Evlilere özeniyorum

Merhaba Yeşim Hanım, yazılarınızı bazı zaman okuyorum, kadın erkek bakıyorum kimse yalnız olamıyorlar. Kendim bir evliliği başaramamış bir kadınken bakıyorum ki insanlar ikinciye evlenecek kadar cesaretliler… Neden kimseyle beraberlik yaşayamıyorum? Otuz yaşımda evlendim, 32 yaşımda “Allah Allah” diye boşandım. Mantık evliliğiydi, evlenirken sevdim diye düşünmüştüm… Evlenince eşime katlanmakta zorlandığımı itiraf ediyorum. Yük gibi hissetmeye başladım. Eşim titiz biri değildi, beni dinlemiyor, temizliğe özen göstermiyordu. Boşandım hafifledim. Tertemiz yaşıyorum. Boşandıktan sonra ilgilenenler oldu, bu huylarım sebebiyle kendime güvenemiyorum. Kendimden korkan bir kadınım. Sevgisiz biri sanmayın. Hassas sevgi dolu bir kadınım, tek kusurum detaycı ve titiz olmak. Bu hassasiyetlerimden kırılgan huysuz bir kadın olarak görünüyorum. Bu titizlik ve detaycılıktan gelecekte yalnız bir kadın olma ihtimali şimdiden beni düşündürmeye, kaygılandırmaya başladı. Evlilere özeniyorum, sanırım evli kadın olmayı başaramayacağım… Saygılarımla…


Yeşim Tijen’in cevabı:

“Yalnız bir dünyada yaşıyorduk. Herkes öyle değilmiş gibi yapıyordu, baş edebiliyormuş gibi.”

- Charles Bukowski


Merhaba sevgili okurlar; yaşamın gösterişten başka bir şey olarak yaşanmadığı bu zamanda herkes ve her şey dışardan göründüğü kadar masum güzel ve mutlu değil maalesef… Gülmeler, ağlamalar, samimiyetler… Yukarda paylaştığım sözde olduğu gibi “-mış gibi” yaparak yaşanıyor. Yani başkalarına rol kesiliyor. Yalnız bu kadar mı? Ah o mutluymuş gibi yapan bazı evliler ancak bekarları ve evlenmemişleri inanadırabilirler çünkü mutsuzluklarınızı saklayamazsınız, her bir yanınızdan görünür. Gerçekten mutlu olanları tenzih ederim onlar da o kadar az ki… Geri kalanı sadece evliliğin ilk zamanları henüz kendi gerçeğiyle karşılaşmamışlarken mutlu olmuşlardır. Çok mu acımasız oldu sözlerim? Ama insanlar da acımasızlar. Hayvanları uyutmak adı altında öldürcekken uyutuyormuş gibi yapacak kadar acımasızlar bazıları… Yani hayat “-mış”larla yaşanıp gidiyor sevgili okurlar. Siz sevgili okurum “-mış” gibi yaşamamak için kendi kusurlarınızın da farkında olarak boşanmış bir kadınsınız. Boşanmış olmayı başarısızlık olarak görmemelisiniz. Mutsuz olduğunu bildiğiniz halde boşanmamak başarısızlıktır. Ayrıca kimse boşanmak için evlenmez. Yalnız “İyice tanımadan yapabilir miyim?” diye emin olmadan evlenmek hata tabii… Çünkü küçük evlenmemişsiniz. Evet, birçok insan evlenip ayrılan kişileri başarısız görüyor olabilir bu çok da önemli değil mühim olan sizin taşıyamadığınız bir evliliği yük olarak taşımayı kabul etmemeniz, bitirebilecek güçte olmanız. Kendinize eziyet etmeyi sürdürmemişsiniz. Aynı evin içinde bir başka erkeğin ya da kadının ilgisinin hayaliyle yaşayan bazı evli çiftlerden biri olmaktansa siz sizi mutsuz eden nedenlere son verebilecek cesarette bulunmuşsunuz. Bu da sizin güçlü bir kadın olduğunuzu ifade ediyor.


Tabii bunda çalışan bir kadın olmanızın büyük etken olduğunu söylemeliyim. “Güç bende” diyebilmek maddi olarak kendinizi finanse edebilmekten geçiyor yoksa sizde birçok insan gibi “-mış”lar kervanına katılabilirdiniz. Çünkü imkanın olmadığı durumlarda boşanmaya cesaret genelde bir başka kadın ya da erkekten kuvvet alınarak gerçekleşiyor ama sizin böyle bir arzunuzun olması zaten sizin ifadenizle titizliğiniz ve huysuz bir kadın olarak kendinizi tanımlamanız dolaysıyla olamazdı diye düşünüyorum.


Bir evliliği titizliğiniz dolaysıyla bitirecek noktaya gelmiş olmanız yeterince sevmemiş olduğunuzu ve eşinizin temizlik kurallarından bihaber olduğu anlamını taşıyor ki evlilikte beden temizliği, evliliğin en önemli konularının başındadır. Evleninceye kadar kendine bakıp sonra kendini salmak önce kendine saygısızlık ve haksızlık sonra evlenilen kişiye saygısızlık ve haksızlık. Yıkanmayan, teni temiz kokmayan birine katlanmak kolay olmamalı. Bu kısım böyle olsa da sizin de kendinizi bir dengeye sokmanız gerekiyor. Huysuz biri olacak kadar kimseyi ve kendinizi titizliklerinizle detaycılığınızla sıkıntıya sokmamalısınız. Bu da gevşemekle ve boş verebilmekle mümkün. Beklentileri çoğaltmak değil düşürmekle mümkün ve herkesi kendiniz gibi beklememelisiniz… İnsanları oldukları gibi kabul ederek sevmelisiniz. Herkes kendi karakteriyle özel biridir. Baktınız kendi kendinize bu titizliği ve detaycılığınızı aşamıyorsunuz psikiyatristler niye var? Bizlerin ruh sağlımız konusunda yardımcı olmak yön göstermek için varlar… Faydalanmak gerek. Kendinizi hasta olarak adletmeden ama bir desteğe ihtiyacınız olduğunun farkındalığı içinde bu konuda bir adım atarak kendinizde devrim yapabilirsiniz sevgili okurum.


Korkularınıza gelirsek… Korkular korkuları getirir. Korkmak yerine kendinizi aşmayı, kendinizle mutlu olmayı öğrenmelisiniz. Kendinizi titizlenecek işler, meşguliyetler yerine uğraşlar hobiler edinmelisiniz. Mutluluğu yakaladıkça asabiyetiniz sizden uzaklaşacaktır. İnsan sürekli kendine bir şeyler katarak dünden daha güzel biri haline gelebilir sevgili okurum. İnsanın kendiyle ilgili umutları yaşadıkça hiç bitmez, sizin yaşınızda hiç bitmemeli. Güzel günlere ulaşacağınzıdan eminim. Kendinize bir format attınız mı bir bakmışsınız yepyeni bir kadınsınız ve o huysuz kadın gitmiş yerini tatlı bir kadın almış… Olmaz mı? Olur tabii yeter ki isteyin. Baktınız kendi kendinize başaramıyorsunuz o zaman bir doktora gitmeyi kendinize borçlusunuz sevgili okurum.


Sevgiler sevgili okurlarıma…


Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir Aman cokda üzülmeyin velilerin hepsi mutlu değil boşanmış hayatını düzene koymus olabilmeyi cok isterdim
    CEVAPLA

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.