Bu içerik Çift Terapisti Psk. Dr. Sevilay Abudaram tarafından kaleme alınmıştır.
Her insanın içine doğduğu bir aile vardır ve birey, bu kök ailede yaşadıklarıyla, öğrendikleriyle büyür. Bu anılar kimi zaman çok güzel, kimi zaman da zorlayıcı ve gönül kırıcı olabilir. Bir insan yavrusu büyürken; kişiliğini, ihtiyaçlarını ve önceliklerini belirleyen esas unsur erken çocukluk döneminde yaşadıklarıdır.
İlk 6 yaşın belirleyici gücü
Çocukluk döneminde bir çocuk için iki temel belirleyici faktör vardır:
Bir çocuğun doyurulmamış ihtiyaçları ve karşılanmamış öncelikleri olduğunda, bunlar hayat boyu kişiyi takip eder. Anne-babayla kurulan bağ, bir insanın hayatta kurduğu ilk ilişki olduğu için model niteliği taşır. Ebeveynlerin çocuğun gözündeki özellikleri, ona davranış biçimleri ve ondan beklentileri; çocuğun karakteristik özelliklerini, isteklerini ve önceliklerini inşa eder.
Zihin temsilleri ve ilişki döngüleri
Çocukluk dönemi olumlu ve sevgi dolu olduğunda, bireyin ilişkilenmeye dair zihin temsili pozitif; olumsuzlukların hakim olduğu bir dönemde ise bu temsil negatif olacaktır. Anne-babayla kurulan olumlu ilişki, ileride kurulacak yakın ilişkilerin de sağlıklı, şefkatli ve anlayışlı olacağını öngörür. Ancak çocuğun travmatik bir geçmişi; kırgınlıkları, sevgisizliği veya psikolojik şiddeti varsa, bu olumsuzluklar yıllarca sırtında bir yük olarak kalır.
Kırgınlıklar nasıl onarılır?
İnsanlar, yetişkinlik dönemlerinde kurdukları romantik ilişkiler aracılığıyla bu karşılanmamış ihtiyaçlarını tamamlamaya çalışırlar. Bu durum genelde farkında olmadan, "bilinçdışı" bir süreçle gerçekleşir. Kişi, farkında olmadan travmalarının tekrar edeceği partnerleri seçerken bulur kendini. Örneğin; Çocukken erkek kardeşinin kayırıldığını, kız çocuğu olarak değersiz hissettirildiğini deneyimleyen bir kadın, büyüdüğünde değerli hissetmek ister. Ancak "kızlar değersizdir" algısı bir hayalet gibi peşini bırakmaz ve yine kadınları arka planda tutan partnerler seçer. Bu bir tesadüf değil, travmatik geçmişin bir sonucudur. Kişi hem bu değersizliği tanıdık bulduğu için seçer hem de içten içe bu kısır döngüyü kırma amacı güder.
Doğru rota: Kendine dönmek
Bu kırgınlıklar kişinin kendi geçmişinden, anne-babasıyla kurduğu ilişkiden kalan mirastır. Çözümü bir başkasında değil, kendisindedir. Başka birinin bu ihtiyaçları karşılamasını beklemek hem ilişki hem de kişi için yorucu bir mücadeledir.
Doğru rota, kişinin kendi iç dünyasını anlaması, kırgınlıklarının ismini koyması ve çözümü kendi içinde bulmasıdır. Bu keşif yolculuğu, terapi sürecini gerektirebilir. Zihin açıcı olduğu kadar yorucu olan bu yol, çocukluk travmalarının bugünü etkilememesi ve sağlıklı ilişkiler kurabilmek için tek yoldur.
Çocukluk travmaları bağışıklık sistemini etkiliyor!