Diğer insanların ölümü

“Bana öyle geliyor ki diğer insanların ölümü bizim için kendi ölümümüzden çok daha derin olabilir ve belki de bu oldukça yerinde bir şey çünkü diğer insanların varlığı bizim için kendi varlığımızdan daha büyük öneme sahip” *

Stephen Jenkinson


Bu satırları okuduğumda, acaba dedim, bir gün “sadece” bu satırlarla karşılaşmak için yollarım Stephen Jenkinson’la kesişmiş olabilir mi?


“Diğer insanların varlığı bizim için kendi varlığımızdan daha büyük öneme sahip.”


Bu kelimeler, sessiz diyarlardan kulağıma tınlayan kuş tüyü hafifliğindeki seslerin yazıya dökülmüş hali.


Bu yazdıklarım, ölülerime ve ölümüne şahitlik ettiğim herkese bir şükran yazısı.


Çünkü bugün, çocuklarımı, ölmüş babamın elleriyle okşayabilmemi onlara borçluyum. Bu bir borç ödeme yazısı.


Yok, hayır, olan biteni anlamam üç sene sürmedi. Yolculuğum bundan uzun.


Anlatmaya yenilerde başladım.


Ölüme yakın hastalarla çalışmalarımı paylaşmak için seminerler düzenlerim.


Ölüm eşlikçiliğini, biyografi yazımını, hatıra paylaşımını anlatırım mesela. Detaylarını, inceliklerini. Ne olduğunu, ne olmadığını, bu çalışmaları yapmak isteyen kişilerle ( yaşlılar veya artık tedavisi olmayan hastalıkları sebebi ile ölmek üzere olanlar) nasıl konuşulması gerektiğini, görüşme tekniklerini, her seansın ideal uzunluğunu, ses kaydının nasıl kâğıda aktarıldığını.


Altını çizerim; en sıkıcı olduğu düşünülen hayat hikâyesinin bile anlatmaya değer olduğunu.


Anlatırım; o biyografi ve hatıra paylaşımı tamamlanıp teslim edildiğinde o kişilerin yüzündeki gülümsemeyi.


Gel gör ki anlatmakta zorlanırım, o gülümsemenin altında hangi korkuların yattığını. Nasıl da unutulmaktan korktuklarını. O yüzden, dünyadan fiziksel olarak ayrılmalarına kısa bir süre kalmışken, o ana kadar söyle(ye)mediklerini, ölüyor olmanın idrakinin verdiği yetkiye dayanarak can havliyle kâğıtlara dökmek istediklerini.


Gözlerinize sizden önce göçenlerin yerleşmesi, kemiklerinize dedelerinizin nüfuz etmesi, her attığınız adımda, tabanlarınızda nenelerinizin gücünü hissetmeniz zaman alır zira.


Hâlbuki konunun tamamı bundan ibarettir; siz sandığınız şeyin sadece siz olmadığını anlamakta.


Yaşam böyle akar aslında. İçinde sadece sizi barındıran bir yaşam tanımı, yaşam tanımı değil, sabah kalkıp akşam uykuya geçmekten ibaret olan kısır bir döngüden ibarettir yoksa.


Yaşam, ne başlayacağı ne de biteceği zamanı sorar bana. Ömür dediğimiz o ikisi arasındaki zamana “benim ömrüm” demektir yaptığımız yanlış. Bir ömür boyu bu yanlışı yapanlar, kendi atalarını unutanlar bilirler ki öldükleri zaman kendileri de unutulacaklar. Ve bu unutma, basitçe, bütün hayatımız boyunca yaşantımızı etrafında kurguladığımız ‘ben’ in unutulması değildir. Yalnızca böyle zannedilir. Ölmek üzere olan kişilerin en derinden hissettikleri korku, unutma işleminin kendisidir. Unutmanın artık doğal hale gelmesinin yaşama etkileri ve sonuçlarıdır. Unutma işlemi bizi körleştirir, yaşamın sadece “ben”i beslemek üzere kurgulandığını düşünmemize yol açar ve benliği bitmek bilmeyen bir şekilde yaşamdan talep etme halinde tutar.


Ölmek üzere olan kişiler bilirler ki yaşayanlar tarafından (eğer) hatırlanırlarsa, yaşam sırasında kurdukları ilişkiler düzeyinde hatırlanacaklar. Yaşayanlar onları sadece, ‘’iyi / kötü/ yeterli/ yetersiz/ onu yaptı/ bunu yapmadı’’ şablonlarıyla hatırlayacak. Hatırlama bu mudur? Yaşama borç böyle mi ödenir veya farklısı mümkün müdür?


Ölmek üzere olan kişilerle geçirdiğim vakitlerde görürüm; orada yatan kişi, dünyevi kişiliğinin çok ötesinde yaşamın onun aracılığıyla ifade bulduğu, yaşamın onun üzerinden hala aktığı kişidir. O kişi, farkında olmasa da atalarının/ölülerinin toplamı ve sonucudur. Aynı zamanda atalarının da yaptığı gibi ölümüyle yaşama hizmet etmeye devam edecektir. Çünkü ölüm yaşamın devamını sağlar. Ölüm, yaşamı mümkün ve olanaklı kılar.


Bizi zorlasa da kafamızın içindeki o şablonların dışına çıkarak atalarımızı hatırlamak/onlarla yaşamak; kendimiz dışındaki tüm varlıkların farkına varmak, yaşama olan şükranımızı göstermek ve borcumuzu ödemektir.


*Yazının tamamına berkbingol.org adresinden “İyi Bir Ölüm Stephen Jenkinson İle Söyleşi” başlığından ulaşabilirsiniz. Çeviriyi yapan sevgili Kaan Bingöl’e sonsuz şükranlarımla…

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.