HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Hepimizin hayatında önemli kararlar vermesi gereken anlar vardır. Bu kararlar, karşılaştığımız rutin durumlarda (ne yesem, iş çıkışı ne yapsam, hafta sonunu nasıl değerlendirsem gibi) verdiğimiz kararlardan farklı olarak yaşam hikayemizi büyük ölçüde değiştirebilecek niteliktedir.

Tüm yaşamımızı bir yolculuk olarak düşünecek olursak, bu tür kararlar adeta yolculuğun kaderini ve niteliğini değiştirebilecek güçtedir. İlk gençlik yıllarımızda geleceğimizi planlarken verdiğimiz lisans veya lisansüstü eğitim kararları, mesleki yönelim, özel hayatımızla ilgili kararlar (sevgili veya eş seçimleri), yetişkinlik döneminin ortalarında verdiğimiz çocuk sahibi olma, uzun yıllardır devam eden romantik beraberlikleri sonlandırma veya çalışma hayatına bağlı olarak kurum, şehir veya ülke değiştirme kararları bu tür "yaşam rotası" kararlarına örnek olarak verilebilir. Bu kararlarımızın sonucu yaşamımızda yeni bir dönem başlatır ve o dönemin bize mutluluk getirmesini çok isteriz. İşler istediğimiz gibi ilerlemezse zaman içinde hayal kırıklığı, üzüntü, çaresizlik, umutsuzluk ve pişmanlık gibi yıpratıcı duygular gelişir.

Yaşamımızın rotasına bir etkisi olmayacak kararlarda, sonuç bizi memnun etmese de büyük bir sıkıntı/huzursuzluk yaşamayız. Bir restoranda daha önce hiç yemediğimiz ve merak ettiğimiz bir yemeği sipariş ederiz ancak tadını hiç beğenmezsek bunu kendimize çok da dert etmeyiz. Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz iş ortamını kendimize uygun bulmadığımız için değiştirmek istediğimizde, bu kararın bundan sonraki yaşamımıza etkisinin restorandaki yemek deneyiminden kat kat fazla olacağını biliriz. Bu nedenle belki uzun süre mevcut iş yerimizde sıkıntı duyduğumuz konulara çözüm bulmaya, çözüm bulamadığımız konulara da sabırla dayanmaya çalışırız. Elimizden geleni yaptığımıza ancak artık bu ortamda varlığımızı sağlıklı biçimde sürdüremeyeceğimize kanaat getirdiğimizde, başka iş yeri alternatiflerini düşünmeye başlarız. İşte bu noktada, vermek üzere olduğumuz kararın ağırlığını daha çok hissederiz. Çünkü seçenekler netleşmiş ve seçilmeye hazır hale gelmiştir. Burada söz konusu olan, iyi hissettirmese de alışılmış/bildik olan alanı bırakıp dışarıdan iyi gibi görünen ancak tam olarak da bilinmeyen alana giriş yapmaktır. Üstelik genelde bu tür kararlarda, restoranda olduğu gibi hızlı bir şekilde "bunu beğenmedim, başka bir şey bakayım" demek mümkün değildir.

Yol ayrımı kararları da diyebileceğimiz bu kararlarda bize şu soru refakat eder: "Ya pişman olursam?" Burada şöyle düşünmek belki kaygıyı hafifletici etki yaratabilir: Baştan sonucunu bilemeyeceğiniz bir şey için sonradan pişmanlık hissetmek, kendinizi işlemediğiniz bir suçtan en ağır cezaya mahkum etmek gibidir. Eğer sonuç hayal/arzu ettiğiniz gibi olmazsa, bunu çok değerli bir deneyim olarak görebilirsiniz. Cesurca bir adım atmış olursunuz ve bu sefer de bu ortamdaki güçlüklerle mücadeleniz başlamış olur. Bu bağlamda her büyük karar, yeni bir deneyim için cesur ve güçlü olmayı gerektirir. Acı-tatlı birçok deneyim topladığınızda, tüm yaşamınızı mücevherlerle dolu bir hazine sandığı gibi görebilirsiniz. Ancak "ya pişman olursam?" sorusunun pençesinde kıvranarak ve yeni deneyimlerden kaçarak geçirdiğiniz bir ömür, yaşamınızın son anlarında daha etkili bir pişmanlık hissi getirebilir. Yeni deneyimler derken yanlış anlaşılmasın, önümüze gelen her fırsata "mutlaka değerlendirilmesi gerek" gözüyle bakmaktan bahsetmiyorum. Kendi özümüze, yaşam tarzımıza, şartlarımıza, gelecek planlarımıza uygun "görünen" seçeneklere karşı daha cesur yaklaşarak, bilinçli bir farkındalıkla verilen kararların sonucu beklendiği gibi olmasa da, içimizde pişmanlık yerine "sorumluluk" duygusu ağır basacaktır. "Bunu denemek istedim; nasıl olduğunu gördüm ve bundan sonra edindiğim yeni bilgilerle en uygun olanı aramaya devam edeceğim." diyebilmek, yola aynı güç ve cesaretle devam etmenizi sağlar.

Cesaretle ilerlediğiniz yaşam yolculuğunda, dopdolu hazine sandığınızı keyifle izleyebileceğiniz günler dilerim...

Paylaş:
brush-purple Yorumlar