Profesyonel koç ve eğitmen Azer Erdem ile röportaj

Profesyonel koçluk diye bir şey var ve onlara göre çocuklar borçlandırılmaz, kocadan ise koç olmaz. Profesyonel koç ve eğitmen, yönetim danışmanı Azer Erdem'den kadınlara ev-içi koçluk tüyoları...

Evin koçu kim?

Bizim evde yeni yıl, yeni hayaller ve yeni hedefler demektir. Her yılın son gününde ya da ilk gününde, eşimle birlikte oturur; geçirdiğimiz 365 günü değerlendirir, gelecek 365 günde neler yapacağımızı düşünürüz. Son iki yıldır çocuklarımız da bize katılıyor; hep birlikte yeni yılda yapacaklarımızı sıralıyoruz. Hedeflerimizi belirleyip, bunları alt alta yazıyoruz. Kendime söz verip, yıllık hedeflerim arasına aldığım çok önemli şeyleri; yıl bitiyor telaşına kapılıp araya sıkıştırıverdiğim çok olmuştur. Öneririm.

 

Bu arada bizim bu mini aile faaliyetimiz, aslında çok önemli bir koçluk faaliyetiymiş. Profesyonel koç ve eğitmen, yönetim danışmanı Azer Erdem'e göre, biz bilmeden meğerse birbirimize koçluk yapıyormuşuz.

 

Azer Bey; 15 yıl boyunca finans, otomotiv ve telekomünikasyon sektörlerinde araştırma, eğitim, insan kaynakları, iş sağlığı ve güvenliği alanlarında yöneticilik ve danışmanlık yapmış. 2015'ten bu yana da çalışmalarını kendi ofisinde eğitmen, koç, yönetim ve insan kaynakları danışmanı olarak sürdürüyor. Danışmanlık konuları; insan kaynakları yönetim süreçleri, eğitim yönetimi süreçleri, yetenek yönetimi, performans yönetimi, şikayet yönetimi süreçleri olan Azer Bey, aynı zamanda Assocuation for Coaching (AC Turkey) Koçluk Derneği kurucu ve yönetim kurulu üyesi, tiyatro oyuncusu ve yönetmenliği de yapıyor.

 

Türkiye'de ailelerin ve ebeveynlerin koçluk talebinin hızla arttığını, daha da artmasını beklediğini söylüyor. AC Turkey olarak okullarda öğretmenlere koçluk eğitimi verilmesi konusunda çalışmalar yürütüyorlarmış. Azer Bey, hedef koyan ve bu hedeflere ulaşmada doğru koçluk performansı gösterebilen öğretmen-çocuk ve aile üçgeninde gerçekten ne istediğini bilen ve bu istediği şeyde de -doğal olarak- daha başarılı bireyler yetiştirilebileceğine dikkat çekiyor. “Hayatın onları sürüklediği değil, hayatlarını kendilerinin belirlediği bir nesil yetiştirebiliriz. Türk kadını her zaman neler yapabildiğini göstermiştir. Yeni nesil yine onların elinde olacaktır” diyor.

 

 

Kafamdaki soruları bir çırpıda Azer Bey'e sordum, yanıtları şöyle:

 

Yılbaşlarında deftere yazıyoruz. Hıdırellez'de kağıtlara yazıp, gül ağacının altına saklıyoruz.   Daha olmadı, kağıda yazıp çalışma masalarımızın görünür yerlerine asıyoruz. Yazarak kendimize aslında hedef belirliyoruz, değil mi? Bu yöntem, gerçekten sonuca götürür mü? Bu hedefleri yazılı hale getirme biçimini, çocuklarımıza öğretelim mi? İşe yarar mı?

Evet, hedefleri yazıya dökmek, her zaman işe yarar. Yaramıyorsa onu gerçekten istemiyorsundur. Hedefi sorgulamak lazım. Yazıya döktüğünüzde artık bir söz vermiş oluyorsunuz kendinize. O sizi sorumluluk altına alıyor. Koçlukta en önemli konu da budur. Sorumluluk aldırmak danışanlara. Çocuklarımıza bunu öğretmek çok faydalıdır. Yazdıklarında gerçekleştirmek üzere harekete geçiyorsun, kendine söz vermeni sağlıyorsun ve o kağıt göz önündeyse ona sürekli hatırlatmış oluyorsun.

 

"Koç değil, mentor-koç"

 

Bir anne, ailenin koçu mudur?

Evet, katılıyorum. Bence anneler koçluk görevini layıkıyla yerine getiriyor. Biraz mentor-koç olduklarını söylemek lazım. Zira zaman zaman aileyi yönlendiren de oluyorlar.

 

Kadınlar bir koça ne kadar gereksinim duyar, yani erkeklerden daha çok ihtiyaç duyuyor, diyebilir misiniz? Böyle bir kanaatiniz var mı?

Daha çok ihtiyaç duyar, demek çok doğru değil. Çünkü Türkiye'de en yaygın koçluklardan biri kariyer koçluğu. Fakat oradaki kadın çalışan sayısı, erkek kadar çok olmadığından sayıca az tabii ki... Ancak kim daha fazla ihtiyaç duyar, derseniz eğer, kadınların daha fazla ihtiyaç duyduğu bir gerçek.

 

 

 

"Kocadan koç olmaz"

 

Eşler birbirine koçluk yapabilir mi? Yoksa koç, mutlaka aile dışından mı olmalı?

Koçluk, kendini keşfetme cesareti kazandıracak bir yol arkadaşlığıdır. Eşlerin birbirine koçluk yapması çok kolay değil, özellikle Türkiye'de. Çünkü erkeklerin; 'ben değişmem, ben böyleyim, beni böyle kabul et' tavrı, ilişkilerde baskın oluyor. Bunların olmadığı ilişkilerde eşler arası koçluk elbette mümkün. Ancak yine de bir aile ilişkisinde profesyonel anlamda koçluk yapılması neredeyse imkansız. Çünkü işin içine hep duygular ve yönlendirmeler giriyor. Koçlukta istemediğimiz davranışlar bunlar. Bu sebeple aile dışından bir koç olması daha uygun olacaktır.

 

Hedefleri gerçekleştirmede koçluğun önemi nedir?

Koçluğun elbette çok fazla önemi var. Kadınlar bir koç vasıtasıyla kendisine baskılar ve gelenekler nedeniyle oluşturamadığı farkındalığını artırmada fayda sağlıyor. Kişinin kendisine yani özüne dönmesini sağlıyor. Ona yol arkadaşlığı yapıyor.

 

"Çocuğu borçlandırmayın"

 

Çocuklarına hedef koyan ebeveynler, bir anlamda koç mudur? Çocukların bu hedeflerine varmalarında ebeveynlere düşen doğru rol model nedir? Biz anne-babalar, nerelerde yanlış yapıyoruz? Doğrusu nasıl olmalı?

Çoğunlukla hayır. Çünkü o hedefleri kendileri koyuyor. Hedefi çocuk koyuyor ve onlar da ona bu konuda destek oluyorlarsa, moral veriyorlarsa kısmen olabilir. Bu işin yanlış tarafı az önce söylediğim noktalarda oluyor genelde. Tüm aileler çocukları için önceden kendi planlarını yapmış oluyorlar ve bu doğrultuda onları koşturmaya başlıyorlar. Oysa çocuk başka şeyler isteyebilir. İstemeli de zaten. Bazı aileler çocukları bir takım testlere sokup yeteneklerini gördüklerinde o konuya yönlendirmeleri konularında ellerinde bir delil olarak sunuyorlar. Oysa bir çocuğun bir konuda yetenekli olması, o konuyu sevdiği ya da istediğini anlamına gelmez. Örneğin bale konusunda çok yetenekli olduğumuzu düşünelim. Çocuk bale yapmak istemiyorsa ne olacak? Aile sana o kadar yatırım yaptık davranışları sergilemeye başlıyor ve çocuk da kendisini borçlu hissederek bale yapmaya devam ediyor. Bunun doğrusu; dışarıdan bir koçun, çocuğun ne istediğini ortaya çıkarmada ona yardımcı olması ya da aileye yapılacak koçlukla ebeveynlerin nasıl davranmaları gerektiği konusunda kendilerinin bu yolu keşfetmesi.

 

5N 1K 1E formülü nedir? Ebeveynler bu formülü ne şekilde uygulamalılar?

Yani, hedef belirlerken; ne yapacağını belirle, nerede yapacağını belirle, nasıl yapacağını belirle, neden yapacaksın ve ne zaman yapacağını belirle, kim veya kimlerle yapacaksın -ya da kimlerden yardım alacaksın- belirle ve son olarak bütün bu olacaklara engeller var mı? Bu engellerin kaldırılması için yapılacaklar vs. Ebeveynler bu formülü; hem kendileri için hem de çocuklarının hedef belirlemesini sağlamaları için kullanabilirler elbette. Ama hedef belirlerken nasıl ilerleneceğini de bilmek gerekiyor. Bazen çok soyut bilgilerle kalabiliyor bu soruların cevapları. Somutlaştırmak ve ayakları yere basan gerçekçi cevaplar olmalı.

 

 

"Hayat amacınızı belirleyin"

 

O halde hedef nasıl belirlenir? Sizce Türk kadını hedefli yaşıyor mu?

Hedef belirlemede ülke olarak çok gerilerdeyiz. Bu konuda kat edilecek çok uzun bir yolumuz var. Hedef belirlemek için öncelikle hayat amacımızı belirlemeliyiz. Amaç belirlemeden hedef belirlemek, bir şirkette strateji ve vizyon belirlemeden insanlara hedef vermeye benzer. Bu yüzden öncelikle hayat amacımızı belirleyip, bu doğrultuda hedeflerimizi belirlemek gerekir. Hayat amacımızı oluşturan unsurlar da bizim değerlerimizdir, özümüzdür, bakış açımızdır.

 

Hayatta ne olmadan yapamayız? En önem verdiğimiz eşyamız nedir? Hayatta kendinizi en güçlü hissettiğiniz an nedir? Hayatınızda en çok neyi arzularsınız? İşte bu gibi soruların karşılığı, bize somut bir takım veriler verebilir. Bunların soyut karşılıkları ise bize değerlerimizi verir. Örneğin hayatta en çok istediğimiz şey lüks bir arabaysa onun değer karşılığı güç olabilir.

 

Bir işyerinden ne beklersiniz, diye sorduğumuzda 'huzur' cevabını alıyorsak eğer, o kişiye istediğiniz kadar para teklif edin, huzur olmayan bir işte çalışmayacaktır. Çünkü biz hayatta her türlü kararımızı, farkında olalım ya da olmayalım değerlerimizle veririz. Değerlerimize uymayan kararlar verdiğimizde de o işte mutsuz oluyoruz.

 

Bu noktalardan yola çıkarak değerlendirirsek evet, büyük şehirlerde ve iş sahibi kadınlar kısmen de olsa kendi değerlerini yaşayabiliyor. Ancak kırsal kesimde çoğu kadın maalesef erkeklerin değerleriyle yaşıyor. Türk kadınının hedefleri, çoğunlukla ailesi üzerine oluyor. Hedeflerini bireyselleştirmesine izin verilmiyor.

 

 

 

Hayriye Mengüç

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1531

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 4956

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2175

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8037

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3167

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön