Eros'la çiçeklenmek

"Bugün ölecek olsam gözümün arkada kalacağı tek konu başlığı cinsellik olur." Önceki hafta sonu Çanakkale'de gerçekleştirdiğimiz Yakın Yakına buluşmasında bu cümle döküldü ağzımdan.


Genel olarak yakın ilişkiler ve özellikle cinsellik, gitgide daha fazla yer ediniyor gündemimde. Bazen zamanlama anlamında ilginç buluyorum bunu, zira genellikle ergenlikte başlayan hareketlenmelerle ciddi bir yer tutmaya başlayan cinselliğin öneminin ve yerinin zamanla azalacağına dair bir varsayım var sanki (sadece bende mi var bu?). Hatta şu sıralar okuduğum Osho kitaplarından birinde insanın 42 yaş ve civarında bu konudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamasının sağlıklı olduğunu söylediğini gördüm. Tabii hakkını vererek yaşayanlar için söylüyor bunu.


"Neyse hâlâ iki yılım varmış." diyeceğim fakat kendi adıma bunun bendeki yerinin bu zamanlarda azalmaya başlayacağını pek sanmıyorum; bilakis artacak gibi... Ayrıca hoop, daha yeni başlıyoruz yahu :))


Yani o kadar da yeni değil elbette fakat bu konuda sahalara epey geç girdiğimi söyleyebilirim. "Geç olsun, güç olmasın." diyesim geliyor ama bazen güç de oluyor. Bugüne kadar bunu, daha ziyade yaşamımda özel biri olduğunda deneyimledim; zaman zaman da daha kısa süreli ilişkiler yaşamışlığım var. Kısa süreli olanlar, istisnalar hariç zaten pek doyurucu değildi de uzunca süreli ilişkilerimde de bu alanda at koşturduğumu(zu) söyleyemem. Genel deneyimim, ilk zamanlarda hızlı bir arzu, istek hâli ve fakat çok da uzun zaman geçmeden bunun sönümlenmesi ve Eros'tan uzak düşme... Sonrasında ise dalgalı bir seyir; bazen öyle, bazen böyle... Ve en yoğun deneyimlediğimiz zamanlarda bile böylesine sınırsız olasılıklar içeren bir alanda çok da fazla keşiflere girmeme...


Bu durumdan mütevellit gerek nicelik gerekse nitelik olarak bu konuda huzursuzluk duyuyorum zaman zaman. Epey keyifli ve heyecanlı yürüdüğüm yaşam yolunda hakkını -henüz- veremediğim tek konunun cinsellik olduğunu düşünüyorum.


Bütün bunları hormonları coşmuş ve süper dürtüsel bir yerden yazmıyorum (gülmekten gözünden yaş gelen emoji) ama yüksek anları ve derin sevişmeleri her deneyimleyişimde deyim yerindeyse bir şok yaşıyorum! Hem bu dünyada böylesine müthiş bir deneyimin varlığına hem de bu müthiş deneyimin nasıl olup da sıkça arka planda kalabildiğine, nasıl olup da tadını yeterince çıkarmadığım(ız)a ve daha fazla keşiflere dalmadığımıza şaşırıyorum; çok şaşırıyorum.


Cinselliğin getirdiği gerek bedensel haz, gerekse müthiş enerjik birlenme potansiyeli ve bunla da kalmayıp bu müthişliğin ilişkinin duygusal derinleşmesine yapacağı katkıları ve kişilere getireceği bütüncül şifayı idrak ettikçe ve hatırladıkça, buna daha fazla odaklanmanın ne kadar elzem olduğunu fark ediyorum, tekrar tekrar...


Ben bu konuya hiçbir zaman o kadar fazla odaklanmadım. Daha yüksek olduğum, daha çok istediğim dönemler olduğu gibi konuyu neredeyse unuttuğum dönemler de oldu. Aynı şekilde daha fazla deneyim yaşadığım dönemler ve buna hasret kaldığım zamanlar oldu. Bunların hepsinin yaşam döngüsünde yeri var ve doğal elbette fakat buna daha fazla eğilmek, daha fazlasını araştırmak ve deneyimlemek, özümde cinsel bir varlık olduğumu* daha fazla hatırlamak konusunda çalışmaya engel olmadığını düşünüyorum. Cinsellik, en fazla utanç, korku, bastırılmışlık içeren konuların başında geliyor ve burayı temizlemek, şifalandırmak için özel bir ilgiye, özene ihtiyaç olduğu benim için gittikçe daha da berraklaşıyor. Bugüne kadar çoğunlukla akışa bıraktım ancak cinsellik tamamen kendi hâline bırakılamayacak kadar önemli ve büyük bir konu!


Geçtiğimiz günlerde izlemiş olduğum Sex – Love and Goop isimli belgeselde cinsellik danışmanlarının çiftlerle yapmış oldukları çalışmaları izledim ve bizden çok daha özgür olduklarını sandığımız Amerikalıların da bu konuda ne kadar yolun başında, bilgisiz, ne yapacaklarını bilmez bir noktada olduklarını gördüm. Oradaki gibi cinsel danışmanlarla çalışmak nasıl da güzel olurmuş bu arada. Bunu diledim kendime ve ihtiyaç duyan herkese...


Kendi deneyimlerimin yanı sıra, çevremde sıkça şahit olduğum cinsel parıltısını çoktan yitirmiş çiftler, cinsel bir varlık olduğunu unutmuş tekler ve çiftler, "biz artık iyice kardeş olduk" cümleleri... Nasıl oluyor da buraya geliyor bu iş? Nasıl oluyor da buna izin veriyoruz?


Bu yazı "ben dili" ile yazıldı ama birçoklarının gerçekliğine dokunduğunu biliyorum. Bu gerçekliği şifalandırmak, çiçeklendirmek için çok kıymetli olan bu alanın hakkını vermemizin zamanı geldi sanki! Cinselliğe dair daha fazla paylaşım içinde olmanın; utanç, korku ve diğer tatsız duygularla yüzleşmenin, onları afişe etmenin ve ortaklaştığımız noktaların çokluğunu görmenin; tabii haz ve derinlik dolu havai fişekli anları da bir o kadar paylaşmanın vakti geldi! Buraya hak ettiği odağı vererek ve yaşamımıza daha fazla çekerek çok daha canlı, keyifli ve kudretli varlıklar olduğumuzun idrakine varma zamanı geldi!


*Buna dair geçtiğimiz Mayıs ayında yazmış olduğum bir yazı için: Ben cinsel bir varlığım!



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.