HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Yeşim Hanım merhaba, ben 46 yaşında iki çocuk annesiyim. Küçük oğlum 15 yaşında ve son bir yıldır bambaşka birine dönüştü. Ne desem ters ne yapsam yanlış. Sürekli odasında, kapı kapalı. Konuşmaya kalksam “Tamam anne ya” deyip geçiştiriyor. Eskiden gelir sarılırdı şimdi yüzüme bile zor bakıyor dersleri düşmeye başladı. Telefonu elinden düşmüyor bir şey desem kavga çıkıyor. Evde sürekli bağırış çağırış. Bazen o kadar sinirli oluyor ki ben mi bir şey yaptım diye kendimi sorguluyorum babasına da ters bana da ters. Evde sürekli bir gerginlik var. Ergenlik diyorlar ama bu kadar mı olur bu çocuk? Geçecek mi bu hallerden? Üstüne gitmeyeyim diyorum bu sefer tamamen evden, bizden kopacak diye korkuyorum. Bıraksam iyice kontrolden çıkacak gibi de hissediyorum. Çok arada kalmış durumdayım. Babasına iyice düşman iyice tersliyor. Benimle bir nebze iyi. Biz nerede yanlış yapıyoruz? Bu dönem nasıl atlatılır?

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; Cahit Sıtkı çok seneler önce otuz beş yaş için şöyle demiş: “Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün”… Şimdilerde de yaş otuz beş yolun yarısı etse de meğerse yapılan araştırmalar sonucunda ergenliğin 34 yaşa kadar sürdüğü belirlenmiş. Yani yolun yarısına kadar hepimiz ergenmişiz. Biraz geç teşhis edilse de şahsen çok doğru buldum. Kimin aklı yirmili yaşlarda olgunlaşıyor kendini hayatı tanıyıp öngörü sahibi olabiliyor ki? Ancak otuzdan sonra kişi kendisini tanımaya başlıyor. Bakın tanımaya başlıyor diyorum… Hayat kırkından sonra bilinçle yaşanmaya başlanıyor tabii bu biraz da kişinin zekası, algısıyla ilgili bir durum… Bu araştırmaya göre ergenlik otuz dört yaşa kadarsa hepimiz o yaşlardaki yanlışlarımızdan muhafız çünkü ergenmişiz. Kırktan sonrasına da bir araştırma yapıp yeni bir şey bulurlarsa hepimiz direkt cennetteyiz. Tabii bu işin traji komik kısmı… Sizin sorunuza gelirsem… Ergenlik zor mesele; hiç hafife almaya gelmeyecek, evladınızla bağınızın kopmasına kadar gidebilecek, dikkatle, özenle geçirilmesi gereken bir süreç. Bu süreç çocukluktan çıkıp kendini oluşturmaya çalışmakla geçeceğinden sancılı olabiliyor ve bu sancı kimi çocukta sessizce yaşanıyor kimi çocuksa o sancıyı anne babasına duyuruyor. “Ben artık çocuk değilim, büyüdüm. Beni o kadar sıkma” diye diye yaşıyor. Siz sesli yaşıyorsunuz. Bu sesleri çıkarması, sizi terslemesi, kendisine yalnız başına kalacağı bir alan açması sizi sevmediğinden değil kimlik kendisini oluşturma sancısından… Önce bunu bilmelisiniz. Anne olarak işiniz babaya göre daha zor olacak burası kesin ama annelik şefkatiyle bu günleri sabır ve anlayışla bazen söylediği sözleri duymamaya, alınmamaya çalışarak geçirmek zorundasınız. Bu kurallarınız olmayacak anlamı taşımıyor. Tabii ki kurallarınız olacak ve o da bu kurallara uyacak. Beraberce konuşarak, anlaşarak uyacak. Evde sürekli gerginlik var demişsiniz. Yaşadıklarınız pireyken deve haline getirmez, eşinize gerekmedikçe anlatmazsanız gerginlikler azalır. Çocuğunuz kendi dünyasında yaşasa sizden uzak durmaya çalışsa da bazen soyduğunuz meyve tabağıyla bazen elinizde bir kek çayla “Hadi gel istersen beraber çay içip kek yiyelim” diyerek varlığınızla “Yanındayım, ben de buradayım. Sen benim için değerlisin” demiş olacaksınız.

Tabii ki yine sevip okşayacaksınız o sizin oğlunuz. Eskisi kadar vıcık vıcık sevemeyeceksiniz… O yaşı ne kadar büyürse büyüsün sizin küçük bebeğiniz olacak olsa da ona artık büyük muamelesi yapacaksınız. Bu süreçte anne babası olarak ne çok sıkı, vıdı vıdı başının etini yiyeceksiniz ne de gevşek olacaksınız… Çocuğunuzun gizli takipçisi olacaksınız. Babasına iyice düşman demişsiniz. Güldürdünüz beni… Genelde böyle olabiliyor sonra sonra o düşmanlığı babanın dengeli yaklaşımıyla geçecek eğer saygı duyacağı bir babaysa eşiniz o saygıyı, sevgiyi bu geçiş sürecinden sonra eşiniz görecektir. Anne çamaşırlara koyduğumuz yumuşatıcı gibidir. Sadece deterjanla yıkanan çamaşır nasıl olur? Sert değil mi? Ama yumuşatıcı koydunuz mu çamaşırlar hem güzel kokar hem yumuşak olur… Sizin göreviniz yumuşatıcı olmak, evi güzel kokutmak… Ergenlik anne babanın büyük imtihanı… Çocuğun ruhsal gelişimini ve yarınlarını da etkileyecek olan bu süreci başarıyla geçirmenizi yürekten diliyorum.

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar