HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Merhaba sevgili Yeşim Hanım, sıkıntım çoktur hangisini diyeyim bilemiyorum… Evliyim, bir evladım var. Eşim hayattan zevk almayan, gezmeyi, eğlenceli vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi sevmeyen kendi başına bir köşede oturup sosyal medyada gezen, kimsenin konuşup onu rahatsız etmesini istemeyen biri. Yani öyleymiş… Ben son bir – bir buçuk senedir bunları daha iyi farkettim. Dahası şimdi beni rahatsız etmeye başladı. “Hava güzel hadi bir şeyler yapalım” derim “Tamam napalım”ların içinde kalır, bir şey yapamayız. Kendi zaten böyle bir teklifte bulunmaz, bunu dile getirince de “Ben böyleyim” der kapatır, konuşmayı sevmez. İnsanlardan nefret ediyormuş, dağda tek başına yaşamak istiyormuş, ölümden korkmuyormus… Yaşam enerjimi tüketti, bitirdi. Kendinden soğuttu beni… Cinsel hayat desen yok denecek kadar az o da benim söylememle… Ona göre onu yoracak her şey külfet… Hayatında hiç zorluk görmemiş, her şey önüne gelmiş… Ben çok sıkıldım, her şeyi geçtim dile getirdiğimde “Ben böyleyim” deyip kenara çekilmesinden, çaba sarf etmemesinden çok sıkıldım. Bazen diyorum “Neden çekiyorum ki? Yol yakınken ayrıl ha var ha yok zaten ne kaybedebilirsin ki?” Sonra diyorum ufacık bir evladın var en çok ona olan olur, düzenin bozulur, en güzel yılları mahvolur ama yok… O kenarda oturup dünya yıkılmış da altında bir o kalmış gibi hallere girince sinir oluyorum. Artık sinir de hissetmiyorum, komik geliyor… Karşımda basit, zayıf bir adam görüyorum. Ne zorluklarla hayatını döndüren insanların yanında onun böyle yapması haksızlık, bencillik ve şımarıklıktan başka bir şey değil gibi geliyor ve şımarıklık inanın ki bir adama hiç yakışmıyor.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; “Kendi hayatını yaşamayan başkasınınkini de öldürür” demiş Adalet Ağaoğlu. Bana yazdıklarınızı bir cümleyle ne de güzel özetlemiş değil mi? Başka ne olabilir ki… Beraber yaşadığınız kişi önemli; onunla ya yeşerir ya da solarsınız. Bir insanın dağda tek başına kimseyle görüşmeden yaşamak istemesi için bu genç yaşında çok büyük acılar yaşaması, insanlardan darbe yemiş olması gerekir ki genç insan her acıyı eninde sonunda yaşamın içine dâhil oldukça atlatır. Yaşamın içinde aktif olmanın böyle bir güzelliği vardır. Unutturur. Yaşamaktan kaçmak, ölmekten korkmamak demek onun çok güçlü olduğundan değil yaşamı değerli kılacak bir şey bulamadığından… Bu düşünceler içinde sadece nefes alacak kadar yaşamaya çalışmak sağlıklı düşünen genç birinin düşünceleri değil. İnsanlar zaman zaman böyle olumsuz duygular yaşayabilir ama sonra geçer gider o duygular bir şekilde alt edilir. Sorun bu duyguların yaşanmasında olmaz sürekli bu şekilde yaşandığında olur. “Duygusal sağlık, tüm duygu yelpazesine erişiminiz olması demektir. Kızabilmek, üzülebilmek, korku duyabilmek, sevgi hissedebilmek. Bunların hepsi de insani deneyimin doğal parçalarıdır” denmiş. Buradan da anlaşıldığı üzere eşinizin ruhsal durumu sağlıklı gözükmüyor. 6 yıllık evliliğinizde yılların yorduğu bir evliliğin içinde gibi yaşamak tabii ki kabul edilebilir değildir. Kendisinin hayalleri, umutları, beklentileri vardıysa da kaybetmiş olabilir ama siz ve çocuğunuzu düşünmek, sorumluluğunu bilmek ve taşımak zorunda. Taşımazsa siz de eşinizi taşıyamaz duruma gelirsiniz. Nitekim gelmişsiniz. Tek bir kişinin çabasıyla evlilik dengede kalamaz, devrilir. “Bir bir buçuk senedir bunların farkına vardım” demişsiniz. Belki yeni evli olduğunuz için yüreğinizdeki sevgiyle onun bu tavırları size batmadı; yanınızda, yakınınızda olması size yetti… Ardından bebek sahibi oldunuz muhtemelen kendinizi unuttunuz. Ya da öncesinde böyle değildir bir buçuk senedir böyleyse eşiniz sizden gizlediği bir şeyler yaşamış olabilir. Kimse her şeye sahipken; evi, arabası, karısı, çocuğu varken, borcu yokken hayattan bu kadar çok kopmaz. Koptuysa da kişi yeniden ilaç ve psikolojik destekle hayata bağlanabilir. Bazen kişi kendi kendini tedavi edebilir. Dediğim gibi hayatın içinde var olarak, kendini motive ederek, hayallerine, umutlarına, sevdiklerine, kendine tutunarak tedavi edebilir. “Ne yapabilirsiniz?”e gelirsem… Bir kere şunu bileceksiniz eşiniz değişebilir de değişmeyebilir de… İyileşmek karakterle de bağlantılı olarak gerçekleşir. Siz eşinizi dürte dürte zaten hep zorlamışsınız, ona enerji yükleyemezsiniz. Enerji insanın düşünceleriyle tüm bedenine nakşedecek olduğundan önce kendisinin ne halde olduğunu fark etmesi bu durumunun sizi ne kadar rahatsız ettiğini hatta kendisinden soğutma hatta kopma boyutuna getirdiğini bilmesi, anlaması gerekiyor. Bunu da ona her şeyi göze alarak siz açık açık anlatacaksınız. Neden göze alacaksınız diyorum? Değişmeye yanaşmazsa zaten varacağınız nokta göze aldığınız nokta olacak yavrum. Kimse ölü gibi biriyle bir ömrü harcamak istemez. Kişiler birbirlerinin kalplerine o enerjik halleriyle, yaşamdaki varlıklarıyla ulaşırlar. Hareket etmekten kaçan, cinselliği bile sizin zorunuzla zar zor isteksizce yaşayan bir koca sizde zaten yok olmaya mahkum olacaktır. Bunun haricinde psikolojik destek almasını şart koşmanızı öneririm. Gerekirse ailesiyle de konuşun. Çocuklarının halinden haberdar olsun, size destek olsunlar… Tek başınıza bu durumla mücadele etmeyin, el birliğiyle edin. Eşinizle açık açık konuştunuz, ailesine durumu anlattınız, bir psikolojik destek almasını istediniz bütün bunlara rağmen hala bir şeyler değişmiyorsa o zaman su akar eninde sonunda yolunu bulur diyeceğim ama önce hep emek olmalı ki “keşke”niz olmasın.

Yaşam hepimize verilmiş bir armağan yavrum o armağana hakkını vermeliyiz. Kendimize yakıştırdığımız şekilde… Hakkı verilmeyen her şey bir gün içimizde veya dışımızda ölür. Beni sevdiğinizi yazmışsınız. Beni mutlu ettiniz… Ben de sizi seviyorum yavrum. Her şeyin güzel şekilde gelişmesini yürekten diliyorum.

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
Misafir 17 Mart 2026, Salı

İki çocuğuyla 19 yıl sonra boşanmış bir anne olarak söylüyorum ki çocuğunuzun en güzel yılları mahvolmaz. Tam tersi, böyle bir baba ve erkek figürüyle mahvolur. Çocuklar her şeye adapte oluyor ve önlerinde uzun yılları var ama gencecik bir kadının en güzel yılları böyle heba olunca, onun istemeden de olsa yansıtacağı olumsuz enerji asıl çocukları mahvediyor. Bu da yıllara yayılıyor ve insan sonradan anlıyor. Akıllı bir kadınsınız. En güzel yılları siz inşa edersiniz, çocuğunuza da yaşatırsınız. Belki karşınıza biri de çıkar, kim bilir? Bu şansınız da olur. Yeşim hanımın çizdiği bence çok doğru olan yol haritasını takip edin ve yol yakınken kendi yolunuza yol alın, eğer eşiniz de bu yola girmezse tabi. Zaten balık baştan kokmuş. Sırf "bir şey yapmadım" deyip pişman olmamak için çaba gösterin, sonra fazla uzatmayın. "Yıllar kaybetmişim" dersiniz sonra. Gençliğinizi nereden kurtarsanız kardır. Düşüne düşüne yıllarınızı harcamayın, bir abla tavsiyesi.