Yetişkin tarafımdan sevgilerle

Aslında bu hafta geçen haftaki yazının devamını paylaşacaktım lakin elimize ulaşan bir son dakika gelişmesi ile yeni bir yazıya başlamak istedi içim; çoğu zaman olduğu üzere tam olarak ne çıkacağını, nerelere gideceğini bilmiyor olsam da...


Dün evimde bir ziyaret ve ardından sahilde bir buluşma deneyimledim. Ziyaret, bir yıla yakın bir zaman önce ayrılığımızın adını koyduğumuz sevdiceğin gelişi idi yanında şimdiki sevdiceğiyle (daha önce tanışmışlığımız, birkaç kere yanyana gelmişliğimiz var)... 3 yılı aşkın bir süre birlikte yaşadığımız evde birtakım eşyaları vardı hâlâ ve onlara bi bakmak, ihtiyacı olanları almak için... Kahve içtik, iki hoşbeş ettik, eşyalara baktık, alacaklarını aldı ve gittiler.


Ardlarından ben de düştüm yola ve diğer dostlarla olan buluşmamızda yeniden bir araya geldik. Orada da birkaç saat geçirdik 9-10 kişi. Yedik içtik, sohbet ettik, bazılarımız denize girdi; falan...


Büyük oranda rahat olsam da bir taraftan da tuhaf bir durum tabii... İsmini koymakta güçlük çektiğim, tam olarak ne olduklarını anlayamadığım birtakım duygular gelip gitti, hâlâ da yokluyorlar. Onu bir başkasıyla mutlu görmek harika olmakla birlikte içeride bir şeyler ince ince gıcıklanıyor da... Üzüntü desen değil ama (h)üzüntü belki; biraz da tatlı bir yas, zaten ara ara yoklamaya devam eden...


Ama evet, sürece dair genel olarak rahat ve huzurluyum. İlişkinin içinde kalmak için elimizden geleni yaptığımız, bir sürü zorlanmanın içinden birlikte geçtiğimiz ve en sonunda ilerleme motivasyonu duymadığımızda birlikte karar alarak, şahane çemberlerle ayrıldığımız için çok şükür ki pişmanlık veya o tip bir şey yok içimde. (Bu ayrılığı anlattığım yazı ise burada)


Asıl paylaşmak istediğim ise başka bir şey: Dün onlar ayrıldıktan sonra bir süre daha arkadaşların bir kısmı ile kaldık ve sohbete devam ettik. Orada ve sonrasında fark ettim ki hâlimi sorsunlar, benle ilgilensinler falan istiyor bir taraflarım. "Nasıl hissediyorsun Emre?" desinler, iyi olup olmadığımı yoklasınlar. Ve ben de çok keyifli iki rolden birine, hatta her ikisine de gireyim. Birincisi, bu duruma dair büyük oranda huzurlu olduğumu ifade edeyim ve göstereyim; böylece ne kadar "aşmış" olduğum anlaşılsın, görülsün, hatırlansın; ikincisi, bir yandan da hafiften durumun getirdiği mağdurluğun tadını çıkarayım. Ah bu ego yok mu...


Tabii ki mağdurluk hiçbir şekilde söz konusu değil. Belki biraz kırılgan bir durum ama çok da öyle bir yerde değilim aslında; fakat yine de içten içe orada olmanın getirebileceği duygusal kazançları değerlendirme isteği... İlgilenilme, şefkat gösterilme, korunup kollanma beklentisi... Bunları epey ince bir yerden gözlemliyorum bu arada.


Ve şu an'a kadar kimse sormadı. Dün bir ara bunun eksikliğini hissettim ve hatta hafifçe huzursuz, yalnız hissettim: "Niye kimse nasıl olduğumu, nasıl hissettiğimi sormuyor yahu?" Tamam, belli ki süper zorlanıyor falan değilim, öyle olsa her şeyden önce bu buluşmada yer almazdım; ayrıca orada da neşem yerindeydi falan. "Ama olsun, içten içe canım acıyor olabilir, görmezden geliyor olabilirim, kaçıyor olabilirim; sorsalar ya bi, yoklasalar ya hâlimi..."


Ve buradan çok tatlı bir yere geçtim; arkadaşlarımı suçlamak, durumdan şikayetlenmek vs. yerine çok basit bir gerçeği hatırladım: Bunun sorumluluğunu alması gerekenin ben olduğumu, kimsenin kimseye bir şey borçlu olmadığını, anlatacak bir şeyim varsa bunun için adım atabileceğimi, sormadıkları için kötü hissediyorsam bunu da onlarla paylaşabileceğimi... Paylaşılması, ortaya serilmesi gereken duygular varsa; karşılanması gereken ihtiyaçlarım varsa; birilerinden bir şeyler duymaya, görmeye gereksinim duyuyorsam ve bu kendiliğinden gerçekleşmiyorsa, hepsinde kendime karşı sorumlu olan benim. Pasif bir beklenti içinde olmanın gereği yok; atmam gereken adım(lar) varsa, atacak irade ve güce sahibim.


Bu ilgi görmek isteyen arkadaş egonun ta kendisi. Yukarıda paylaşmış olduğum üzere mağduriyet ve aşmışlık ile puan toplamak isteyen başka kim/ne olabilir ki? Neyseki her zaman olduğu üzere; bu gibi duygular, beklentiler görüldüğü, yakalandığı an'da oyun bozuluyor, ego çöküyor.


Oradaki çocuğu görüyor, ona sevgilerimi gönderiyorum, yetişkin tarafımla. Kendisine şefkatim sonsuz olmakla birlikte onu beslemeye ve güçlendirmeye ne hacet. Sadece sıkı sıkı sarılıyorum ona ve merak etmemesini söylüyorum, güç bende...



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.