Güven Kıraç: Makul fiyatlar koydum

Aktör olarak iyi filmlerde rol aldı. Üstüne bir de şiir kitabı yazdı. Bu kez ressam olarak karşımızda. Güven Kıraç’ın “Yüz Buldum” adlı ilk kişisel sergisi, 19 Kasım’da Corinne Pinelo galeride açılıyor

Güven Kıraç: Makul fiyatlar koydum

Masumiyet, Salkım Hanımın Taneleri, Duvara Karşı, Takva gibi unutulmaz sinema filmlerinden ve pek çok televizyon dizisinden tanıdığımız oyuncu Güven Kıraç ressamlığa soyundu. Yüze yüz boyutta, yüzlerden oluşan akrelik tablolar yaptı. Aynı zamanda sıkı bir koleksiyoner olan Kıraç’la resim ve sinema macerasını konuştuk.

 

Ne zaman başladı resim yapma hevesi?

Halamın kayın pederi meşhur ressam Halil Paşa. Hani şu Padişah’ın resim tahsili görmesi için Paris’e ilk gönderdiği paşa. Yattığım yatağın altı, sağım solum, her yanım Halil Paşa’nın eserleriyle doluydu. Dolayısıyla resim bilinçaltıma çocukluktan itibaren yerleşti. Kendimi çöp adam bile çizemez zannederken yapabildiğimi fark ettim.

 

Nasıl keşfettiniz yeteneğinizi?

Bir sene önce sevgili ressam dostum Harun Antakyalı’nın atölyesinde haftalık rutin sohbetlerimizin birinde “Şuraya bir tuval koyayım, bir dene”dedi. “Deli misin, hayatta yapamam”dedim. Denedim. Fotoğrafta gördüğünüz yüz çıktı. O beğenilince yüz buldum, astarını istedim!

 

Nasıl tepkiler aldınız?

Resim eğitimim olmadığı için önce şaşkınlıkla karşılandı. İlk önce“A bunu sen mi yaptın?” dediler. Sonra devam edince, “Hadi ya!” dediler. Ünlemlerin dozu arttıkça, adrenalim de arttı. Arada bir atölyeye uğrarken, her akşam gitmeye başladım. Bazı geceler sabaha kadar çalışıp dört resim birden yaptığım oldu.

 

Ters tepki veren, eleştiren oldumu?

Resimlere kötü tepki veren olmadı ama “Ne yani şimdi ressam mı oldun? Sergi açmayı düşünmüyorsun herhalde?” gibi nüktedan konuşmalara maruz kaldım. Kulak asmadım, üstümde bu heyecan varken devam etmek istedim. Birkaç ay sonra yüzler üzerine bir sergi açma fikri doğdu. Serginin ismini de “Yüz Buldum” koydum.

 

Kaç tablo oldu toplamda?

37 tablo oldu. Bu sergide 31’i sergilenecek. Hepsi 100’e 100 santimetre ve hepsi yüz!

 

Kimlerin yüzleri?

Hayatıma girmiş çıkmış, belleğime kaydettiğim insanların iz düşümü... Net biri yok. Oyuncuların işi başka yüzlere, başka kimliklere bürünmektir. Sinemada bin bir yüz olmaya çalışırken, resimde de çeşitli yüzler yapmış oldum.

 

Sinema resmi besledi mi?

Eskiden Mimar Sinan’ın Sinema Bölümü’ne girmek için resim sınavına da girmek zorundaydınız. “Perspektif gözü olmayan, resimsel değerleri, gölgeyi, ışığı bilmeyen sinemacı olmaz” diye düşünülürdü. Birbirini tamamlayan iki disiplin... ‘Çift olmak diye bir şey yok tek bir vücut olmak var’

 

“Hepimiz Aşkın Altında Oturuyoruz” adında bir şiir kitabınız var. Yazmaya devam ediyor musunuz?

Resim şiirin önüne geçti ama her ikisi de hayatımda olsun istiyorum.

 

Duvara Karşı filminde aşkla ilgili çok paylaşılan bir diyalogunuz var. “Aşk lunaparktaki tahta ata benzer. Üzerinde bir ileri bir geri gidiyormuşsun gibi hissedersin. Ayağın yerden kesilir ama bir yere gittiğin yoktur”...

Aşk insanın kendisine ait bir şey. Tek kişilik bir sanrı. Gerçek olan atın yere çakılı olduğu. Bir yere gittiğiniz yok. Biriyle birlikte olduğunuzda kimyanız değişiyor. Şairin dediği gibi “Sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı?”. Çift olmak gibi bir şey yok bence, tek bir vücut olmak var.

 

Güven Kıraç’tan Türk işi suşi tarifi!

 

Güven Kıraç yemek yapmaya meraklıymış. Gizli tariflerinden birini paylaştı:

“Kuru fasulyeyi pişirip blendırdan geçirin. Boza kıvamına gelince, pastırmanın içine sürün. Haşlanmış pilavla sarın. İşte size pastırmalı kuru fasulye suşisi!”

 

Koleksiyonerlik de yapıyormuşsunuz.

Evet, resme ve heykele büyük ilgim var. Bulduğum her fırsatta, gittiğim her şehirde, mutlaka galeri gezerim. İmkânlarım el verdikçe tablo satın alırım.

 

Koleksiyonunuz büyük mü?

Yüz küsur tablo oldu. Önemli ressamlar da var, henüz adı pek duyulmamış gençler de... Simsarlık yapmıyorum, “Bu sanatçı ileride değerlenir” diye düşünerek almıyorum. Birlikte yaşamaktan mutlu olacağım eserler seçiyorum.

 

Hangi sanatçılar var?

Balaban, Adnan Turani, Harun Antakyalı, Ali Kotan, Mustafa Horasan, Mustafa Ayaz, Mehmet Çevik gibi pek çok isim var. Hoca Ali Rıza’nın küçük bir baskısını aldım yeni.

 

Koleksiyonerlik başlı başına bir iş. Uzun vadede belli bir tür ya da döneme odaklanacak mısınız?

Şimdilik karmaşık bir yapısı var. Sadece gördüğümde kurduğum ilişkiye dayanarak satın alıyorum. İleriye dönük, profesyonel olarak galericilik işine girebilirim. Ya da Güven Kıraç koleksiyonu sergisi açabilirim. Şimdiye kadar satmak hiç aklıma gelmedi. Alıp kenara da koymuyorum. Hepsi evimin duvarlarında asılı. ‘Simsarlık yapmıyorum mutlu olacağım eserler seçiyorum’

 

‘Resimlerimi Basquiat’ya benzetiyorlar’

 

“Ah keşke onun gibi çizebilsem” dediğiniz ressamlar var mı?

Onun gibi olsam dediğim kimse yok ama takdir ettiğim sanatçılar var. Picasso, Joan Miro, Van Gogh severim. Basquiat’ya özel bir ilgim var. Bazı resimlerimin Basquiat’ye benzediğini söylüyorlar.Bunda bir beis yok çünkü sanat taklitle başlar. Harun’un atölyesinden çıktığım için ondan etkiler görülebilir. Yabancı ressamların sergilerine gidince onlardanda etkileniyorum. Picasso’nun dediği gibi, “İyi sanatçı çalar!”

 

Tablolar pahalı mı? “Sinemadan kazanamadım, buradan yolumu bulayım” mı dediniz yoksa!

Yok, sinemadan para kazandım ben, inkâr edecek değilim! Resim “pahalı”, çok göreceli bir şey. Resim en önemli yatırım araçlarından biri. Bugün 10 liraya aldığınız bir şey, yarın size 1 milyon olarak geri dönebilir. Bunu kendi resimlerim için söylemiyorum ama fiyatlar çok göreceli.

 

Peki, başlangıç olarak hangi aralıkta fiyatlar koydunuz?

Birisi resmimi alabilsin kaygısı gütmedim. Ben de koleksiyoner olduğum için, “Böyle bir resme bu fiyata sahip olmak bana normal gelirdi” bakış açısıyla makul fiyatlar koydum. Ama dediğim gibi o makulün ne olduğu herkese göre değişebilir. Kimi 3 bin liraya çok der, kimi 30 bini normal karşılar. Birde benim resimlerimin değeri bir aktör olarak resim yapmamdan da kaynaklanıyor. Miles Davis’in resim yaptığı çok sonradan ortaya çıktı ve onları Miles Davis yaptığı için büyük ilgiyle satıldı. “Hikâye satar” diye bir laf vardır. Benim durumum içinde geçerli sanırım...

 

Sadece akreliklemi devam edeceksiniz yoksa, enstalasyon, video art gibi farklı türler de deneyecek misiniz?

Evet, öyle fikirlerimde var. Bu sergi içinde bir sürpriz eser üzerinde çalışıyorum. Adını “3D tuval” koyduğum bir eser. Boya yok, farklı bir tuval, mekanik bir aksam var. Kavramsal bir iş...

 

Bir galeriyle çalışıyor musunuz?

Corinne Pineloadında yeni bir galeriyle çalışıyorum. Corinne Hotel’in içinde yer alıyor ama bir otel galerisi değil, sadece mekân olarak orayı kullanıyoruz. Otelin içinde olduğu için 24 saat açık olacak.

 

Masumiyet, Duvara Karşı, Salkım Hanım’ın Taneleri, Takva... Hepsinin iyi filmler olması tesadüf olamaz. Nasıl seçiyorsunuz senaryoyu?

Vuruyorum, ses gelirse seçiyorum!(Gülüyor.) Projeyi kimin yaptığı çok önemli. Sinema yolculuğum daha çok “auteur sineması” diye tabir ettiğimiz yönetmen sinemasından oluştu. Sinemaya Masumiyet gibi büyük bir filmin baş kahramanını oynayarak çok şanslı bir adım attım. O şansı sonrasında nasıl kullandığınız önemlidir. Bugün saydığınız o filmlerde olmamdan ziyade aslında “Hayır” dediklerimle varım. Çünkü neye “Hayır” dediğiniz, neye “Evet” dediğinizden daha önemlidir. Bir çürük, tüm çuvalı batırabilir.

 

Bir projede ne olursa oynamayı reddediyorsunuz?

Samimiyetsiz bir şeyin içinde olmak istemedim. Sadece “Para kazanayım” diye sulu zırtlak bir komedide oynamadım. Tercihlerimi bağımsız sinemadan yana kullandım. Daha az kazanmayı göze aldım. Hep 20 yıl sonrasının hesabını yaptım. Bir oyuncunun stratejisinin olması gerektiğine inanıyorum. Meslektaşlarımız bazı şeyler yapıyor, sonra da “Bana hiç sinema filmi gelmiyor” diyor. Her şeyin bir diyeti var. Kendini nasıl pazarlarsan öyle karşılık alırsın.

 

Oynadığınız filmlerden en çok hangisi iz bıraktı?

Masumiyet ilk göz ağrım. Çok iyi bir film. Festivallerde 41 ödül kazandı. Bana da mutluluklar yaşattı. Kavşak, Salkım Hanım’ın Taneleri ve Takva da benim için özeldir.

 

Oynadığınıza pişman olduğunuz proje var mı?

Neredeyse yok. Çok şükür geriye dönüp baktığımda hep iyi şeyler görüyorum.Önemli sinemacıların kendisine matografilerinde önemli yer tutan projelerde rol almışım.

 

Yönetmenlik hevesi varmı?

Şimdilik yok ama kendime ipotekler koymam. Bir gün içimde bir hikâyeyi yönetme enerjisi doğarsa yaparım.

 

Filminde oynamak istediğiniz yönetmen var mı?

Hemen hemen bütün büyük yönetmenlerle çalıştım. Zeki Demirkubuz, Yavuz Turgul, Ezel Akay, Ümit Ünal... Bu bir yolculuk, yeni isimler çıkabilir...

 

Röportaj: Kübra PAR

Fotoğraf: Berk BİLGİN

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8754

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2145

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5414

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2374

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3530

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön