Halil Sezai: “Yukarıdan gözlendiğime ve korunduğuma inanıyorum...”

Halil Sezai hiç şüphesiz son dönemin en çok konuşulan isimlerinden. Seveni de bol sevmeyeni de. “Herkes çok severse çatışma doğmaz. Çatışma olmazsa ortaya bir hikâye çıkmaz” diyor. İkinci solo albümü “Ey Aşk” piyasada. Bu vesileyle “Bay Hüzün”le biraraya geldik.

Halil Sezai: “Yukarıdan gözlendiğime ve korunduğuma inanıyorum...”

Bir  yıl sonra unutacağım bir iş mi bu, yoksa yıllar sonra torunuma gösterip “Bak evladım zamanında Halil Sezai’yle röportaj yapmıştım”mı diyeceğim bilemiyorum. Yaptığı müzik için “Etkisi iki gün süren modern-arabesk” diyen de var, onu bir ilah olarak gören de. Hal böyleyken onu nasıl konumlandıracağınıza karar veremiyorsunuz. İlk görüşte bana samimi, kendi halinde biri izlenimi verdi. İçini de sordum, anlattı...

 

Bu albümün pek çok parçasını seneler önce yapmışsınız....

Evet, yeni albümiçin yeni şarkı yapmıyorum. Kimini 10 yıl önce, kimini 12 yıl önce, kimini geçen yıl yapmışım. Toplamda 5 albümlük repertuvar var elimde.

 

Neden 10 yıl önce çıkarmadınız?

Çünkü daha üniversitede okuyordum. Sınıfı geçme derdindeydim. Başka hayallerim vardı.

 

Mesela?

Aşık olduğumkadınla evlenip çocuk yaparım, o sırada hayatımçok mutlu geçer, birkaç şarkı yaparım...

 

İşin başından beri albümyapmak kafanızda varmıydı?

Çocukluktan beri hayalimdi. Babameski bas gitarist. Annemle, bana 14 yaşında doğumgünü hediyesi olarak gitar aldılar. O günden beri şarkı yapıyorum.

 

Ama oyunculuğu seçmişsiniz...

Küçükken insanları çok güldürürdüm. “Bu çocuk tiyatrocu olacak” derlerdi. Bu bilinçaltıma yerleşmiş. Konservatuvardan önce de iki üniversiteye gittimama okumadım, bıraktım.

 

Hangi bölümler?

Sınıf öğretmenliği vemüzik öğretmenliği.

 

“Hayatımı tekdüze geçiremezdim”

 

Şarkılarınız bu kadar ünlenmemişken sizi kimdinliyordu?

Arkadaş ortamlarında, özellikle Eskişehir’de üniversitedeyken kafelerde çaldığımoluyordu. Beni tanıyan yerel bir kitle vardı. Onlar bu işin esas sahipleri. Albümlerle gelen popülariteden dolayı onları kaybetmekten korkuyorum.

 

Neden?

Korkuyorum dediğim; Eskişehir’de, Ankara’da sıkı takıldığımbir yeraltı tayfası vardı. O dönemben de başkalarına “Abi n’olursun o popüler kafaya girme. Bize kal, böyle iyiyiz” dediğimi hatırlıyorum. Aynı şeyi benim için de dediklerini biliyorum.

 

Popüler olmayayım, açlıktan sürüneyimama onlar beni bırakmasınlar. Bu mudur?

Her şeyi çok hızlı tüketmeye başladık. Kafalar biraz boşaldı. Biri gelsin, bitirip çöpünü atalım, sonra yenisi gelsin... Canavar gibiyiz bu konuda. Onlar da bu çarkın içinde görmek istemediler beni. Haklılar da. Benimde amacım buydu. Kıyıdan köşeden girip konserimi vereyim, yoluma bakayımistiyordum.

 

İşler nasıl böyle çığrından çıktı?

Hakikaten bilmiyorum

 

Yeraltı tayfası hâlâ konserlerinize geliyor mu?

Muhakkak. Halil Sezai ne yapıyor diye bakıyorlar. Gönül bağı kurmak başka bir şey.

 

O an şartlar öyle göstermese dahi bir insan içten içe bir gün bir yerlere geleceğini bilir, hisseder. Sizde de varmıydı bu?

Kendimi bildimbileli hemde. Hayatımı tekdüze geçiremezdim. Hayallerimi gerçekleştirmek adına kesin iniş çıkışlar yaşayacaktım.

 

Bir taraftan da çok umursamaz bir tavrınız var.Milyonlarca insan ondan bahsederken bir insan bunu umursamıyor olamaz.

Neyi umursayacağımı bilemiyorumki. Zaten ben popüler biriydim. 5 kişinin arasında popüler hissettiğinizde de kendinizi bir yere koyarsınız, 5milyon insanın içinde de. Benden ne olmamı beklediklerini çözemedim. Nasıl davranmam gerekiyor? Kimseyi yanıma yaklaştırmayımmı, arkadaşlarımla görüşmeyim mi?

 

“İçimde kötülük taşımadığım için...”

 

İncir Reçeli’nden sonra oyunculuk anlamında da parladınız. Neden bıraktınız?

Esasmesleğimoyunculuk. Hayatımboyunca yapacağım. Ama 2 - 3 iş aynı anda gitmiyor. Tam performans almak için bir şeye konsantre olmamgerekiyor.

 

Bu saaten sonra oynayacağınız roller inandırıcı olurmu? Bir sitcom’ da oynasanızmesela...

İyi aktörlükle alâkalı bir şey o. İyiysen daima inandırıcı olabilirsin. Ayrıca komedi oynamayı da çok severimki bugüne kadar yaptığımız işlerin çoğu komediydi.

 

İlk albüm bu kadar patlamasaydı yine oyunculuğu geri plana itip müziğe dört elle sarılırmıydınız?

Hiç öyle “patladı, çok başarılı oldu” kafasında değilimki. Albüm çıkmadan önce de salonları dolduran konserler veriyordum. Şimdi insanlar dışarıda kaldılar, salonlara sığmaz olduk. Onlar girebilsin diye konser sayımızı artırdık.

 

Peki şu an nasıl gidiyor işler?

Çok iyi. Benim meleklerim var çünkü. O yüzden her şey yolunda gidiyor.

 

Nasıl yani?

Sağ ve sol meleklerim... Beni koruyorlar. Oyunculukta da böyle oldu. Ne yaparsam yapayım manevi olarak beni tatmin edecek karşılıklar aldım.

 

Durun durun; bu hususu azıcık daha açalım...

Yukarıdan gözlendiğime ve korunduğuma inanıyorum.

 

Seçilmiş insan gibi bir şeymi?

Yok canım. Sadece içinde kötülük taşıyan biri olmadığımiçin yukarısı tarafından her zaman doğru yönlendiriliyorum.

 

Nedir,  hep 4 ayak üstünemi düşersiniz?

Hayır. Ama dibe battığımda beni hep oradan çıkarak bir güç olur.

 

“Sevgilimle uyumak istiyorum”


“Aşık olmayı özledim. Şu an sevgilim yok ama olmasını istiyorum” gibi sözleriniz var. Bu melekleri de katacak olursak; bunlar çok kızsal cümleler değil mi?

Öyle mi? Doğrudur! Hepimiz içimizde bir kadın taşıyoruz zaten. Kadınların içinde de bir erkek yok mudur? Öbür türlü karşılıklı anlaşamayız ki.

 

Şarkı sözlerinizin çoğunda içten içe “Beni bırakma” diye yalvaran bir erkek var. Ben erkeklerin bu kadar acı çektiğini bilmezdim...

Aşkından geberen çok fazla erkek arkadaşım var. Bana gelince; ben aşkı seviyorum. Çıkayım onunla bununla takılayım gibi bir derdim yok. Sevgilimle dolaşmak, yemek yemek, onunla uyumak istiyorum. Birine sarılmayı bırakıp yalnız başına kaldığın zaman da o kırıklıklar ortaya çıkıyor. İnsan var olduğundan beri aşk ve acı, dolayısıyla da bu kırıklıklar var. Kimileri belli ediyor kimileri göstermiyor. Yetişme tarzıyla da alâkalı. Ben gerçekten deli gibi sevişerek evlenen iki insanın çocuğuyum. Aşk neymiş, onlardan öğrendim.

 

Kaç kez âşık oldunuz?

Kişiye mi yoksa bir şeye mi? Aşık olmayı sınıflandırmak ve ayırmak biraz garip. Ben her gün aşık olabilirim.

 

“3 yıldır aynı ağaca aşk besleyebiliyorum”


“En son neye aşık oldunuz” diyeyim o zaman?

Evimden dışarı baktığımda 3 yıldır aynı ağacı görüp ona hayranlıkla aşk besleyebiliyorum.

 

Ya “Bir oduna âşık oldu” diye başlık atarlarsa?

Hangi odun atarsa, artık onun sorunu.

 

Peki, bölmeyeyim!

İçimde yarattığım o aşkı iki insanla paylaştım. Onlar da çok uzun süreli sevgililerimdi. İkisini de hayatım boyunca unutmayacağım.

 

Bunları söyledikten sonra hangi kız size yaklaşmaya cesaret edebilir ki? Bir enkaz mı devralacak?

Bir enkaz yok ortada. İçimde birilerinin aşkını saklıyor olmam, gelecek kadına âşık olmayacağım anlamına gelmez. Ama bizde hep eski sevgililerden nefret edilir. Neden anlamıyorum. Oysa o kadar güzel şeyler yaşamışsındır ki, onlardan beslenip bir sonraki insanın karşısına öyle çıkarsın. Bunu kabul ettiğimiz noktada yol alabiliriz.

 

Albüm kapağında “...Aileme, yaratıcıya duyduğum aşka ve sana. Her ne kadar gam yüklese de aşkın, ille de sana” yazıyor. Bu “sana” tüm bu yazılanların ona olduğunun farkında mı?

Farkındadır. Bunun farkında olmayacak bir insanla beraber olmam.

 

 İki kişi demiştiniz, burada bir var.

“İkinize de” falan mı yazsaydım.

 

O da doğru.

Aşkı o kadar yoğun hisseden herkes o lafı üstüne alınabilir.

 

“Saçımı kestirdim konu kapandı”

 

En fazla kaç şarkınızın art arda dinlenmesini tavsiye ediyorsunuz?

İki albümde toplan 36 şarkı var. Hepsi art arda olur.

 

Sağ çıkarmıyız sonunda?

Dibe inmek güzeldir. İnmezsen çıkamazsın.

 

Bu kadar çok sevilirken hakkınızdaki eleştirilere ne kadar kulak asarsınız?

Binlerce eleştiri geliyor. Yarısı iyi, yarısı kötü. Şu ahir ömrümüzde bunları takıp, üstüne gitmeye zaman yetmez. Hayattan da keyif alamayız.

 

Sizi en eğlendiren eleştiri hangisiydi?

Saçımla ilgili olanlara çok güldüm. Tamamen saçla başla, kıyafetle uğraşan programlar var ya. “Saçını sağa yatırmış, yok sola taramış, bıraksın bu işleri” gibi konuşmalar hakikaten komikti. Zaten en son bir film projesi için kestirdim. Konu kapandı.

 

Taklitlerinizin yapılması...

Dünyadaki en güzel şeylerden biri, birilerinin taklidinizi yapmasıdır herhalde. Çok bel altı girmedikleri sürece sorun yok.

 

“Canım isterse giderim”


İşten güçten, bu kadar popüler olmaktan sıkıldığınız oldumu?

Öyle bir şey olursa bırakırım.

 

Öyleymiş. Bir dönemyine çok sıkılıp Kelebekler Vadisi’nde yaşamışsınız.

Canımisterse yine giderim. 4-5 ay kalır dönerim.

 

Şu anki popülariteye bağlı değilsiniz yani...

O  popülaritenin ne olduğunu algılamak istemiyorum. Salak değilim. Birilerinin konuştuğunun, bir sürü şey olduğunun farkındayım. Ama bunları düşünerek vakit harcayamazsın. Hayalini kurduğun güzel şeyleri yapma kafasında devam edeceksin.

 

“Detone tartışmasına girmem” ‘

 

Sizimüzik eleştirmeni Naim Dilmener’e sordum. Detone olduğunuzu söyledi.

Doğru söylemiş.

 

Öylemisiniz?

Böyle birmüzik adamıyla detone tartışmasına girmem. Benim bildiğim detone; bir notayı yanlış söylemek demek. Muhtemelen kendisi yorumumu sevmemiştir.

 

Bir de sanatın her dalında basit olana gidiş olduğunu, siz dahil artık pek çok ismin kalıcı olmayacağını, yarın daha basit ve bayağı olan çıktığında, yerinize geçeceğini söyledi.

Kişi üzerinden konuşmak istemem. Daha genele vuracak olursak; kimse kimsenin neler yapabileceğini, nerelere gelebileceğini bilemez. Bizimen büyük sorunumuz birilerinin kaliteyi bildiğini iddia etmesi. Ama bu tarz eleştiri yapanlara saygı duymak gerekiyor. Hani derler ya kulağına küpe olsun... Bak böyle söylüyorlar, acaba bir yerde hatamı yapıyoruz, telaşını bir şekilde hissetmemiz gerekiyor.

 

“Haydi ölün diye müzik yapmıyoruz”

 

Halil Sezai dinlemek bir tür düşük mod olayı mı, mutlu insanlar da şarkılarınızdan zevk alabilir mi?

Neden almasın? “Haydi ölün” diye müzik yapmıyoruz ki! Kimseyi dibe batırıp çıkarmak gibi bir hedefimiz yok. Ruh haline göre neşeyi de yaşar, hüznü de. İster eski sevgilisini özler, ister yeni sevgilisine sarılır. Mutluluk ya da tersi hüzün şarkısı nasıl olur, onu da bilmiyorum. Ben çok mutluyken açıp dıppa cuppa şeyler dinlemiyorum. Klasik müzik, caz... Bazen Müslüm Baba’yı koyup gerçekten keyif aldığım oluyor. Ama şu var; bu şarkıları mutluyken yapmadım. Dolayısıyla o halim dinleyenlere geçiyor olabilir.

 

Mutluyken yazamıyor musunuz?

Hayır.

 

O zaman mutlu olduğunuzda “Eyvah” dediğiniz oluyor mu?

Bak bunu düşündüm işte. Bir ara saçma bir huzur ve mutluluk vardı üstümde. Geçmedi de. Çok tedirgin oldum. Çünkü alışmışım kendi bünyeme. 2-3 gün böyle devam etti. Gerçekten çok güzeldi. Mesela o kafayı anlatabilirim bir şarkıda. Ama yine de çok laylaylom, neşe dolu bir şey olmaz.

 

Tüm şarkıları birebir yaşadınız mı? Gerçek hikâyeler mi?

Yeni albümde Hayalimin Ortasında diye bir şarkı var. Lisede, gitarı ilk elime aldığımda yapmıştım. İnsanlar dinlediklerinde “Kime âşık oldun, bu neyin acısı” diyorlardı. Oysa hayatımda öyle biri yoktu. İlla “Biri beni bıraktı, dur bir şarkı yapayım” diye bir şey yok. Sanırım bazı şeyler doğuştan oluyor. Şarkılarım da içimde hep var olan o ruh halinin ürünü.

 

Kendi mutsuzluğunuzdan sıkıldığınız oldu mu?

Çok.

 

Ne yapıyorsunuz o zaman?

Yapacak bir şey yok ki. Bu hayattan göçüp gideceğinin farkına vardığı an bence herkes için bir kırılma noktası. O saatten sonra ya kendini keyfe vurup hiçbir şeyi takmayacaksın ya da benim gibi her şeyi kafaya takıp biraz hüzünlü yaşamaya devam edeceksin. Ben kendimi böyle kabul ettim. Ama bu demek değil ki sürekli hüzün de hüzün... Hüznün içinde neşeyi de yaşıyorum ben.

 

Bu ülkede sizi bu kadar çok seven insanın olması sizce neyin işareti?

Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde yaşamış herkes hayata zaten 1-0 yenik başlıyor. Ya da +1 hüzünle diyelim. Dolayısıyla ortak paydada buluşmak zor değil. Özgürlüklerin rahatça yaşandığı bir bölgede değiliz. İnsanlar başka yerlerde ne tür sosyal standartlar olduğunu gerçekten bilse, birlik olup “Yeter artık” diyebilirler. Ama bunları da göstermiyor kimse. Alışmışız, bir şekilde gidiyoruz.

 

"Sana köpek gibi âşığım"

 

Sizden önce “Git geber, ne olursan ol” gibi şarkı sözleri vardı. Şimdi iş biraz “N’olur gitme”ye döndü. İnsanlara farklı gelen bu mu acaba?

Bilemiyorum. Eğer öyleyse şahane. Şarkılar özellikle hemcinslerim için “Lanet olsun, gerçekten boktan bir durumdayım, kabul ediyorum. O yüzden yalvarırım beni bırakma çünkü sana köpek gibi âşığım” rahatlığını sağlayabiliyorsa bu muhteşem bir şey.

 

Röportaj: Pınar Erbaş

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8674

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2065

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5321

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2339

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3470

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön