Bebek sahibi olamamak günümüzde çiftlerin yaşadığı en büyük problemlerden biri. Her 5 çiftten birinin yaşadığı infertilite (kısırlık) ile ilgili Belçika’da yapılan bir araştırmada, üremeye yardımcı tekniklerden biri olan mikroenjeksiyon (ICSI) yönteminin erkek kaynaklı kısırlık sorununu belirgin bir oranda babadan oğluna aktarabildiği gösterildi.


Düşük üreme kapasitesi kalıtsal olarak çocuklara aktarılabiliyor


Brüksel Vrije Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve kısa bir süre önce basın ile paylaşılan çalışmada, 1992 ile 1996 yılları arasında mikroenjeksiyon yöntemi uygulanarak dünyaya gelen ve bugün üreme çağında olan 54 erkekten toplanan veriler, 57 doğal yollar ile elde edilen gebelik ve doğumla dünyaya gelmiş olan grup karşılaştırıldı. Araştırmada, ICSI tedavisi sonucu doğmuş erkeklerden oluşan grupta doğal döllenme sonrası dünyaya gelmiş erkeklerden oluşan gruba göre iki katı oranda düşük sperm sayısı ve hareketliliği görüldüğü bildirildi. Bu grupta ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre normal olarak kabul edilen sperm değerlerinin altında bir sperm değeri görülme oranının doğal döllenme sonrası doğan kişilere kıyasla yaklaşık 3 katı kadar yüksek olduğu da saptandı.


Konu hakkında görüş aldığımız, Bahçeci Sağlık Grubu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, “Çalışma yapılan grup dünyada ilk mikroenjeksiyon uygulanan hastaların çocukları ve sonuçlar bu açıdan önemli. Bununla birlikte, mikroenjeksiyon yönteminin ilk uygulandığı yıldan günümüze kadar yaklaşık 25 yıllık bir süre geçti ve bahsi geçen sonuçlar bizi şaşırtmıyor. Bizler zaten bu çalışmada ortaya çıkan sonuçları bir süredir meslek gruplarımızda tartışıyor, klinik pratiğimizde hastalarımıza da bu konuda bilgilendirme veriyoruz, olası riskleri tartışıyoruz” dedi.



Adı geçen sonuçları tek başına mikroenjeksiyon yöntemine de indirgememek gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, “Çalışmanın sonuçlarından mikroenjeksiyon kısırlığı artırıyor gibi bir sonuç çıkarılması yanlış olur, zira teknik düşük sperm sayı ve hareketliliği olan erkeklerde çocuk sahibi olabilmeleri için geliştirilmiş bir teknik. Mikroenjeksiyon günümüzde artık erkek kısırlığı görülmeyen çiftlerin tedavilerinde de rutin olarak uygulanan bir yöntem. Belçika’da yapılan çalışmada, dünyada ilk mikroenjeksiyon uygulanmış kişilerdeki babadan oğula kalıtsal (genetik) olarak aktarılabilen faktörler sorgulandı. Bu alanda yapılan çalışmalar erkek kısırlığı hakkında her geçen gün yeni ve ciddi bulgular ortaya koyuyor olsa da erkeklerde kısırlığın genetik faktör de dahil çok farklı nedenleri bulunuyor” ifadesinde bulundu.


Her ne kadar babadan oğluna geçme riski yüksek bir durumdan bahsediliyor olsa da, Belçika’da gerçekleştirilen çalışmada gözlenen bir başka bulgu, oğlu ile babasının sperm değerlerinin farklılık gösterebildiği. Yani düşük sperm sayısına sahip bir babadan doğan çocukta babasından farklı ve yüksek sperm sayısı da görülebiliyor. Prof. Dr. Bahçeci, “Düşük sperm kalitesi olan bir babadan mikroenjeksiyon yöntemi sonrası doğan çocukta daha yüksek kaliteli sperm elde edilebilir ve bu kişiler doğal yolla da çocuk sahibi olabilir. Bu durum da bize, erkek kısırlığında genetik faktörlerin yanında dış ortamdan kaynaklanan ve henüz etkisini tam olarak bilemediğimiz pek çok farklı etkenin rol oynayabildiğini gösteriyor. Kısırlık tedavilerinde bu nedenle en önemli aşamalardan biri çiftin doktoru tarafından detaylı olarak değerlendirilmesi, kısırlığa sebep olabilecek en küçük bir detayın bile göz önüne alınması ve çiftlerle detaylı paylaşılmasıdır” şeklinde konuştu.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.