Sana dert uğramasın

Güvende olmayı diliyorum. Huzurlu olmayı diliyorum.


Nasıl? Kimine iç ferahlatıcı, kimimizin içinde iç savaş başlatıcı, kimimiz için komik, kimimize dua gibi, bazımıza olumlama… Nedir bu metta ifadelerinin ardı arkası? Neden meditasyona oturup sadece nefeslerimizi izlemek yerine bu ifadeleri tekrar ediyoruz?


Kelimelerin ötesindeki mana, kendimize ve dünyaya karşı iyi niyetimizi beslesin diye. Kelimelerin gücünü ve tekrarı kullandığımız bu meditasyon konsantrasyon ve dikkatte iyileşme sağlarken aynı zamanda asıl işi, sevgi ve iyi niyet kaynaklarımıza erişimimizi önleyen fazlalıkları bir bir düşürmektir. Metta çok güçlüdür, güneş gibidir. İyi niyet, dostluk ve sevgi kelimelerinin karışımı gibi Pali dilindeki Metta’ nın anlamı. İngilizcesi loving-kindness gibi Türkçesi sevecen-nezaket (ya da sevgi dolu nezaket) de bize tuhaf gelebiliyor. Dilimizde yok çünkü anlayışımızda karşılığı yok. Biz ne ara batılı olduysak işte, bizde de yok, yok olmuş…


Metta komik, yüzeysel ve bir olumlama değildir. Hayatta her zaman sağlıklı olamayacağımızı bilir bir yerden “Sağlıklı olmayı diliyorum” deriz. Bu meditasyonu yaparken şayet bir amacımız varsa bu sağlıklı olmak değildir örneğin; kendimize karşı iyi niyetimizi beslemektir. Bu anlamda “Sanki öyleyMİŞ gibi yapın, beyniniz aradaki farkı algılamayacak” diye anlatılan pozitif olumlamalardan çok başkadır.


Devrimcidir Metta. Her seferinde ilk kez de tanışıyor olsunlar ya da zaten biraz ucundan duymuş olsunlar aynı şevkle tanıştırıyorum insanları Metta ile. Bana kimse böyle anlatmamıştı; anlatsalardı ya da ben duyabilseydim bu uygulamadan uzun yıllar kaçınmazdım.


“Kim olduğumuzu ve ne yaptığımızı görmeden, kalıplarımızı ve alışkanlıklarımızı görmeden, hoşnutluk ve sevinç duymak bir yana, uyanamayız. Buna maitri -kendimize karşı koşulsuz bir dostluk ve sevgi dolu bir müşfiklik geliştirme- denir. Bu sırtımıza vurup, ‘Sen en büyüksün’ veya ‘Kaygılanma tatlım, her şey iyi olacak’ demek değildir. Bu daha ziyade, kendimizi aldatmanın, artık bizi saklayabilecek hiçbir maske kalmayacak şekilde ustaca ve sevecenlikle ortaya çıkartıldığı bir süreçtir. Ortaya çıkan her şeyi merakla karşılamayı ve bunu o kadar büyük bir mesele haline getirmemeyi öğrenebiliriz. Bu karmaşanın gücüne karşı mücadele etmek yerine bunu karşılayıp, kucaklayıp gevşeyebiliriz. Bunu yaptığımız zaman, yavaş yavaş açıklığın her zaman orada olduğunu keşfederiz. Dünyadaki en kötü durumdaki kişinin en kötü senaryosunun ortasında, kendimizle yaptığımız bütün o ağır diyalogların tam ortasında, orada hep açık bir alan vardır.”


Her Şey Darmadağın Olduğunda kitabında Pema Chödrön böyle anlatır Metta’ yı. (Maitri Sanskrit dilinde karşılığı) Pema’nın dediği gibi, yaptığımız şey, benlik algımızı pohpohlayıp “Sen harikasın, positive-vibes-only, toxic ilişkilerden uzaklaş-sana hiç dert uğramasın çünkü sen bi’tanesin aslansın kaplansın bebeğim!” demek değildir. Ben zannettiğimiz sıfatların ve isimlerin bir bir düşürülmesi işlemidir Metta. Sadece bunu “hep daha ileri ve hep daha büyük” diyen günümüz kültürüne başkaldırarak yaparız. Onları kopara kopara söküp atmayız ki zaten bunu istesek de yapamayız, doğamız böyle işlemiyor. Tüm büyüklerin söylediği ve benim de sık sık anımsamayı sevdiğim gibi insan daima ve sadece sevgiyle büyüyor. Hoyratça söküp atılacak şeyler olmadıklarının bilinciyle, nazikçe, kendi zamanlarında düşsün bu fazlalıklar, bu isim ve sıfatlar diye onlara radikal biçimde anlayışla yaklaşıyoruz.


İçinde yaşadığımız kültüre taban tabana zıt bir yaklaşımı, her seferinde aynı aşkla, birileriyle tanıştırıyorum. Karşılaştığım şüphe dolu ve sorgulayan bakışlarda, bireyleri değil kültürü seyrediyorum. “Kendini düzelt, iyileş, daha iyi ol, en iyi versiyonun ol, mükemmel ol, asla pes etme.” ile “Sen harikasın, bi tanesin, değerini bilmeyenler mahvolsun!” arasında salınmaktan bitap düşen modern zaman insanına ilaçtır Metta.


Biliyor musunuz? İşin aslı biz ne “harikayız”; ne de “kahretsin yeterli değiliz”. Biz sadece burada, bu acı ile öğrenilen varoluşta acıdan uzak ve mutlu olmaya çalışan hissedebilen canlılarız. Türlü yollarla ne olduğumuzu, malzememizi anlamaya çalışıyoruz, farkında olarak ya da olmayarak, yaratıcı ya da sefil yollarla… Muhteşemliğimiz bize has sandığımız o altı boş niteliklerimiz, uydurma olmaya mahkûm hikâyelerimiz, başardıklarımız ve Cv’mizden gelmez; asıl doğamızdır muhteşem olan. Sıradan ve biricik olmanın aynı anda mümkün olduğu bu gizemin içinde asla ulaşılamayacak bir hedefi yol budur diye daha fazla tüm tüm yutmaktansa, oturalım ve biraz Metta yapalım.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir Benim oglum sekiz senelik astsubay ve grevinden beri kumar oynuyor son biryıldırda ihraç oldu napacgımı bilmiyorum evlidegil bizimle beraber yaşıyoruz yardım istiyorum
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.