Kızımı bile umursamıyorum

Merhaba Yeşim Hanım,

Bundan 6 yıl önce yani 15 yaşındayken nişanlandım. Gerçekten çok sevdim. Resmen onun için ölüyordum ama çocuk olduğum için de hiçbir şey bilmiyordum evlilik hakkında. Evlendik bir sürü sorunlarımız oldu. Ailesiyle olsun benim geçmişte çıktıklarım olsun hep sorun vardı ama bildiğim tek şey vardı onu çok seviyordum. 5 ay geçti, 1.5 aylık hamileydim. Babamlar misafirliğe geldi. Ben de babamların durumu kötü olduğu için kız kardeşlerime kıyafetlerimi biraz göndermek istedim. Babamın çantasına koydum ama kaynanam gördü. Eşime, babama söyledi. Eşimde gönderin babasıyla gitsin dedi. Ama ben onu o kadar çok sevmeme rağmen gittim babamla. Hamileydim. 8 ay babamlarda kaldım. Doğum yaptım. Yalvardım, ne yaptıysam gelip beni almadı. Oğlumla beraber 3 ay geçirdik. Ama ailemle de geçinemiyordum. Hep ailemden dayak yiyordum. Oğlumun ne bir kıyafeti vardı, ne bir bezi. Poşetle altını bağlıyordum, komşular yardım ediyordu.

 

En son dayanamayıp yeniden evlendim ama eşim oğlumu istemedi. Oğlumu babasına gönderdim. Ama oğlumla eski eşimi hala çok seviyordum. Yeni eşimle evlendik. Bana yalan söyledi, 35 yaşındayım dedi ama 50 yaşındaymış. Bende o zamanlar kafam karışık bir şekilde kabul etmiştim. Beraber 3 senemiz geçti, 4’e gireceğiz. Bir kızım oldu, ama ben eski eşimi görmek için sürekli sahte hesaplar açıp onu takip ediyorum. Ona baktıkça ölüyorum. Bu eşimi hiç sevmiyorum ama boşanamam artık çünkü ben doğuda yaşıyorum ailem, çevrem beni çok yadırgar. Üstelik bu eşim bana çok iyi davranıyor, yine de ben hiç mutlu değilim, hep isyan ediyorum, içimde hep bir eksiklik var çok seviyorum onun bir gülüşü için canımı veririm. Şimdiki eşimden olan kızımı bile umursamıyorum. Kimseye de anlatamıyorum ama birinden bir akıl almaya o kadar ihtiyacım var ki çünkü kötü durumdayım. Gün geçtikçe eski eşimi ve oğlumu daha da çok özlüyorum. Bu arada eski eşim de evlendi ama onun çocuğu yok. Onun o kadına sarıldığını düşündükçe çıldırıyorum. Onun bir sarılmasına ölürüm, bastığı toprağa kurban olurum. Ben onu hep ailemden, canımdan, rabbimden bile üstün tuttum, ona tapıyorum. Şimdiki eşime de acıyorum çünkü bana çok iyi davranıyor. Kalbini kırmamaya çalışıyorum ama ya ben ne olacağım. Hep karşımdakini düşünüyorum, hep karşımdaki mutlu olsun diyorum ama ben hiç mutlu değilim. Mutlu olmak istiyorum ama onu bile beceremiyorum. Deniyorum ama olmuyorum. Benim hayatım neden böyle? Neden Allah herkese bol bol mutluluk dağıtırken benden esirgemiş. Belki inandırıcı gelmeyecek ama yemin ederim bu yazıyı yazarken bile ismini almaktan çekiniyorum. Çünkü ismini dediğimde bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Adını yazsam ne olur bilmem. Ya bunu bilin, o Allahın bana dünyada verdiği cennetti. Ama aldığında cehennemi yaşadım ben şimdi cehennemde yanıyorum. Hem de kül olmuş bir halde...

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

Mailinizi okurken küçük bir kızın rol aldığı başrolde mi figüran mı belli olmadığı bir filmi izledim sanki. Kendi kendime dedim ki; bu yaşanılanların tek bir açıklaması var: cahillik ve imkansızlık. Yoksa bir aile 15 yaşında henüz bedenen ve ruhen çocuk olan kızını ne diye evlendirir. Her halde bir boğaz eksilsin diye. Siz de sevgili okurum; 15 yaşındaki biri ne kadar eş olabilirse o kadar eş oldunuz, ne kadar anne olabilirse o kadar anne oldunuz çocuklarınıza ama artık yaşadıklarınızla büyüyorsunuz. Aklınızda büyümeli. Bir an önce yaşınızdan daha olgun davranmalısınız. Kendinizi yaşadıklarınızı aşmalısınız. Doğudaki kadın şartlarını, kendini aşmak zorunda daha medeni bir hayat için.

 

Büyük şehirde yaşayınca ülkemizin doğu bölgesinde yaşananlar insana ne kadar yabancı geliyor, bir o kadar da uzak. Doğudaki kadınlar, insanlar adeta kaderlerine bırakılmış, ne halleri varsa görsünler der gibi. Maili okuyunca sanki aynı çağda yaşamıyoruz dedim. Orada kadınlar erkeklerin egemenliğinde debelenip duruyorlar ve kimse tarafından da umursanmıyorlar. Aileleri bile umursamıyor, sanki başlarından atıp görevlerini bitiriyorlar. Bizlerde ne kadar duyarsak o kadar ilgiliyiz ya. Arada bir medyaya düşen bir olay olursa, ah vah nasıl olur deyip sonra unutuyoruz. Şimdi bu gelen maille sormak istiyorum, orası Türkiye değil mi, neden çağın gerisinde yaşatılıyor bu insanlar ve bu yaşananlara gözler neden sımsıkı yumuluyor? Yoksa böylesi kolayınıza mı geliyor. Bu sorumsuzluk, bu vicdansızlık... İnsan olan herkes daha güzel bir yaşamı hak ediyor. Bu insanların kişisel gelişimi için neden gerekenler asgariyle sınırlanıyor. Belki de o asgarisi bile yapılmıyor. Ne kadar medeniyet götürürseniz o kadar medeniyeti yaşıyorlar demek ki. Doğuda her şey hala sıkıyönetimin esiri gibi, bu yüzden insanların kafaları da sığ kalmış. Mutlaka hepsi öyle değil. Her şey imkânlarla da alakalı. Gezerek, okuyup öğrenerek hayatını daha farklı yaşayanlar da var ama ne kadarı? İmkânı olmayan bu insanlardan ne bekleyebilirsiniz ne kadar gördülerse o kadarını. Onlarda ailelerine çevrelerine bildikleri gördüklerini vermişler. Yaşanamayan hayatlar, rızasız gönülsüz evlendirildikleri için bedenleri ve ruhları isyan eden kadınlar... Hani bizim küçükken oynadığımız tıp vardı ya oralarda kadınlar o tıp oyununu oynuyorlar. Yani susuyorlar... Bu sessizlik oyununu kimse bozmuyor, hepsi korkuyorlar. Çünkü cesaret edip sessizliği bozanı kızım, kardeşim, karım demeyip öldürüyorlar okuyoruz gazetelerde, duyuyoruz haberlerde üzülüyoruz ama hiçbir şey yapmıyoruz. Orası başka bir bölge unutulmuş, yaşanan çağdan ayrı düşmüş bir bölge ve orada yaşayan bir kadının dramına üzülmemek mümkün değil. O daha henüz iki evliliği yüreğinde kaldıramayacak kadar küçük.

 

Sevgili okurum;

İki evlilik yapmış olsanız da çok gençsiniz ve iki bebeğiniz var. Onların da kaderi sizin gibi olsun ister misiniz? Eminim istemezsiniz. Siz sevmediğiniz biriyle evlenmiş olsanız da bu sizin birinci evliliğinizden sonraki bilinçsiz seçiminiz. Bir kaçış kurtuluş yolunuz. Bu evlilikten bir kızınız var onu umursamadığınızı yazmışsınız, eşinizi sevmediğiniz için kızınıza karşı da soğuksunuz ama dünyaya gelmeyi o istemedi. Anne ve babaların görevi çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek, her ne yaşarsa yaşasın çocuğuna sahip olmak, ona olan sorumluluğunu yerine getirmek. Bu umursamamazlığı yapma lüksünüz yok hele doğunun şartlarında hiç yok.  Siz ilk evliliğinizin etkisiyle yaşamınızı es geçerken çocuklarınız büyüyorlar. Tıpkı sizin farkında olmadan büyüdüğünüz gibi. Oysa bu böyle olmamalı. Anneler çocuklarının her şeyi ile ilgilenip sevgi, ilgi vermeliler. Evet, sevmişsiniz, kayınvalidenizin bir lafı sizin eşiniz tarafından kapının önüne koyulmanıza sebep olmuş. O kayınvalide akıllı bir kadın olsaydı buna fırsat vermezdi. Gelinini, torununu düşünürdü. Şimdi yarım yamalak bir şekilde üvey anne, akılsız bir babaanneyle oğlunuz mutlu mu yetişecek? Sorunlu bir erkek daha büyüyecek ama siz elinizin altındaki kızınıza karşı özgürsünüz. Eşinizi sevmeseniz de, seviliyorsunuz. Bu durumu lehinize kullanın. Çocuğunuzu istediğiniz gibi yetiştirin. Tabi önce siz kendinizi yetiştirmelisiniz. Elinize ne kitap geçerse okuyun, okuyup öğrenin başka başka hayatları. Bakın dışarıda yaşayan bir dünya var ve insanlar bu dünyada varlıklarını ortaya koyabilmek için kendilerine bir şeyler katma çabasındalar. Siz de bu çabanın içerisine girmelisiniz. Bunu kendiniz için yapmak zorundasınız. Siz küçücük olmanıza rağmen 50 yaşında biriyle evlisiniz. Yarınlara hazırlanmalısınız. Genç yaşta yalnız kalma olasılığınız var. Hayatın getirilerine götürülerine karşı tedbirlerinizi almalısınız. Eminim orada da bir takım kurslar açılıyordur. Bunlardan faydalanmaya çalışın. Kendinizi geliştirin. Aslında yapılabilecek şeyler daha çok şey var tabi ama hep imkan dahilinde var olduğu kadarıyla kendiniz için zorlayın şartlarınızı. Güzel bir yarın için bugünün hakkını onu boşa geçirmeyerek vermelisiniz. En azından okuyun üşenmeyin, kaçmayın, kendinizdeki farkı siz de fark edeceksiniz.

 

Büyük sevdanıza gelince sevmek hak etmeyle olmuyor. Gönül herkesi sevebiliyor ama yaşanan duygulara akılla bakınca sevdiğiniz kişiye bu sevgiyi boş bir yük olarak taşıyorsunuz. Bunu artık fark etmelisiniz. Sizi kapının önüne koymuş. Bu yaptığı sizi hiç mi soğutmadı? Hevesi geçmiş ve evliliğini annesinin sözünü bahane edip bitirmiş. Var mı böyle bir şey? Namus hep kadında aranır durur, erkekler namus abidesi zaten. Bu size yaşattığı namussuzluk değil midir? Erkeğin namusu, işte bu yaptıklarındadır. Size aklınızı başınıza toplamanızı öneririm. Eski eşinizi sahte hesaplar açıp takip etmeyi bırakın, boşa bir zaman kaybı moralinizi bozmaktan, kıskançlık duygularınızı tavan yaptırmaktan başka bir işe yaramaz. Size bir tek şeyin faydası olur. Öyle bir geliştirin ki kendinizi onu pişman edin. Ben kimi bırakmış, evimden atmışım, ah benim aptal kafam desin. Ona bunu dedirtebilirsiniz. Bu da akıl kullanılarak yapılacak bir şeydir. Duygularla bir yere varamazsınız ama akılla çok şeyi değiştirebilirsiniz. Size eski evliliğinizden kalacak tek bir şey var.... O da şu: Değersiz, sokağa atılacak, ailesine geri verilmeyecek biri olmadığınızı göstermek. Kendiniz için bunu başarınca siz de ona takılı kalmayacaksınız. O kişiyi gözünüzde bu kadar büyütmeyeceksiniz. O sizin o zamanki aklınızla değerli bulduğunuz, sevdiğiniz biriydi. Siz öğrenip, geliştikçe değer yargılarınız da değişecek. Onu gözünüzdeki dev aynasından indireceksiniz.

 

Ne demek sürekli intihar girişimleri? Yaşamak çok güzel. Her şey o kişi değil. Sevilecek o kadar çok şey varken, iki çocuğunuz varken, o çocuklara annelik yapabilmek varken, bir hiç için mi öleceksiniz? Siz annelik duygusundan yoksun musunuz? Onları sahipsiz bırakmayın. Zavallı bir kadının çocukları olarak göstermeyin onları toplumda. Dik durmayı öğrenin ve dik durun yaşamınızda. Çocuklarınıza da örnek olun. Size yaşamı sevebileceğiniz daha çok şey sayabilirim ama lafı uzatmayacağım. Doğaya bakın. Sevecek insanlardan çok fazla şey var orada. Allah’ın yarattığı o güzellikleri hissedin. Yaşam hissetmekle, fark etmekle güzelleşir. Size son söz olarak aklınızla hareket etmenizi, layık olmayanı bu kadar sevmemenizi önereceğim.

 

Sevgiler yavrum...

 

***

 

Çözemediğiniz sorunlarınızı rumuzunuzla yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

 

Yeşim'le Hayat Bilgisi her zaman sizin yanınızda...

 

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com

 

Twitter: @yesimtijen

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 6896

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2120

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1665

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 25934

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5923

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön