olan güvenini inancını kaybetmiştir ama endişelenmeyin bunlar yeniden yeşerebilir. Bazen sinirlendiğinizi sonra vicdan yaptığınızı yazmışsınız sizin için de kolay bir durum değil. Bir süredir yaşamayı bırakmış bir adamla yaşıyorsunuz. Onun yaşama katılması için sözlerinizle kendisine yük vereceksiniz. “Kızımız seni çok özledi. Bak böyle böyle söylüyor. Ben de seni çok özledim sanki başka bir adamla evliyim, seni geri istiyorum” gibi gibi onu etkileyecek cümlelerle düştüğü çukura sözlerinizle elinizi uzatın. Mutlaka duyacak ve düşünecektir. Umut gömülür ama asla ölmez bir gün mutlaka filiz verirmiş. Eşinizde de o filiz yeniden yeşerecek ve hayata katılmaya başlayacaktır eğer yine depresif devam ederse o zaman kendisine bir şok yaşatmanızı öneririm bu hali devam ederse bu evliliğe devam etmeyeceğinizi söyleyin. Emin olun kısa sürede kendisine gelecek, hayatında olan güzellikleri yeniden görerek, şükredecektir.
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com