Uzaklaşan sevgili

Merhabalar Yeşim Hanım, öncelikle sizi çok sevdiğimi ve takip ettiğimi belirtmek isterim. 22 yaşındayım, 2014 yılında ilk ilişkime başladım ve sürüyor da çok şükür. Sevgilim, daha doğrusu sözlüm de 22 yaşında, üniversite okuyoruz, iki sene önce kendi aramızda yüzük taktık. İki tarafın da ailesi biliyor ve ben onun ailesiyle görüşüyorum, o da benim ailemde çoğu kişiyle tanıştı.

 

Biz sosyal ağ kullanmıyoruz tanıştığımızdan beri. İki buçuk yıl önce Facebook’unu açtı ve bana “Okey oynuyorum” dedi, bir süre açık kaldı ve ben telefonunda Messenger’dan bir kızla konuştuğunu gördüm, çok az bir konuşma görüntüsü alınmıştı. Ben sorunca “Arkadaşım bu kızı seviyor, onun için numarasını istedim” falan dedi. Ben ona inandığımı fakat aldatmanın sadece bir kızla beraber olmak değil, beni “okey oynuyorum” diye kandırarak arkadaşın için bir kızla konuşarak da beni aldattığını, yanılttığını dile getirdim, bu ilk ve son olayımızdı. Yıllardır bir kere bile ayrılık yaşamadık, ayrılık lafı dahi geçmedi. Uzlaşamadığımız sorunlar oldu, yollar oldu, konuşmadığımız olsa da ayrılık olmadı, sonra da sözlüm 1 ay önce babasını kaybetti. Bu bizim için bir yıkımdı, elimden geldiğince yanında olmaya çalıştım. Bana çok düşkün olan biri gitti, yerine umursamaz, kendi halinde biri geldi. Beni sürekli arayan adam gitti, şimdi ben arıyorum ve meşgule atıyor. Ulaşmak çok zor, her gün buluşmak isteyen adam gitti, hiç görüşmüyoruz bile.

 

Cenaze sırasında eski sevgilileri aradı, taziye verdi. Evet, ölüm bu sonuçta, olgun olmam gerekse de ben hoş karşılamadım kendi içimde. Şu an hislerim aldatıldığımdan yana. Diyeceksiniz ki “baba sendromundan böyledir, kolay değil” falan filan ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum, başka biriyle görüşüyor gibime geliyor. Babası vefat ettikten birkaç gün sonra tesettüre girdim. Bu, sözlümün en çok istediği şeydi fakat ilk görünce ağladı. Aksi halde hiçbir mutluluğu yok, ki bu benim için devrimdi.

 

Gelecek hakkında sürekli konuşurduk fakat şu an her şeyi erteliyor, normalde zor günlerinde hep yanında birilerini ister fakat şimdi buna izin vermiyor. Sanki benim yerimi bir başkası dolduruyor gibime geliyor çünkü içine kapanmadı, arkadaşlarıyla görüşüyor, sosyal aktivitelerine devam ediyor. Sadece bana ayrılan bölüm yok gibi. Aslında kendini, ilişkisini çok iyi tanımış biriydim, şu an sanki her şeyi hissediyorum da aldatılıyor gibiyim. Hiçbir zaman körü körüne inanan biri değildim, hep “bir ihtimal bile olsa olur, yapar” derdim ama şu an böyle düşünmek beni çıldırtıyor. Benim emeklerime, sevgime, sadıklığıma bu yapılmamalı gibi düşünüyorum, teşekkürler…

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

 

Sevgili okurum, beni çok sevdiğinizi yazmışsınız. Ne güzel şey sevilmek ama bilin ki bu sevginiz karşılıksız değil. Yüzlerinizi görmediğim siz okurlarımı kelimelerinizden seviyorum. Bana “Yeşim Annem” diye sesleniyorsunuz, “anne” diyorsunuz. “Yeşim Abla” diye hitap edeniniz var, sanki siz ve ben bir aileyiz. Ben bana yazan tüm okurlarımı yürekten seviyorum.

 

Geçen sene çok sevdiğim kedim Leo’nun yılbaşının akabinde ölümünden sonra kendime yine bir kedi sahiplendim, adını da bu sefer Kont koyduk, Leom’un aynısı, biraz daha ufağı. Kont’u da çok sevdim, bir Leo kadar olmasa da çok sevdim. Uysal bir kedi ama onun da kaçma girişimleri oluyor. Leo kaçtı mı, bütün apartman karantinaya alınırdı, kimse dairesinden dışarı çıkamaz, kapıda Leo’nun bizim tarafımızdan yakalanmasını beklerdi çünkü Leo evden çıktığı anda vahşileşirdi, sanki bir panter olurdu. Kalın montları üzerimize giyerdik, elimize eldivenler takardık, bizi unuturdu, saldırıdı ama biz ondan hiç vazgeçmedik. Bir de elimize salam alır, onu bu koşullarda yakalamaya çalışırdık. Bazen bir saatten fazla sürerdi yakalayıp sakinleştirmesi. Sağ olsunlar, eski oturduğum apartman sakinleri bu karantina durumuna seslerini çıkarmazlar, evden çıkmak için beklerlerdi. Leo’ya olan düşkünlüğümüz herkesçe fark ediliyor, biliniyor olmalıydı. Kont, Leo gibi vahşi değil ama onun da fırsatını buldu mu, kaçma girişimleri oluyor. Bugün markete gidiyorum, evden çıktım, sonra alışverişimi yapıp geri döndüm. Her dışardan geldiğimde kedim kapının kapanma sesine antreye gelir, beni görünce mutlu olurdu. Ben de onu tabii. O benim yol arkadaşım ama bugün eve girdim, baktım ortalarda yok. Meraklandım, odaları tek tek arıyorum, portmantonun kapağını açıyorum, belki ayakkabımı alırken içine saklandı diye. Eğilip en altına kadar bakıyorum, yok, çıldırıcam ama çıkmadı. Diyorum kendi kendime “ben çıkarken kapıda yere yatmış tüylerini yalıyordu…” “Yine dayanamadı, belki kaçmıştır” diye korka korka merdivenlere yöneldim.

 

Apartmanın merdivenleri kullanılmıyor, bir kapıyla açılıyor. Merdivenleri bir indim, durmuş orada bakınıyor, beni görünce miyavladı sakince, beni bekledi. Ay, bir şaşırdım! Ne ara kaçtı, rüzgar gibi geçmiş yanımdan, beni ayakta uyutmuş. Eğildim, onu kucağıma alıp öpe öpe merdivenlerden evimize çıkardım, hiç sesini çıkarmadı. Ee, evinde sıcacık; yediği önünde, yemediği arkasında pışpışlanıp duruyor tabii ki. Baktı, evden dışarı çıktı mı hayat zor, etraf taş. “Ben en iyisi yine annemin yanında kalayım” demiştir. Heves işte, dışarı hevesi. Camdan görüyor, dışarda bir şey var sanıyor, dışarda hayat var ama ucunda açlık, soğuk ve ölüm de var. Kedim bunu anladığından hiç mızırdanmadan kucağıma geldi. Kollarımla sardım, merdivenleri onunla konuşa konuşa çıktım. Ah bir de duysaydı… Kendisi bir Ankara kedisi, duymuyor. Evden içeri girince içimden kedimi bulduğuma şükrederek mutlulukla onu antreye usulca bıraktım. Bir kedi acısı daha çekmeye yüreğim dayanmazdı.

 

Hevesler sevgili okurum, yalancı bahar gibi insanı kandırır. Öyle ki yeşeriyorum sanırken solarsınız, tıpkı bahara aldanıp çiçek açan ağaçlar gibi heveslere yenilmemek için kıymet, değer bilmek gerek. Bunun için de irade ve sadakat gerekli ama sadakat nerede? Ortalıklarda gözükmüyor. Kimseye haksızlık yapmak istemem, mutlaka istisnalar vardır ama sanki artık sadakati takan yok gibi; sadakat artık yalnızca bir kelime olarak var.

 

Kadın ya da erkek, ne kadar iyi niyetle sevginizi taşırsanız taşıyın, karşınızdaki, yalancı baharlara kucak açmaya hazır. Ne yazık ki kadını, erkeği bu halde ama olsun, herkes ne yapıyorsa kendine yapar, karşısındakine değil. Kaybeden kendisidir.

 

Sizin gibi genç kızların hala olduğunu bilmek beni umutlandırıyor, sevgili okurum. Hayata değerlerle bakan bir genç kızsınız. Yalnız, takıldığım bazı konular var bunları size yazmalıyım. Kimse için hayatınızı değiştirmemelisiniz, bugün yanınızda olan kişi yarın yanınızda olmayabilir. Kendi hayatınızda bir devrim yaptığınızı yazmışsınız ya, ondan bahsediyorum. Bu devrimi gerçekten kendinizi bu dünyaya ait hissettiğiniz, o duygularla bağdaştığınız, öyle yaşamak istediğiniz, inancınız bu yönde olduğu için yapmış olsaydınız keşke. Sevgilinizin arzusunu yerine getirmek için değil. Aksi halde eğreti elbise gibi sizi rahatsız eder; üzerinize, ruhunuza batar durur. Kimse için hayatınızı hiçbir yönde kısıtlamamalısınız çünkü siz kendini taşımasını bilen birisiniz. O istedi diye sosyal paylaşım sitenizi kapamanız da doğru değil. Bakın erkek arkadaşınız okey oynuyorum diyerek Facebook’u hep kullanmış ama size kapattırmış, siz kapattığınızla kalmışsınız. Başkası için gereğinden fazlasını yapmak, bunlar yanlışlarınız. Yapmayanlar, “hayır” diyebilenler daha kıymetli oluyor. Öteki durumda çantada keklik olarak görülüyor. Sizi aramaması, telefonlarınıza cevap vermemesi onun sizden kaçtığı hissini uyandırıyor ve kadın hisseder derler ya, bu doğrudur. Kadını aptal yerine koymaya çalışırlar. Türlü türlü yalanlar, bahaneler… Kadın iyi niyetinden, sevgisinden kendi gibi dürüst olduğunu düşündüğünden bir süre kanabilir ama eninde sonunda hislerine kulak verir. Siz de muhtemelen ilk yok oluşlarını babasının ölümününe yordunuz ama baktınız bir tek sizin için yok, o zaman uyandınız. Hislerinizde yanılmıyorsunuzdur. Şüpheleriniz yersiz değildir bu şüpheler bugün gibi yarın da içinizde olacak çünkü bu zaten ilk olmadığı gibi, son da olmayacaktır.

 

Bu durum için ne yapmalısınız? Bunca yıllık ilişki zor bir durum ama burada bunun devam edeceğini göz önünde bulundurursak ayrılmalısınız çünkü bunlar sürecek. Size lazım olan, sizin gibi ilişkisini taşıyabilecek erkek. Aldatan erkeği veya kadını “bir daha aldatmaz” diye affetmek genelde evliler içindir. Yılların verdiği alışkanlık, yaşanmışlıklar, madden yetersizlikler, güvensizlik, çocuklar gibi nedenlerle evliliklerinden çıkamamaktadırlar ama bekarken sevgiliyi bırakmak, cesaretle aşılacak bir durumdur. Size ne bahane sunacak? “Babamın acısının bunalımındaydım” mı diyecek? Evet, günümüzde aldatılmayan kadın zor gibi gözüküyor ama en azından bu kadar erken aldatmayan erkeklerin olduğunu biliyorum. Bu da bir şeydir artık. Ne kötü değil mi aldatmanın bu kadar kanıksanması ve bir şey yapılmaması, toplumun kabul etmesi, erkeklerin birbirini ayıplamaması, yaşanan her duygunun kar olarak görülmesi… Yazık tabii.

 

Tabii, bu zor kararı siz vereceksiniz. Hemen “Bir aldattı diye ayrılsınlar mı?” diye düşünen olacaktır ama bir kere aldatan bir daha aldatacaktır. Duracak mı? Ve ben ilk olduğunu hiç sanmıyorum. Size bir arkadaşı için kızla konuştuğunu söylemiş, ona inanmış gibi yapmışsınız. Bunu ne yapacaksınız? Bunu da “-mış” gibi mi yapacaksınız? Bunları yaşamaya dayanabilecek misiniz?

 

Sevginizi ikiniz de hakkını vererek yaşamalısınız. Sadece biriniz hakkınız verirse, tek ayağı olmayan sandalye gibi olmaz mısınız? Yazıma kedim Kont’un dışarıya olan hevesiyle başladık yine hevesle bitireyim. Hevesler gelip geçici de olsa yüreklerin kaldırması, sindirmesi zordur ve o yalancı bahara kanıp açan çiçekler kendi dallarında kuruyacaklardır.

 

Sevgiler...  

Facebook Yorumları
Yorumlar
3
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    07 Mart 2019 Perşembe 14:52

    Bende kocamı ıkı kere affetdım tekrar dava actım artk kurtaramıyorum cocugumda yok calışmıyoda hep fedakarlık bende uzulsemde bıtmesı gerek

    Cevapla
  •  
    04 Mart 2019 Pazartesi 08:26

    Gg

    Cevapla
  •  
    02 Mart 2019 Cumartesi 13:46

    Bayılıyorum bu kadının feminist yorumlarına. Ne kadar doğru söylemişsiniz başkası için neden değişiyoruz? Bizi o şekilde görüp beğeniyorlar da sonra neden bu değiştirme çabası? Artık annelerinde kendi yaşadıklarını düşünerek oğullarını o Şeklde yetiştirmesi gerekiyor diye düşünüyRmKaleminize sağlık

    Cevapla

  • Mutluluk Kürleri 2 - Dr. Ümit Aktaş anlatıyor
    Mutluluk Kürleri 2 - Dr. Ümit Aktaş anlatıyor

    Süresi : 22:01 İzlenme : 0

  • Kadınlar için 5 savunma taktiği
    Kadınlar için 5 savunma taktiği

    Süresi : 04:19 İzlenme : 2992

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Doğum kontrol yöntemleri ve doğurganlık farkındalığı
    Doğum kontrol yöntemleri ve doğurganlık...

    Süresi : 05:18 İzlenme : 60

  • Kolesterolü etkileyen gıdalar
    Kolesterolü etkileyen gıdalar

    Süresi : 02:36 İzlenme : 816

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön