‘Kaybedenler kulübü’ uzayda

Dünyayla aynı anda Türkiye’de de gösterime giren “Galaksinin Koruyucuları” (Guardians of the Galaxy) toplum dışına itilmiş renkli kahramanlarını, 1970’lerin şarkıları eşliğinde eğlenceli, görkemli ve duygusal bir uzay macerasında yan yana getiriyor.

‘Kaybedenler kulübü’ uzayda

1988’de bizim dünyamızda açılıyor film. Walkmen’inde “karışık kaset” (Awesome Mix Vol. 1) dinlerken tanıştığımız küçük Peter Quill, annesini kaybettiği gece, uzaylılar tarafından kaçırılıyor. Yıllar sonra terk edilmiş bir gezegende “yalnız kovboy” misali karşımıza çıktığında, onu yine walkmen’i ve kasetinden tanıyoruz. Olaylar galaksinin çok uzak köşelerinde geçse de, “karışık kaset” öyküyü hep bizim dünyamıza bağlıyor. Sanki olup biten her şey, annesini kaybetmesinin travmasını atlatmaya çalışan küçük bir çocuğun kurduğu uzun bir hayalmiş gibi...

 

Herkesin gizemli ve küçük bir kürenin peşinde koştuğu, özellikle kahramanların tanıştığı sahnelerde western filmlerini hatırlatan öykü, açıkçası klişeler yığınından ibaret. Ne var ki, James Gunn ve Nicole Perlman’ın senaryosunda öykü, aksiyon ve macerayı ayakta tutmaya yarayan bir iskelet sadece. Filme asıl ruhunu veren, karakterler ve onlar arasındaki ilişkiler. Tabii bir de, bilgisayar kökenli görüntülerin üstüne masumiyetin ışığı gibi düşen 70’li yılların o harika şarkıları...

 

Gönülsüz ekip

 

Filmin kahramanları, Marvel’in 1970’li yıllardaki farklı serilerinde ortaya çıkmış ve ilk kez 2008’de Dan Abnett ve Andy Lanning tarafından “Galaksinin Koruyucuları” adlı macerada bir araya getirilmişler. Bu “beş benzemez karakter” aslında birçok ortak özelliğe sahip. Yersiz, yurtsuz ve ailesizler. Bir çeşit “kaybedenler kulübü”ne benziyorlar. Toplum tarafından dışlanmış durumdalar ve yasadışı işlerle ilgileniyorlar. Rocket, Groot, Gamora (Zoe Saldana) ve Star-Lord’un (Chris Pratt) küreyi ele geçirmeye çalışırken karşılaştıkları ve kapıştıkları sahne filmin ruhunu da ele veriyor. Kahramanlarımız, Nova Birliği’nin modern mimari harikası şehrindeki düzgün geometrik şekiller, temizlik ve beyazlıkla tam bir tezat teşkil ediyorlar.

 

Onları ilgiye değer ve çekici kılan önemli bir unsur da ekip olma konusundaki gönülsüzlükleri. Zaten ilk etapta hapishaneden kaçmak ve küreyi bulup yüklü bir ödül almak üzere bir araya geliyorlar. Ekip haline gelmeleri zaman alıyor çünkü beşi de toplumsal normlara ayak uyduramayan bireyci anlayışı temsil ediyorlar. Bir araya gelmelerinde anahtar rolü Peter Quill oynuyor. Kendine Star-Lord diyen Quill’in efsanevi bir haydut olarak anılmak istediğini zaten ilk baştan beri biliyoruz. Ama Quill hayal aleminde yaşayan bir Don Kişot da değil. Daha çok “karışık kaset”teki şarkıların motivasyonuyla hareket eden gizli bir romantik. Onun için galaksiyi kurtarmak kadar kendine aile, arkadaş ve sevgili bulmak da önemli. Quill’in naifliği, öfkesi hiç dinmeyecekmiş gibi görünen Gamora’yı dahi etkiliyor. Genetik mühendisliği harikası olsa da, toplum içinde “hayvan muamelesi” gören aşırı bireyci, süper zeki Rocket’ı etkileyen ise can yoldaşı Groot oluyor. Kırılgan görünümüne rağmen Groot’un ekibin en süperi, korkunç görünümlü Drax’ın (Dave Bautista) ise ekibin en duygusalı olduğunu belirtelim.

 

En iyi 'yaz filmi'

 

Gerçek bir kahraman olmanın yolunun öncelikle birey olmaktan geçtiğini vurgulayan “Galaksinin Koruyucuları”, birey olmak için de toplum dışı kalmaktan korkmamak gerektiğinin altını çiziyor. 

 

Filmde birbirinden iyi çekilmiş harika aksiyon sahneleri var ve prodüksiyon kalitesi çok yüksek. Ama filmi asıl çekici kılan bütün o özel efektler ya da 3D formatı değil; karakterler ve onların temsil ettikleri... 2005’te çektiği korku-komedi filmi “Slither” dahil senaryolarını hep kendisi yazan James Gunn belli ki her iyi filmin gerisinde iyi yazılmış karakterler olduğunu biliyor.

 

Filmin farklı atmosferleri bir araya getiren görselliğinin biraz fazla dijital, karışık ve “eklektik” olduğu kesin ama “Galaksinin Koruyucuları”, bence bu yaz gösterime giren süper Hollywood prodüksiyonlarının en iyisi. Film vesilesiyle James Gunn’ın bize hatırlattığı Blue Swede’den “Hooked on a Feeling- 1974”, Redbone’dan “Come an Get your Love- 1974” gibi şarkıları da unutmamak gerek...

 

Mehmet Açar

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8433

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1982

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5257

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2293

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3412

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön