Evliyim ama hep anneme gitmek istiyorum

Merhaba efendim, benim size soracağım soru benimle ilgili. Ben 20 yaşındayım ve evliyim. Aileme çok düşkünüm. Annemi babamı özlediğimde ağlıyorum falan eşim çok iyi biri kendisi çok anlayışlı ama o da annesine çok düşkün anlıyorum, annesi sonuçta ama kayınvalidem benim annemin evine gitmemden nefret ediyor. Bu yüzden eşim de bana anneme girdiğimde mesela saat 14:10'da gitdiysem "15:10'da evde ol" diyor ben durumdan hiç hoşlanmıyorum ama kendi kızlarını öyle yapmıyor. Çok üzülüyorum, böyle zalimlik olur mu? Sabrediyorum sadece. Ben de kayınvalide olmalıyım diye, kendimi hep boyle tutuyorum. Lütfen beni bu evde tutunacak bir sebep söyleyerek motive edin ne olur bilemedim. Belki de hala büyümedim. Bu yüzden hep anneme gitmek istiyorum.


Yeşim Tijen'in yanıtı


"Uçurumlar var diyorum insanla insan arasında

Kendiyle kendi arasında"


Nilgün Marmara




Merhaba sevgili okurlar,


Bugün kardeş ülkelerden birindeyiz. Kardeş ülkeyiz diye tıpa tıp benzeşmiyoruz, farklılıklarımız illa ki var. Kardeş ülkelerden birçok kişiyle birtakım vesilelerle tanıştım ve gördüm ki kardeş ülkelerde kadın olmak Çile bülbülüm çileeeeeeee...


Size de merhaba yavrum.


Çocukluktan yeni çıkmış biri olarak hayatta, evlilikte, gelinliğinizde, her şeyinizde yenisiniz. Yeni nedir? Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan, en son edinilen, tanınmayan, bilinmeyen... Yeni böyle açıklanıyor. Siz de yenisiniz ya yavrum; evliliğin, hayatın, kadınlığın çokça şeyin acemisi. İşte bu yeterince tanınmamazlık, bilinmemezlik, kişiyi yeni girdiği aile tarafından inceleme, merak, sahiplenme ve baskı altına alma tavrına itebiliyor. Bu yaklaşımların ölçüsü ailenin hayata bakışı. Kendini ne kadar geliştirdiği veya geliştiremediğiyle alakalı olur. Bu yeni ailenizle geçimin yolunu bulmak ise biraz sabır, biraz anlayış ve biraz da esnek bir zihinle mümkün olabilir. Esnek bir zihin yapısı geliştirilmezse görüşleriniz kırılgan olur ve sizin yaşananlara bakışınızı, endişeleriniz, korkularınız ve öfkeniz belirler ama esnek zihin yapısıyla bakan kişi insanların özünde iyi olduğuna inandığından daha yumuşak bir yaklaşım içinde olacaktır. Buradaki yumuşak bakış açısı; sizin değerlerinizden kurallarınızdan kararlarınızdan vazgeçmenizi anlatmıyor, sadece yaklaşımınızdaki yumuşaklığı ve hırçınlığı ortadan kaldırmanızı sağlıyor. Buradan sizin kayınvalidenize dönersek yavrum, kayınvalideniz muhakkak kötü biri değildir ama düşüncesiz ve empati yoksunu diyebiliriz. Kayınvalidenizin bu tutumu aşırı bir tutum. Bu tutumun da dar görüşlülüğünden kaynaklanmakta olduğu muhakkak. Dar görüşleri olan insanlardan büyük davranışlar bekleyemezsiniz. Beyin dar alanda sıkışmış, açılamamış. Düşüncede dar olan biriyle rahat bir ilietişim kurulabilir mi? Kurulamaz ama sevgi, saygı, bu güzel duygularla yaklaşılınca o darlık çekiştire çekiştire az da olsa belki esnetilebilir. Aslında sizin esneteceğiniz kişi önce eşiniz yavrum. Siz eşinizi esneteceksiniz, o da annesini esnetecek. "Ben izin veriyorum" deyince konu ne kadar sündürülebilir? Eşinizin ailenize gitmeniz konusundaki tutumunu kadın olmanın marifetlerinden faydalanarak ilgi, sevgi, saygı, cinsellik muhabbetle eşinizi istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. "Eşim çok iyi biri" diyorsunuz. İyi biri eşinin bu kadar sorun ettiği duruma ne kadar karşı durabilir? Yeter ki kendinizi güzel ifade etmesini bilin. Böylece eşinizin annenize gitmeniz konusundaki kısıtlayıcı tutumunu genişletebilirsiniz. On dört ondan on beş ona kadar eşiniz annenizde kalmanıza izin veriyor. Oldukça komik bir durum. Merhaba, nasılsın, iyi misin? derken karşılıklı olarak "hadi bana Allahaısmarladık"a geçiyorsunuz. Olacak şey değil. Sık sık gitmek yerine haftanın bir ya da iki günü daha uzun saatler kalmayı istediğinizi eşinize sevginizle, ilgi ve muhabbetinizle anlatabilirsiniz. Sizin annenizin evine sık sık gitmek istemeniz ve "onları çok özlüyorum" demenize gelirsek. Bu kadarı normal değil. Anne baba baba evi özlenir tabi ama artık sizin eşinizle bir yuvanız varsa sizin bu kadar özlemeniz çok da normal durmuyor. Eşinizle, kayınvalidenizle beraber aynı evde mi yaşıyorsunuz bunu bilemiyorum. Evinize, evliliğinize alışmak benimsemekle, sorumlulukları almakla, sevmekle oluşacak bir duygudur. Yaşadığınız evi benimsemek istiyorsanız evi sahipleneceksiniz, kendinizden bir şeyler katacaksınız. Evde yabancı gibi davranmayacaksınız, sorumluluğunu taşıyacaksınız. Evlendiyseniz o evliliğin gereklerini, sorumluluğunu yerine getireceksiniz. Çocuk gibi "annemi özledim" diye ağlamak sizi kendinizi mutsuz hissetmekten başka bir yere vardırmaz. Sizi motive etmemi istemişsiniz. Yavrum yeni evli birinin motive edilmeye ihtiyacı yoktur ki hayatınzıdaki her duygu yeni ve güzel duygular olumsuzlukları bile o güzel duyguların gölgesinde hoşgörüyle karşılayabilir insan. "Uçurumlar var diyorum insanla insan arasında. Kendiyle kendi arasında" demiş Nilgün Marmara. Hayatla ve insanlarla olan ilişkinizde zaman zaman uçurum kenarlarında olacaksınız. Bazen ağlayacak, üzüleceksiniz bazen güleceksiniz, yine de yaşamayı güzel ve değerli bulacak, dik durmayı öğreneceksiniz. Size tavsiyem evliliğinize, evinize, hayatınıza hatta kendinize hakkınızı verin. Mutluluklar diliyorum.


Sevgiler sevgili okurlarıma...

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.