HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Yeşim Hanım merhaba; 1,5 yıllık evliyim. Eşimle aramızda gözle görülür bir problem yok; aldatma, şiddet, büyük kavgalar yok. Ama ben bu evliliğin içinde giderek silikleştiğimi hissediyorum. İlgi görmüyorum, sevildiğimi hissetmiyorum. Aynı evdeyiz ama sanki herkes kendi dünyasında. Bir kadın olarak değil, sadece “orada olan biri gibi yaşıyorum. Ne zamandır içimde büyüyen boşluk hissiyle “Ben böyle bir evliliği mi kabul edeceğim?” sorusu beynimden çıkmaz oldu. Çok düşündüm, çok sustum, çok idare ettim. En sonunda ayrılma kararı aldım ve bunu şimdilik sadece aileme söyledim. Ama beklediğim destek yerine sert tepkilerle karşılaştım. “Rahat batıyor, herkes böyle yaşıyor, sen kafayı mı yedin?” sözleriyle adeta yargılandım. İki arada bir derede kaldım. Kalbimin bana “mutlu değilsin” deyişi, diğer yanda ailemin ve toplumun “idare et, evlilik böyle” baskısı… Kendi duygularım mı abartılı, yoksa yıllarca sürecek bir mutsuzluğu baştan fark ettiğim için mi bu kadar huzursuzum, ayırt edemiyorum. Yaşım da çok genç olduğu için ileride ayrılmadığıma pişman olmaktan korkuyorum. İnsan sevgi görmediği bir evlilikte sadece düzen bozulmasın diye kalmalı mı? Yoksa henüz çok geç değilken, çocuk yokken, daha fazla yıpranmadan kendi yolunu seçmek bencillik midir? Ben mi doğru tarafı göremiyorum acaba? Bakış açınıza çok ihtiyacım var.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili genç okurum; kadın evlenince çok şey bekler… En başında güven, sevgi, ilgi… En çok da şımartılmayı bekler. Bunlar olduğunda kadın kaplumbağa misali üzerinde tuttuğu kabuğu çıkarıp atarak en mutlu halleriyle cıvıl cıvıl eşinin yanında olacaktır. Çekinmeyecektir, utanmayacaktır, eşinin yanında özgür hissedecektir ama pek çok erkek o güveni, sevgiyi, ilgiyi, şımartmayı tam anlamıyla eşine veremez. Hep bir şeyleri eksik bırakır… Bunu başaranlarsa bir yastıkta daha mutlu yaşayarak yaşlanırlar. Oysa şımartmak, sevgi göstermek bunlar olsa kadının tadına doyum olmayacaktır. Eşler neler kaçırdıklarını akıllarına bile getiremezken beklediği ilgiyi göremeyen kadın içinse hayat üzerinde taşıdığı kabukla gün gün ağırlaşacak ve ilişkilerinde bir türlü kapatamadıkları bir mesafe olacaktır. Siz işte bu mesafenin içinde eşinizden ayrılmayı düşünme noktasına gelmişsiniz. “Bugün böyle olan adam yarınlarda buz mu kesilecek?” diye bir endişe içinde evliliğinizden ümidinizi kesmişsiniz. Yazdıklarınız o kadar önemli ki yavrum yeni evli çift olarak bunları hissetmemeliydiniz. Sevgi ilgi size akmalıydı. Yaşadıklarınız belki eşinizin karakteri, soğuk mizacıyla ilgilidir. Kendince sizi seviyordur ama göstermek kısmında oldukça sıkıntılı olduğu kesin…

Her evlilik aldatma ya da şiddetten dolayı bitmez bazen böyle sizin gibi eşinin kendisini görmekten uzak olduğundan dolayı biter. Kadın görülmek ister mesela “Ne güzel olmuşsun canım” ya da “Ne kadar güzel yemek yapmışsın” bunlar en basit örnekler ama kadın için görülmek demektir. Ailenizin ayrılmak fikrinize karşı olmasına gelirsem çok normal para varsa huzurda vardır gerisi boştur. Zamanla düzelir diye düşünüyorlardır. Her yaşın beklentisi farklı ama unutmayın bu evlilikte yaşayan sizsiniz onlar değil. Eşinizle bu beklentilerinizi, eksiklik hissettiklerinizi konuşarak kendisine bir şans vermelisiniz belki kendisiyle konuşmanız farkındalık yaşamasına ve değişimini sağlayabilir. Aksi halde pişmanlık duyabilirsiniz, içinizde bir “keşke” kalmamalı. “Keşke” telafisi mümkün olmayacak bir durumun acınası sözcüğüdür. Size önereceğim tek bir şey var: Kendinizi, duygularınızı çok iyi tahlil etmeniz. O tahlil doğru yapıldığında “keşke”ye asla düşmezsiniz. Boşanmak kararı sizin kararınız yavrum sadece sizi bağlar. Çocuğunuz yok ama hala ümitleriniz ve hayalleriniz sizde baki… Güzel günler dileğimle…

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar