‘Ödülümü, Türkiye Cumhuriyeti kadınlarına armağan ediyorum’

20 yıldır sürdürülen L’ORÉAL-UNESCO’nun ‘For Women In Science’ ödülleri, bilim kadınlarının en büyük destekçilerinden. Bu yıl ‘yüksek yetenek’ seçilen bilim insanlarından biri Doç. Dr. Duygu Sağ. Paris’te UNESCO genel merkezinde ödülünü alırken Sağ’ın yanındaydık

‘Ödülümü, Türkiye Cumhuriyeti kadınlarına armağan ediyorum’

Geçen hafta Paris’te koltuklarım kabardı. Bilim insanlarının sadece yüzde 28’inin kadın olduğu bilim dünyasında, Türk bilim kadını Doç. Dr. Duygu Sağ, ‘For Women In Science’tan kanser tedavisi üzerine çalışmasıyla 117 ülke ve 275 projeyi geride bırakarak ‘yükselen yetenek’ ödülü aldı. L’Oréal ve UNESCO’nun yürüttüğü ‘For Women In Science’ programı, ‘Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var’ ilkesiyle kadınların bilime olan katkısının altını çiziyor. Her yıl Afrika, Arap devletleri, Asya-Pasifik, Avrupa, Latin Amerika ve Kuzey Amerika’dan 15 araştırmacıya ve her kıtadan 1 üstün bilim kadını olmak üzere toplam 5 bilim kadınına ödül veriyor. Bilimde kadın-erkek dengesinin gelişmesi için şimdiye kadar 3 binden fazla genç ve yetenekli bilim kadınına burs verildi.

 

 

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Duygu Sağ, lisans eğitimini ODTÜ Biyoloji Bölümü’nde tamamladıktan sonra Louisville Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden burs alarak mikrobiyoloji ve immünoloji master/ doktora birleşik programı için ABD’ye gitmiş. Amerikan Kalp Vakfı’ndan Doktora Araştırma Bursu ve çok sayıda prestijli ödüle layık görülmüş. TÜBİTAK ve AB Marie Curie Araştırma Programı’yla 2015’te Türkiye’ye dönmüş. Babasını, anneannesini ve teyzesini kanserden kaybeden Sağ, şimdi mesane kanseri başta olmak üzere kanser tedavisinde gerekli ilaçların keşfine ışık tutan çalışmalar yapıyor. Avrupa’nın ‘yükselen yeteneği’ ödülüne layık görülen Sağ ile Paris’te beraberdik.

 

117 ülkeden katılan 275 proje arasından ödüle hak kazandınız.

Gurur verici. Türkiye, Avrupa bölgesinde değerlendirildiğinden zordu ama pek çok Avrupa ülkesini geride bıraktık. Ödülümü, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kadınlarına armağan ediyorum.

 

Ödüllü projenizi, anlatır mısınız?

Bağışıklık sistemimizi, hücrelerimizi güçlendirerek onları kanserle savaşta etkin hale getirmek üzerine araştırmalar yapıyorum. Özellikle bir hücre tipi olan makrofaj üzerine çalışıyorum ki bunlar kanserle savaşan iyi makrofajlar ve kanseri besleyen kötü makrofajlar olarak 2’ye ayrılıyor. Kötüleri iyiye çevirmek üzerine çalışıyorum.

 

Bağışıklık sistemimizi kansere karşı nasıl güçlendirelim?

Neşeli olmak bizi güçlendiriyor. Beslenme ve spor da çok önemli.

 

2015 UNESCO raporuna göre, Türkiye’de 10 yılda bilim kadını sayımız 2 kat arttı. Bilim alanında kadınlarımızın payı yüzde 36.

 

20 yıl sonrasını nasıl öngörürsünüz?

Şu an bildiklerimizle kanseri tamamen yenmemiz mümkün değil ama yarın ne öğreneceğimizi bilmiyoruz. Bir gün kanseri kökünden kurutabiliriz.

 

Peki obezite ve kanseri kıyaslayacak olursak, sizce hangisi daha ölümcül?

Ölümcüllük açısından istatistiklere göre yarışabilirler belki ama obeziteyi iradeyle kontrol altına almak kolay. Obezite sizi 6 ay içinde öldürmez ama 1 ay içinde öldürebilen kanser türleri var.

 

Kanserde hedefe yönelik tedaviler son yıllarda epey gelişti...

Çok önemli çünkü hedefe yönelmediğinizde diğer hücrelere zarar verebiliyorsunuz. Kanser düşman, bağışıklık sistemimizse ordu. Kemoterapiler, radyoterapiler bomba atar ve düşmanı püskürtür. Ama etraftaki sivilleri de etkiler. Hedefe yönelik olursa diğer hücreler zarar görmez. Bizim immünoterapi de orduyu güçlendiriyor ki kanserle savaşsın. Bunun gelecekte kanser tedavisinin ana yöntemi olacağını öngörüyorum, 2013’te dünyanın saygın bilim dergisi Science’ta yılın “çığır açan buluşu” ilan edildi.

 

Kadın bilim insanı olmanın zorluklarına gelecek olursak...

Bariz bir tutumla karşılaşmıyoruz. “Sen kadınsın, bu makaleyi yayımlamayalım” denmiyor. Ama mesela ABD’de 2 erkek, 1 kadın aynı anda işe başladık. Laboratuvarda bize destek olan teknisyenler ki bunlar da kadın, bir şey soracağında erkeklere giderdi. Erkekler benden 1-0 önde başladı ama kendimi kanıtladım.

 

Bilime meraklı kızlara ne mesaj vermek istersiniz?

Kızlar kalplerinin sesini dinlesin ve kendilerine güvensin. “Yapamazsın” diyenlere inanmasınlar, bakın ben yapabildiysem siz de yaparsınız.

 

Röportaj: Sema Ereren

 

Dünyayı değiştiren kadınlar
+52
Büyük Katerina (1729-1796)
Rusya’yı 18.inci yüzyılının en büyük gücü haline getiren büyük çariçedir. Rus İmparatorluğunun sağlam temelleri onun zamanında atıldı.