Özkan Uğur: "Gitar en büyük ilacım oldu."

Müzisyen ve oyuncu Özkan Uğur lenfoma hastalığının tedavi sürecini “En büyük meditasyon gitar. Çalarken hiçbir şey düşünmüyorsun. En büyük ilacım oldu” sözleriyle anlattı.

Özkan Uğur: "Gitar en büyük ilacım oldu."

Hastalığınızı ilk olarak nasıl fark ettiniz?

Kasığımda ufak bir beze oluştu. Fazla üstünde durmadım. Sonra doktora gösterdim. Takip edelim dediler. Daha sonradan ağrılı bir hale geldi o kitle. Biyopsi yapıldı. Anlaşıldı ki işin başındaymışız. Benimki yavaş seyirlilerin arasında en yavaş olanıymış. Ve tedaviye başladım...

 

Ne hissettiniz?

Tamam dedim, başımıza gelecekmiş. Yapacak bir şey yok. Hiç ah vah çekmenin de bir anlamı yok. Atlatacağız aslanlar gibi diyerek devreye girdim, gitarımı aldım, kapandım.

 

Nasıl kapandınız?

Odaya kapandım. Slide gitar öğrendim. O sırada Türkiye’de çok kötü olaylar oluyordu. Bu işte moral çok önemli biliyorsun, moralini yüksek tutman lazım. Olaylar da benim moralimi bozuyordu. Moralimi nasıl yüksek tutacağım, vücudumla toplantı halindeydim. Vücudumun güney bölgesi nedir, doğu bölgesi nedir, batı nedir, ne haldedir, ne var, ne oluyor, nasıl derli toplu tutabilirim diye düşündüm. Araştırdım, doktoruma inandım... Allah’tan geç kalmamıştık. İlerlemiş olsaydı moralim bozulurdu, kötü hissederdim. Allah göstermesin kimseye...

 

Gitarla kapanmak size iyi gelmiş...

En büyük meditasyon, gitar... Gitar çalarken hiçbir şey düşünmüyorsun. Bu da en büyük ilacım oldu. Bütün gün odaya kapanıp tamamen kendimi ona verdim. Tanrım beni baştan yarat dönemine girdim yani. Altı ay kadar sürdü...

 

Siz hastanedeyken Gezi olayları yaşandı. Nasıl bir histi o?

Kendi hayatımı düşünüyordum. İlacımı düşünüyordum, inşallah tümörler iyice yok olur diye. Onu düşünüyor insan. Kendime akil oldum. Hani akil insanlar yaptı ya toplantı, ben de kendi vücudumla akil toplantılar yaptım. Gittim geldim diyorum ya...

 

Hayata bakışınızda değişiklik oldu mu?

Değer yargılarım değişti. Hatta Ferrari’sini satan adam oluyorsun bir zaman sonra. Bir de hayır demek yoktu bende, her şeye evet!

 

Hep böyle iyimser misiniz?

Çoğunlukla. Böyle kendimi daha rahat hissediyorum. Batsın bu dünya diyen insanlar olduğu vakit etrafında, bitti. İstemiyorum negatif insan ben etrafımda... Böyle konuşmalar olunca da hemen oradan uzuyorum.

 

Bir siyasetçi arasa, 40 yıldır üç farklı adam berabersiniz, nedir bu işin formülü diye sorsa, ne dersiniz?

Egolarınızı ıslah edin derim. Üsluplarınıza dikkat edin. Kavgadan vazgeçin kardeşim. Mazhar’ın şarkıda dediği gibi “Vur, vur, bu kavga sonumuzdur”. Ben Meclis’te kavga eden, üslubu sert olan insanları görünce moralim bozuluyor.

 

Fark ettim de çok sık temizleme jeli kullanıyorsunuz, tedavi sürecinden sonra kalan bir takıntı mı?

O bende zaten vardı. Maydanozları bile tek tek sirkeli suda yıkardım. Mizofobiymiş adı. Mikroplardan korkmak. Yıllar önce mikrobik sarılık geçirmiştim. Ondan sonra eve gelen bütün sebzeler için “Yıkandı mı, bir daha yıkansın” deyip durdum. Hatta kendim yıkıyordum.

 

Siz kimi dinliyorsunuz, kimi seviyorsunuz?

Şebnem Ferah, Mor ve Ötesi, Duman da farklı bir şey yapıyor. Başka da gelmiyor aklıma... Bir de bu ara Ebruli muharrem diye birini dinliyorum hastası oldum. Çok acayip. Londra’da yaşıyorlar. Çok acayip bir çift.

 

Oyunculuk nasıl gidiyor?

Ben aslında oyuncu olmak istiyordum. Anneme babama konservatuar için çok yalvarmıştım. Neyse her işte bir hayır varmış. Yazdırmamaları da iyi olmuş, MFÖ olmazdı bugün.

 

Cem Yılmaz’la yeni bir filme başlıyorsunuz...

Fantastik bir film olacak. Komedi. Yine aynı ekip olacak. Yazılmaya devam ediyor. Ekip toplanıyor. Koşuşturma döneminde. Mayıs, haziran gibi başlanacak dendi. Bu kadar diyebiliyorum.

 

Solo albüm yapmanızı beklemeye devam edelim mi?

Düşüncem hemen bir kayıt yapıp sanal âleme vermek. Beğenin dinleyin. Gönlünüzden ne kopuyorsa da verirsiniz. Bir single düşünüyorum. O single’a da çok paralanmadan, yap klibi, ver sanal âleme, seyredin arkadaşlar diye... Telifi nasıl olur bilmiyorum ama...

 

Bugüne kadar başınıza gelen en tuhaf şey ne?

Ankara’daydım. İstanbul’a gideceğim. Bindik uçağa, uçak dolu. Etrafıma bakıyorum, tipler bir değişik geldi. Bir saati geçti... Hostes “Evet şuanda Erzurum Havaalanı’na inmek...” Bir dakika dedim ya, ben dedim İstanbul’a... Ne yapabileceksem, “Yanlış yola saptın kardeşim, öbür tarafa sapacaktın ya” mı diyeceğim. Hostes kaldı, nasıl yani dedi. Kardeşim dedim ben İstanbul’a gidiyordum, siz dedim beni aldınız, uçağa bindirdiniz... Bir kişi gelmemiş, o bir kişinin yerine ben geliyorum, uçuş kartlarında falan bir şey oldu, kimse uyanmadı... Aynı uçakla geri döndüm.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9035

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2221

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5501

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2410

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3583

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön