Engelleri aşmada fotoğrafın gücü

Sanatçı Uğur Yurdakul, herkesin bildiğinin dışında sadece bas-çek'ten ibaret olmayan, teorisi ve kavramsal yaklaşımıyla normal bireylerin bile öğrenip uygulamakta zorluk çektiği fotoğraf sanatını, zihinsel engellilere öğretiyor. Sabır, emek ve sevginin hikayesi, 2 yıldır sürüyor.

Fotoğrafla engelleri aşmak

Normal gelişim gösteren bireylerin eğitimi kadar, gelişim geriliği yaşayan bireylerin eğitimi konusu, sosyal bir yara. Kamu idarelerinin gösterdiği hassasiyet ve yaklaşımlara ek olarak, bu alanda kendini sorumlu hisseden, emek vermekten çekinmeyen örnek kişiler var. Belgesel film yapımcısı ve fotoğraf sanatçısı Uğur Yurdakul da onlardan biri. 'Etnik' ya da 'öteki' diye düşünülen, 'azınlıklar', 'görünmeyenler' ya da 'görmezden gelinenler' üzerine belgesel filmler ve fotoğraflar üreten sanatçı Yurdakul, bir yandan da sosyal sorumluluk projeleri üstleniyor. 

 

Kadıköy Halk Eğitim'deki yoğun fotoğraf derslerinin yanı sıra iki yıldan bu yana Kadıköy Belediye'si bünyesindeki Engelsiz Sosyal Hizmet Merkezi'ndeki zihinsel engellilere fotoğraf eğitimi veriyor. Yaşları 18 ile 55 arasında değişen zihinsel engelli öğrencileriyle bir hafta teorik bir hafta sahada çekim dersleri düzenliyor.

 

 

Öğrencileri arasında otizmli, down sendromlu ve zihinsel engelli öğrenciler bulunuyor. Dersleri vermeye başlamadan önce, acaba ne kadar faydalı olabilir, diye düşündüğünü ve bunun nedenlerini şöyle anlatıyor: "Çünkü fotoğraf, teorisi olan bir disiplin ve herkesin bildiğinin dışında sadece bas-çek olayı değil. Bilimsel ve teknik bilgilere ihtiyaç duyulan bir kısmı var. Bunun da teorisi aslında hafife alınacak derecede değildir. Bu nedenle teoriyi öğretmenin zor olduğunu düşünüyorduk. Evet; zormuş, hem de çok zor. Uzun bir süreç, ama öğrenebildiklerini gördük."

 

Şu an hepsi; manzara fotoğrafı, portre fotoğrafı, doğa fotoğrafı, sokak fotoğrafı, anı fotoğrafı nedir, biliyorlarmış. Dik ve yatay kadrajı öğrenmişler. Diyaframı değil ama yavaş çekim ve hızlı çekimi rahatlıkla anlıyor, fotoğraf karelerini yorumlayabiliyorlarmış. Heyecanla anlatırken Uğur Hoca'nın gözleri parlıyor... "Ama tabii bunun için zorluyorsun" diyor. "Nasıl?" diyorum, şunları anlatıyor:

 

Çekim gezileri becerilerini geliştiriyor

"Zihinsel engellilerin öğrenme kapasitelerini değerlendirirken; fazla zorlamamak gerektiğini düşünürdük ama iki yıllık tecrübelerimizle biraz da zorlamak gerektiğini öğrendik. Yavaş ilerliyor ama bunu da öğrenebilir, şunu da öğrenebilir derken üzerinde durduğumuz noktaları öğrendiklerini gördük. Mesela artık bir çoğu, -önceden bunu yapamazken- dışarıya çıktığımızda; kişiden izin alıp sizin fotoğrafınızı çekebilir miyim, deyip, fotoğrafı çekip, teşekkür edip, o fotoğrafı gösterme sosyalliğini kazandılar. Asosyal olanları var ama sosyal olanları da var. Hepsi için söylenemez belki, çünkü aralarında asosyal olanları da var ama a sosyal olanlara;  mesela dışarıda fotoğraf çekim anları, çok faydalı oluyor. Yani çok daha öğretici ve aynı zamanda da çok da toplumdaki genel davranış kuralları anlamında da rahatlatıcı bir yol oluyor. Dışarıda alışveriş yapabiliyorlar, yiyip içip, harçlıklarını harcayabiliyorlar. Bunlar önemli beceriler."

 

 

Özel eğitim hocası ile birlikte ders

Uğur Hoca, bu eğitimleri, özel eğitim öğretmeni Sevgi Civas ile birlikte yürüttüğünü anlatıyor. Bu önemli konuya genelde dikkat edilmediğinden yakınıyor: "Ben fotoğraf dersi verebilirim, Sevgi Hoca ise özel eğitim hocası. Sınıftaki öğrencilerin tutumları ve öğrenme teknikleri konusunda, bana faydalı ve yardımcı oluyor. Bunu herkes böyle yapmalı, özel eğitim hocasıyla birlikte eğitimler verilmeli. Genelde Türkiye'de bu biraz suiistimal ediliyor. Branş hocalarına aman hoca yaparsın şeklinde yaklaşıyorlar. Bu anlamda Kadıköy Beldiyesi, Koşuyolu Zihinsel Engelli Merkezi ve Halk Eğitim'de hassasiyet yüksek, bu tip derslere, özel eğitim hocası da giriyor."

 

Amaç, hayatta kalmalarını sağlamak

Özel eğitimin temel amacı; zihinsel gerilik yaşayan bireylerin kendilerini, bağımlı oldukları başka bir bireyden kurtarmakmış. Uğur Hoca, "Yarın bir gün ebeveynlerinin ya da yakınlarının başlarına bir şey geldiği zaman hayatta kalabilsinler, yaşamlarını sürdürebilsinler eğitimidir aslında bütün zihinsel engellilere verilen. Resim, fotoğraf, temel eğitimler, psikolojik danışmanlıklar; hep temelde bunun içindir. Bu bir sosyal misyondur. Bu misyonun üzerenden bu sonuç elde edilmesi beklenir. Ve biz fotoğrafın da bu konuda faydalı olduğunu gördük" diyor.

 

Hep anneler ilgileniyor

Kadınlar hakkındaki gözlemlerini de aktarıyor, Uğur Yurdakul. "İki senedir buradayım bir öğrencimin babası dışında diğerlerinin hiçbirinin babasını tanımadım. Engelli çocuk işinde baba yok. Hep anneler ilgileniyor. Ne baba ne de erkek başka bir yakın görmedim. Veli toplantısı yaptık, bir tane erkek veli yoktu" diyor.

 

Çocuklardan önce ailelerin eğitilmesi gerektiğini, ara ara yarı zamanlı terapilerin faydalı olacağını söylüyor. "Çünkü çok zor. Özel çocuklara sahip ebeveynlere muhakkak terapi ve eğitim verilmeli. Bu çocukların gelişimi ve bu insanların eğitimi ve gelişiminde sosyal statü, ekonomi ve yaşam standardı çok önemli. Çünkü çok farklı yaşam standartlarına sahip öğrencilerim var, durumu çok iyi olanlar ile zor durumda olanların gelişimleri aynı olmuyor. Devamlı siz eşitlemeye çalışıyorsunuz. Fakat temel şey şu: Sadece sevgi yetmiyor. Hiçbir şey için... Aslolan emek. Emeğin değerli olması ve verilen sevginin, senin saf sevgini besleyeceği ve güçlendireceği gerçeği çıkıyor ortaya.

Bu emeği vereceksin ve severek yapacaksın. Mesele bu."

 

 

Kişilerin görmediği, bakmadığı şeyler...

Bu noktada Uğur Hoca'ya; 'görünmeyen', 'görmezden gelinenler' adına emek verdiği projelerini soruyorum. Fotoğrafını bir masal, kendini ise bir masal anlatıcısı olarak niteliyor. "İnsanlara masal anlatıyorum, konularım da  işte buralardan çıkıyor. Aslında her zaman görünen ama kişilerin görmediği, bakmadığı şeyleri göstermeye çalışıyorum" diyor. Gümüş İşçileri ve Sarıkeçili Yörükleri  çalışmalarını örnekliyor:

"Gümüş işçileri, her gün Tahtakale'ye gidiyor, ama görmüyorsun. Çünkü onlar orada izole ve yalıtılmış haldeler. Yörükler, 200 yıldır aynı şeyi yapıyor, ama şu anda keçilerini geçirecek yolları yok. 200 aile, binlerce hayvanlarıyla meralaştırılan topraklardan geçemiyorlar. 700 yıllık bir serüvenleri var oysa..."

 

 'Fotoğrafın De Hali' yarışması

Uğur Hoca'nın büyük sabır, özveri ve sevgiyle verdiği fotoğraf dersleri; bu yıl ulusal bir fotoğraf yarışmasıyla taçlandırılıyor. Türkiye genelinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Özel Eğitim Okulları/İş Uygulama Okulları ile Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri'nde eğitim gören ya da mezun, zihinsel yetersizlik ya da Yaygın Gelişim Bozukluğu tanılı 18 yaş ve üstü, Türkiye'nin tüm illerinden bireylerin katılımına açık bir fotoğraf yarışması düzenleniyor. Uğur Hoca; "Sadece zihinsel engellilerin katılımıyla oluşan, ekolojik denge ve çevre konulu, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu onaylı ulusal bir fotoğraf yarışma" diyor.  

 

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi ortaklığında, Kadıköy Belediye'sinin düzenlediği "Fotoğrafın de Hali" isimli fotoğraf yarışmasına 18 Mayıs'a kadar başvurmak mümkün. Mayıs sonunda jüri toplanacak, ödül töreni ise Haziran ayı başında.

 

Ayrıca fotoğraf yarışmanın dışında, Engelsiz Sosyal Hizmetler Merkezi'nde eğitim gören zihinsel engelli öğrencilerin yıl boyunca çektikleri fotoğraflar, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde açılacak sergide sergilenecek.

 

Haber: Hayriye Mengüç

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön