Evlenmek istiyorum ama...

“Merhaba. 35 yaşında bir beyim. Ne zaman bir bayanla tanışıp evliliğe kadar gelsem geleceğe dair aşırı bir korku duyuyorum ve bitirmek zorunda kalıyorum. Çok sayıda bayanla yaşadım bu durumu. Hiç aşık olarak başlamadım ama içlerinden beğendiklerim vardı . Bazıları çok anlayışlıydı hatta. Fakat sıkılmaya, bunalmaya başlıyor ve aşırı mutsuz oluyorum. Hele evliliği düşündüğümde korkularım katlanıyor. Birkaç aydır psikiyatra gidiyorum. Bu durumu bir de sizin yorumlamanızı istiyorum.”

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

Ben de ‘evet’çilerden değilimdir sevgili okurlar, benim de hayırlarım vardır. Kestirip attıklarım, önyargılı yaklaşımlarım vardı, yaş ilerledikçe ve algılamalarımız değiştikçe insan önyargılarından da uzaklaşıyor. Mesela bir zamanlar ‘evde hayvan beslemek mi, hayır hayır evde hayvan hiç olur mu’ derdim ama etrafımda birçok insanın da kedisi köpeği  vardı, ben kedinin köpeğin evde yaşamaması gerektiğine inanıyordum. Kedisi olan bazı arkadaşlar kedilerini anlatıp duruyordu şöyle güzel kedi sahibi olmak böyle güzel heves ediyordum ama anlık hevesler. Gelip geçiyordu, ben geçiriyordum, titizdim. Olmaz olamaz. Köpeğim olsa sabah akşam dışarı çıkarmam gerekecek, bana göre değil kedi, evde kumuna yapıyormuş, o da neymiş öyle, yine olmaz öyle şey diyordum. Sonra kuş almaya aklım yattı. Bir gün muhabbet kuşu almak için pet shop’a girdim. Kuşlara baktım, kuş alacağım, hevesle kuşlara bakıyorum, ne güzel evde öter dururlar... Sonra yerde kedilerin olduğu bir kafes gördüm, bir kedi ailesi kafesteydi. Biri gri biri beyaz, iki yavru kedi ve anneleri, hepsi bir arada... Yavru kediler öyle güzeldi ki... Etkilendim, kedilerle ilgilendim, pet shop’un sahibi kadın da anlattı durdu. Kedilere ben çok şekerler dedikçe o kedilerin ne kadar cins kedi olduğunu anlattı. Hem bakmasının da kolay olduğunu söyledi. Allah allah... Ben evde bakmak zordur dedikçe yok canım olur mu, kim demiş diye diretti, aslında belki başkasına göre kolaydır, bana göre zor, ben titizleniyorum dedikçe o kedilerin ne kadar temiz hayvanlar olduğundan dem vurdu. Ben de hoşuma gidiyor ama her tarafı pisletecek tuvaleti falan diye zor iş herkese göre değil dedim, o da hemen beni yakaladı ya, üzerime üzerime geldi, “yok canım  kumlarından başka yere yapmazlar” dedi. Ben alsam mı ki, belki yapamam, geri getirebilirim, deneme süresi olsun bir hafta dedim, kadın tamam deneyin dedi, ben de beyaz  yavru kediyi korka korka, tüm ihtiyaçlarını temin ederek aldım evime gittim. İlk bir heves çok hoşuma gitti, zevk aldım, sonra çok zorlandım. Evde hayvan beslemek için biraz da geniş olmak gerekiyor, ben bir süre kendi içimde pişmanlıklar yaşadım, kendi kendime kızdım, işim arttı, sorumluluk aldım, hayatımı ona göre ayarlamaya başladım. Bir kedi benim hayatımın ve evimin bütün  düzenini değiştirdi ama sonra sevmek denilen duygu var ya, o yüreğime yerleşti... “Ben bu kediyi niye aldım” düşüncesini aştım. Çünkü kedimin hayatıma kattıklarına bakmaya başladım, bu şekilde olumlu taraflarına odaklandım. Biraz genişledim, tabii genişlemeden olmaz, hırçın bir kedi olması, eşyalarımın canını çıkarması, bunlara takılmıyorum... Ona salonu yasakladım, nadiren sokuyorum, diğer her yer serbest. Yani ben bardağın boş tarafına değil, dolu tarafına bakmayı öğrendim.

 

Şimdi onsuz bir hayat düşünemiyorum. İyi ki benim hayatıma girdin Leo! Bunları niye anlattım? İnsan kendini aşabilir diye bu örneği anlattım; biraz çaba ve cesaret  gerekiyor... Cesaret olmadan başlangıçlar olmaz sevgili okurum. İnsan ne zaman cesaret eder? Uygun ortam veya  an yakalandığında o cesaret ve korku sizin içinizde yan yana barınır ama öyle biri çıkar ki insanın karşısına aşık olmazsınız belki ama sevebilme yeteğinden de yoksun olduğunuzu  düşünmüyorum... Fedakarlık etmek; bu verici yaklaşım olmadan hiçbir yere varamazsınız... Karşınıza bir kadın çıkar, işte bu kadınla olabilir dediğinizde, işte bu cesaret etmeniz gereken andır. Ve nişanlılık dönemi bunun içindir,  sonrasında aşmanız gereken bu birlikteliğin size kattıklarına bakıp  bardağın dolu tarafını görmek ve daha çok cesaret etmektir. Evlilikler ille aşk ile yaşanmaz, bazen sevmeye değer bulmak evliliğe   cesaret etmek için yeterli bir nedendir, sevgi sonrasında büyür gelişir, bazen sonradan da aşk olur. İlla görür görmez kalbinizden vurulmayabilirsiniz, tanıdıkça değerli bulur ve seversiniz . Siz beraber olduğunuz kişilerden bir müddet sonra sıkılıyorsunuz, evliliği istiyorsunuz  ama onun getireceği sorumluluklardan, çocuk sahibi olmaktan vs. kaçıyor korkuyorsunuz. O zaman  ben burada size  kendinize güvenmiyorsunuz diyeceğim. Sizin güvensizliğiniz neden kaynaklanıyor, bunu öğrenmeniz lazım. Bir eş ve  baba olmak, bu sorumluluğu taşıyacağınıza inanmıyorsunuz. Peki siz kendinizi denemeden bu önyargıya nasıl  vardınız? Yaşamadığınız bir şeyi nasıl biliyorsunuz?

 

“Ben yapamam,” bu bir önyargı sevgili okurum. Siz bir insansınız, tabii ki hatalar da yapacaksınız, korkacak, yeri  gelince belki kaçacaksınız ama aynı zamanda  cesaret de edeceksiniz. İnsan  güçlü yanlarına tutunmalı, ‘ben yapamam’lara değil... İnsan aklının erdiği, gücünün yettiği her konuda kendi iradesiyle tavır almalı. Korkulara esir olmak benim düşünce tarzıma göre yaşayamamaktan başka bir şey değil. O nedenle  siz yaşamıyorsunuz, kendi içinize sığınmışsınız. Kendinizi dıştaki her şeyden koruyorsunuz. Bu  yaşamak mı yoksa saklanmak mı? Evlilkten kaçmanızın nedeni biraz da karşınızdakini kendinize layık bulmamaktandır diye düşünüyorum. Daha iyisini aramak, daha güzeline kavuşmayı ummak ve bu yüzden evliliği ötelemiş de olabilir misiniz? Bu durumda size çok mu yakışıklı veya üstün nitelikleri olan bir beysiniz diye sormam gerekiyor. Kendinizi biraz abartmıyor musunuz?  Şunu da ilave etmek istiyorum, siz acaba hem çok güzel, hem akıllı kariyer sahibi bir kadınla hiç beraber olmamış olabilir misiniz? Belki de siz hep orta durumdaki, her şeyden bir parça taşıyan kadınlarla beraber oldunuz, bunun üzerinde kadınlarla beraber olsaydınız eliniz ayağınız birbirine dolaşırdı... Ne söyleyeceğinizi bilemez, soğuk terler dökerdiniz, haksız mıyım?

 

Evlenmeyi isteyip, biriyle beraber olup ondan sıkılmanız ve evlilikten korktuğunuzu söyleyince kadın arkadaşlarınızın size yardımcı olmaya çalışması... Belki bu kişi çok üstün vasıfları olmayan ama düzgün bir insan, eş ve anne olabilecek bir kadın, sadece çok göz doldurmuyor ama bu kadarı size yetmez değil mi? Siz böyle birini istemiyorsunuz, göz doldurması lazım... Halbuki kendinize izin verseniz, sıkılıp vazgeçtiğiniz anda  kendinize direnseniz... Geçişi yapacağınız nokta orası. Bunu başardığınızda zaten kendi kendinize  teslim olmuş olacaksınız. Denemenizi tavsiye ederim. Hiç bir korku birden aşılmaz. Ama aşmak için adım atmak gerekir.

 

Sizin adımınız kendinize güvenmek olmalı. Bugün bütün insanlar dört dörtlük şartlarda evlenmiyor. Dördün yarısı sizde, yarısı karşınızda varsa dördü zaten bulursunuz. Geriye kalan  göze almak değil mi? İnsan yaşamındaki arzularına göze almadan ulaşabilir mi? Size soruyorum, bir düşünün bunu, göze almadan neye ulaşılır? Arzu her zaman geleceğe yöneliktir. O nedenle de insan şimdide bir şey yapmak zorundadır ki arzularına kavuşsun ve insanın eylemlerini belirleyen inanç ve düşünceleridir. Siz evliliğe adım atabilmek için önce kendinize inanmalısınız. Kendinize ‘ben yapabilirim’ demeye başlayın, zamanla kendiniz de buna inanacaksınız.

 

Tabii ki kısacık bir mail ve sonrasında sorduğum birkaç soruyla sizi çözmem imkansız, bana kendinizle ilgili bilgi verin diye yazdığımda iki kelimeyle  geçmişsiniz. Korkunuzun nedenlerine ancak sizinle yapılacak seanslarla inebiliriz. İnsan bir ‘hayır’a sıkı sıkıya tutunuyor ve o hayırdan vazgeçmek istemiyorsa bu hayırı deşmek gerekir. İçinizdekiler akacak, sonra rahatlayacaksınız. Evet ve hayır basit birer kelime gibi gözükse de insanı açan ve kapayan iki kelime. Hele ‘hayır’, tam bir kilit kelime, kapalı bir kilit... Bu kilidi siz belki de çok anlamsız bir takıntınızdan kendinize vurdunuz ama bunu ancak sizinle geçmişe de yönelerek anlayabiliriz. Bunu psikiyatristinizle zaten yaptığınızı düşünüyorum. Umarım yardımcı olmuşumdur... Sevgiler.

 

 

 

***

 

Çözemediğiniz sorunlarınızı rumuzunuzla yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

 

Yeşim'le Hayat Bilgisi her zaman sizin yanınızda...

 

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com

 

Twitter: @yesimtijen

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
3
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    02 Nisan 2018 Pazartesi 20:31

    Merhaba ben ayaz

    Cevapla
  •  
    19 Şubat 2018 Pazartesi 01:04

    36 yaşındayım, bir evlilik yaşadım, iki çocuğum var, kafa dengi arıyorum. Mümkünse sahte müslüman geçinmesin. Ben sigara içiyorum ve Arada alköl alıyorum, mesleğim nakliyeci, yaşamasını gezmesini seven bir insanım. sosyal yaşantıyı seviyorum,kafama yatan biriyle tanışmak istiyorum. Ama lütfen kafa d

    Cevapla
  •  
    10 Ocak 2018 Çarşamba 01:22

    Ben ivlanmem istiyorum olursa inşallah bana mesaj gönder istersen :)

    Cevapla

  • Mindful Ebeveynlik semineri gerçekleşti
    Mindful Ebeveynlik semineri gerçekleşti

    Süresi : 11:02 İzlenme : 835

  • Sigarayı bıraktırma uzmanı Emre Üstünuçar canlı yayın konuğumuz
    Sigarayı bıraktırma uzmanı Emre Üstünuçar...

    Süresi : 27:46 İzlenme : 1691

  • Propolis nedir? Propolisin faydaları nelerdir?
    Propolis nedir? Propolisin faydaları...

    Süresi : 01:12 İzlenme : 1751

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 481

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 5521

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön