"Tuhaf bir opera sanatçısıyım"

9. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, operanın Angelina Jolie’si olarak tanınan Nino Machaidze’nin gala konseriyle başladı. Machaidze ile konser öncesi buluştuk.

Tuhaf bir opera sanatçısı

"Operanın Angelina Jolie’si" olarak tanınan 35 yaşındaki Nino Machaidze, 9. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin gala konseri için 12 yıl aradan sonra Türkiye’deydi. O, ilginç bir opera sanatçısı. Angelina Jolie’ye benzetilmekten de rahatsızlık duymuyor, çocuğu olduktan sonra ses renginin değişmesinden de... Müziğe ailesinin yönlendirmesiyle başlayan operacı, performans izlemeye operaya gitmiyor! Önümüzdeki 3 yıllık planı şimdiden belli. Hazır İstanbul’da yakalamışken buluştuk, müzik hayatını, planlarını konuştuk.

 

12 yıl aradan sonra İstanbul’dasınız...

Mutluyum. Sonunda geldim. Leyla Gencer Yarışması’nı kazandığımdan beri İstanbul hep aklımda. Güzel anılarım var.

 

Çok meşgulsünüz.

Sürekli prova ve konserlerle geçiyor. La Boheme performansları için Güney Kore Seul’deydim. Performanslar başladığında 1 gün ara vermek gerekiyor. Dün 6 aydan sonra ilk kez 1 günlüğüne evimdeydim.

 

Çocuğunuz da var. Bu yoğunluğu nasıl idare ediyorsunuz?

Yapması imkânsız değil. Kariyerle aileyi aynı anda yürütmek mümkün. Küçük olduğu için hep benimle ama okula gittiği zaman belki onu 1 hafta göremeyeceğim.

 

Müziğe erken yaşta başlamanın avantajları nelerdi?

Bazıları doğduğunda içinde o şey oluyor. Bende de durum öyleydi. Gürcistan’da büyük bir müzik geleneği var. Neredeyse tüm aileler en azından piyano ve gitar çalmaları, müziğin içinde olmaları için çocuklarına müzik eğitimi vermeye çalışıyor. 6 yaşımda okulda piyano çalışıyordum. Şarkı söylüyordum. Öğretmenler hep “Bence bu kız şarkı söylemeli” diyordu. Annem en önemli vokal koçuna götürdü. O da “Çok güzel sesi var” dedi. Kanımda olan bir şeymiş.

 

Oğlunuzun müziğe ilgisi var mı?

Güzel sesi ve muazzam kulağı var. Şarkı söylemek istiyor. Şarkıcı olabilir.

 

Müziğe ilk operayla başladınız. Onun dışında başka bir şey söylemediniz mi hiç?

O dönem çocukların televizyonda olmak istediğini hatırlıyorum. Mesela korolarla... Ayrıca, anneme “Bu kızı televizyona çıkartalım, ünlü olsun ” dediler. Annem kabul etmedi. Çünkü tehlikeli olduğunu biliyordu. Çok haklıydı. O dönemki pek çok sınıf arkadaşım seslerini kaybetti bunlar sebebiyle. Annem hayır diyerek beni korudu. Opera dışında hiçbir şey yapmadım.

 

Bir röportajınızda opera dinlemediğinizi, sevmediğinizi söylemişsiniz. Nasıl oluyor?

Sevmiyorum. Ben tuhaf bir opera sanatçısıyım. (Gülüyor.) Performans izlemeye operaya da gitmiyorum. Eşimle diğer tüm müzik türlerini dinliyoruz ama asla opera dinlemeyiz. Pop dinliyorum.

 

Evde bambaşka bir insan olduğunuz doğru mu?

Olduğum gibiyim. Sahnede çoğu zaman öteki insanları oynuyoruz. Lucia ya da aşk için ölen Juliet değilim. (Gülüyor.) Aşk güzel ama onun için ölmüyorum.

 

Çocuk olduktan sonra sesinizin değiştiğini duydum...

Çocuk olduktan sonra sesin değiştiğini duymuştum. Herkese olmuyor ama bana oldu. Önceden koloratur sopranoydum. Bebek olunca daha lirik tarza döndü. Liriksek ve dramatik. Daha ağır. Şimdi daha rahat hissediyorum. La Traviata, Luisa Miller gibi. Lucia gibi değil. Bu yüzden bu rolleri repertuvarımdan çıkardım. Bebekten sonra sesimin tam ortası daha genişledi.

 

"Her şeyi söylerseniz kariyerinizi bitirirsiniz"

 

 Öteki sesinizi özlüyor musunuz?

Bir şeyi kaybetmek gibi düşünmeyin. Size eklenen bir şey gibi. Yüksek notalara çıkabiliyordum 10 yıl önce. Ama bu notalara hâlâ sahibim. Kaybetmedim ama bu repertuvarı söylemek o kadar rahat değil. Ses daha liriksel ve ortada. Soprano her şey demek değildir. Her şeyi söylemeye kalkarsanız kariyerinizi bitirirsiniz. Bundan dolayı dikkatli seçmeliyiz.

 

Her şeyin nefes almaktan geçtiğini söylemiştiniz...

Evet. Her şey diyaframdan geçiyor. Notayı ve sesi vermeden önce nefes almazsak yanlış oluyor. Her şey buradan başlıyor ve bir yerden sonra otomatik oluyor zaten. Ama başlarken bunu öğrenmek çok önemli. Sadece burun, ses tellerinden gelmiyor.

 

Gösterilerden önce nasıl hazırlanıyorsunuz?

Hiç özel bir şeyim yok. (Gülüyor.) 2 saat öncesinden salona geliyorum. 10 dakika sesimi ısındırıyorum. Sonra makyaj, kıyafet... Hepsi bu.

 

Operada zor olan nedir?

Yaşam tarzı. Her gün her performans birer hayat. Aynı şeyi bir önceki gün gibi yapmak imkânsız. Ayrıca disiplin çok önemli. Örneğin, bir gün sonra performansınız varsa, öncesi gün diskoya gidip 5.00’e kadar dans edemezsiniz. Çünkü ertesi gün sesiniz gerektiği gibi olmaz.

 

İnsanlar sizi operanın Angelina Jolie’si olarak tanımlıyor. Sizi rahatsız ediyor mu?

Hayır! Yapma, o çok güzel. (Gülüyor.) 15 yıldır söylüyorlar. Güzel, zeki, dünya ve çocuklar için güzel şeyler yapıyor.

 

En unutulmaz anlarınız...

Gösterinin sonunda seyircilerin ayakta sizi alkışladığı, ışıkların açık olduğu an. Tüm salonu görebiliyoruz.

 

Planlarınız nedir?

Almanya’da Romeo ve Juliet devam ediyor. Yazın Verona Arenası’na döneceğim. The Barber of Seville’i tekrar yapacağım. Sonra ABD’ye gideceğim. 3 yıllık bir plan.  

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8444

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1985

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5260

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2293

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3412

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön