Steven Spielberg: Bize bir oyun alanı verildi ve oynadık

Ernest Cline’ın 2011’de yazdığı romandan sinemaya uyarlanan, usta yapımcı ve yönetmen Steven Spielberg’ün bilimkurguya dönüş filmi olarak nitelendirilen ‘Ready Player One’ seyirciyle buluştu. ABD’de ilk 4 günde 42 milyon dolarlık hasılat elde eden filmi Steven Spielberg’den dinleyin.

‘Bize bir oyun alanı verildi ve oynadık’

Amerikalı yapımcı ve yönetmen Steven Spielberg’ün merakla beklenen yeni filmi ‘Ready Player One’ 70’e yakın ülkede beyazperdede. Kadrosunda Tye Sheridan, Olivia Cooke ve Ben Mendelsohn gibi isimlerin yer aldığı, sanal gerçeklik oyunlarının gün geçtikçe insan yaşamında işgal ettiği yerin tehlikelerine dikkat çeken filmi yönetmeni Steven Spielberg anlattı...

 

Ready Player One’ı çekmeye nasıl karar verdiniz?

Kitabı okuyan herkes kesinlikle bu konuyu filme dönüştürmeyi isterdi. Kitapta 7 hikâye var, hatta 12! Aslında bu, iki dünyanın hikâyesinin nasıl anlatılacağını bulmaya çalışmaktı. Üçüncü aşamaya hızla giden bir tren gibi ama aynı zamanda seçimi bize bırakan ders verici bir hikâye... Nerede var olmak istiyoruz? Gerçekte var olmak istiyor muyuz? Ya da romantik bir evrende mi var olmak istiyoruz? Bu temalar benim için çok derindi.

 

Filmografinize baktığımızda gerçeklik ve kurgu temaları karşı karşıya. Romantik bir film çekerken, tarihi olayları veya gerçek hayattan konuları ele aldığınız filmler yaparken süreç sizin için farklı mı işliyor?

Şehrin dışına çıktığımda hayal dünyamda gittiğim tüm yerlerin fantezileriyle doldurduğum bir film oldu. Bunu 3 yıl boyunca deneyimledim. Ernest Cline ve Zak Penn’in hayal dünyasına doğru kaçma fikri harika bir deneyim oldu. Ama birkaç kere Dünya’ya geri dönmek zorunda kaldım. Çünkü birkaç film üzerinde aynı anda çalışıyordum. Ready Player One’ı çekerken Bridge of Spies ve The Post’u da yaptım. Bu yüzden WHIPLASH etkisini sosyal bir gerçeklikten, tamamen romantik bir eğlenceye geçerken yaşadım. Ama duygusunu epey hissettim. Harika bir duygu oldu. Diğer yandan karımı ve çocuklarımı çılgına çeviriyor olabilir. Çünkü akşam eve döndüğümde çocuklarım babalarının kime dönüşeceğini ve hangi babayla karşılaşacaklarını bilmiyor.

 

Bu filmde sizi en çok heyecanlandıran ne oldu?

Başından beri bir şey için çok heyecanlandım... Tutku dolu, harika bir oyuncu kadrom vardı. Sanırım hepsinin yaşlarını topladığınızda bile benden gençler! Ben de onların bu enerjisinden beslendim. Sabah çalışmaya geldiğimde Olivia “Evet, şimdi ne yapıyoruz? Sabırsızlanıyorum” diyordu. Sonra da Lena “Hadi ama hazırım...” Tyde da tamamen aynı moddaydı. Bize bir oyun alanı verildi ve biz de oyunlar oynadık. Ve yeniden çocuk olduk. Filmde sizin de hissedeceğiniz o enerjinin geldiği yer o kadroydu. Bir de şu var. Film sanal bir set ortamında çekildi. Oyuncuların nerede olduklarını anlamanın tek yolu, hepimizde olan sanal gerçeklik gözlükleriydi. Gözlüklerin içinde gördüğünüz tamamen kurulmuş ve filmde gördüğünüz setti. Ama gözlükleri çıkardığınızda, tamamen beyaz, boş bir alan vardı karşımızda. Bu filmi yapmak astral seyahat gibi bir deneyimdi ve bunun nasıl bir şey olduğunu ifade etmek gerçekten çok zor.

 

Filmin müzik seçimlerinin de şahane olduğu konuşuluyor. Soundtrack’teki şarkılardan kendi müzik listenizde olanlar var mı? Bir de sette insanları motive etmek için müziği kullandınız mı?

Evet bunu yaptık. İlk günlerde birçok kez Bee Gees çaldık. Ama çoğu şarkı Zak Penn ve Ernest Cline’ın şarkı listelerinden geldi.

 

Geçmişte kalanlarla uğraşmaktan vazgeçtim’

 

Son 30 yılda özel efektler epey gelişti. Hiç geriye dönüp bazı filmlerinizdeki kimi sahneleri bu efektlerle bezeyerek yeniden çekmeyi düşündüğünüz oldu mu?

Evet. Hatta bunu yaptığım için başım belaya da girdi. E.T.’ye dijital efektler ekledim. Dijital boyut kazandırarak filmi başka boyutlara taşırım sandım. İtiraf etmek gerekirse Star Wars’tan ilham alarak yeni efektler eklediğim E.T.’nin ortaya epey kötü bir versiyonu çıktı. O günlerde sosyal medya bugünkü kadar yaygın değildi neyse ki... Ben de bu sonuçtan büyük bir ders aldım ve bu geçmişte kalanlarla uğraşmaktan vazgeçtim. Yapılan şey bitmiş, geçmiştir. Ve çektiğim başka hiçbir filmi geri dönüp değiştirmeye, başkalaştırmaya çalışmadım. Bundan böyle de çalışmayacağım.

 

South-by-Southwest Film Festivali’nde yaptığınız gösterimde film çok iyi tepkiler aldı. Bu size ne hissettirdi?

O sırada arkada saklanmakla meşguldüm. Çok iyi şeyler duydum... Hayatım boyunca pek çok filme imza attım ama bu defa daha önce hiç duymadığım, çok ilginç tepkiler aldım.

 

Nostaljiyle ilişkiniz nasıldı? Yıllar içinde nasıl bir boyut kazandı?

Harika bir soru, çünkü nostaljiyle olanı hayatımda yaşadığım en sıkı ilişkiydi. 11’den 12 yaşıma kadar Arizona’da büyüdüğüm dönemde, ailemle yaptığım kamplarda 8 mm’lik filmler çekiyordum. Sonra videoteypler çekmeye başladım. Daha sonra 70’lerde Francis Ford Coppola, George Lucas, Martin ve Brian De Palma ile takılıyorken 8 mm ses kaydedebilen kameramla çekimlere başladım. Elimde, hepimizin büyürken birlikte çektiği 60 saate yakın bir kayıt var. Eğer çocuklardan izin alabilirsem bir belgesel olabilir ama muhtemelen kayıtların yüzde 80’inin görünmesini istemezler. Bu arada harika bir editörüm var; Andy. Çocuklarımın ve torunlarımın çektiği videoların düzenlemesini yapıyor. Yani kısaca ben zaten nostaljilerde yaşıyorum ve bu Ernest’in kitabına ve Zak’in senaryosuna bu kadar olumlu yaklaşmamın temel sebebi olabilir. Çünkü bu benim hayatı yaşama şeklim gibi bir şey.

 

Filme dönecek olursak, en çok hangi jenerasyona hitap etmesini bekliyorsunuz?

Bence en çok 80’li jenerasyon için nostaljik gelecek. Çünkü küresel ve yerel türbülansın, kaosun ve sismik değişimin olmadığı bir devirdi. Sivil Haklar Hareketi ile beraber 60’larda sismik değişim yaşadık. Jack ve Bob Kennedy suikastlarıyla beraber birçok değişim yaşandı ve bunların hepsi farklı dönemlerdi.

 

Peki son olarak Brad Bird’ün ‘Iron Giant’ yapımının bu film üzerindeki etkisi?

Brad Bird tam bir dâhi. Iron Giant filmi sinemalarda ilk gösterilmeye başladığında izledim ve o zamandan bu yana Brad Bird’ün büyük hayranıyım. Uzun süre önce TV’de yayınlanan Family Dog isimli bir yapımda beraber çalışma imkânı da bulduk. Bu sebeple bu iş Brad Bird ve Iron Giant’a ithaf edildi ve onlardan etkilendi.

 

Röportaj: Özlem Özçelik

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9198

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2315

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5654

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2461

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3645

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön