Emeksiz kazanç

Emeksiz kazanç

Geçen hafta bir arkadaşım telefon açtı. Hastanede yatan muhtaç bir hasta için maddi yardım ve destek istedi. Sonra da hasta olan arkadaşının yaşamını anlattı. “Harun’la ilkokula birlikte başlamıştık. Boylarımız aynı olduğu için ilk yıl tesadüfen aynı sıraya oturmuştuk. Sonraki yıllarda ise o benimle oturmak istediği için ilkokul bitinceye kadar hep aynı sırada olduk. Babası kentin en etkili ve en zengin insanlarından biriydi. Babam onunla aynı sırayı paylaştığım için gurur duyar, Beyefendi’nin oğluyla aynı sırada oturuşumu iftiharla anlatırdı. Harun hep bizden farklı olurdu. Onun siyah önlüğü bizimkilerle aynı kumaştan değildi. Pırıl pırıl parlardı ve hiç kırışmazdı. Duyduğumuza göre annesi önlük kumaşlarını İngiltere’den alır ve en pahalı terziye diktirirmiş. Ayakkabıları hiç bizim görmediğimiz cinsten, bizim kentte rastlamadığımız modellerdendi. Hele çantaları, büyük, müdürlerinki gibi deriden idi, ama o pek kıymetini bilmezdi. Yılda iki, üç deri çanta eskitirdi. Cebinde her zaman bol para olurdu. Kantindeki çikolataların en iyi müşterisi idi. Bol bol alır, bizlere de dağıtırdı. Evleri okula çok uzak değildi. Biz onun üç, dört misli mesafeleri yürüyerek gelirken o babasının dev gibi arabasıyla okula gelir, şoför sınıf kapısına kadar çantasını taşıyarak ona eşlik ederdi.

 

İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul’da bir Fransız okuluna gitti. Duyduk ki orada haylazlıklara dalmış. Sınıfları bir kalıp bir geçmeye başlayınca okul idaresi babasını çağırıp bu okulu bitirebilmesinin olanaksız olduğunu söylemiş. Başarısız oldu diye onu kente geri döndürmek istemeyen baba da o tarihlerde haylaz zengin çocuklarının kolay sınıf geçtiği özel bir okul bulup yerleştirmiş. Kendisinin anlattıklarına göre, hafta sonları ve geceleri okuldan kaçarak içki içer ve hovardalık yaparmış. Hatta bir hayat kadını onu uyuşturucuya alıştırmış. Bizler liseyi bitirdiğimizde o ortaokulu bitirmeye çalışıyordu. O günlerde bir yıldan beri hasta olan babası öldü. Akıl almaz bir servet kalmıştı. Hanlar, dükkânlar, köyler, altınlar, paralar... Tek erkek evlat olduğu için babası üç ablayı dışlayarak mevcut mallarının büyük bir bölümünü, o daha pek küçükken Harun’un adına almış. Babasının ölümünün üzerinden birkaç ay bile geçmeden Harun’un hovardalıkları, barlardaki maceraları dillerde dolanmaya başladı. Para harcamıyor, adeta saçıyormuş. Kentte ona “Salak Milyoner” denilmeye başlanmıştı. On yıl bile sürmeden o koca serveti tüketti, kalanlar da tefecilerin eline geçti. Kentteki sefil yaşama dayanamayıp İstanbul’a göç etti. Ablalarının yardımıyla İstanbul’da mütevazı bir yaşam kurdu. Fakat yalnızlık, içki ve uyuşturucu onu mahvediyordu; şimdi ise sefalet içinde hastane köşelerinde süründürüyor.

 

Yaşamın anlamına ulaşabilmek; ihtiyaçlarımızı ve sahip olmak istediğimiz şeyleri elde edebilmek için çaba harcamamız gereklidir. Gayret göstermeden, herhangi bir emek sarf etmeden elde ettiğimiz şeylerin bir değeri olmuyor. Özellikle kazanılmasında emeğimiz olmadan gelen miraslar ve piyangodan çıkan paralar şaşkınlık yaratıp yarar sağlamıyor, hatta zarar veriyor. 

 

Yaşamın gerçek lezzeti onu biz kurduğumuz zaman çıkar. Kolay bulunan, önümüze hazır konulan şeylerin değerinin farkına varılmıyor. Gece sabahlara kadar çalışarak, zevklerden fedakârlık yaparak, gerektiğinde ıstıraplar çekerek, zaman, emek ve çaba harcayarak elde edilen şeyler, önemli, anlamlı ve değerlidir.

 

Bedelini bizzat ödemeyeceğiniz hiçbir şeye talip olmayınız. Tadını alamaz, zevkine varamaz, hayrını göremezsiniz.

 

Yazı: Öğretim Görevlisi ve Yazar İnal Aydınoğlu 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Sema'nın Sağlıklı Mutfağı - Sema Sumeli anlatıyor
    Sema'nın Sağlıklı Mutfağı - Sema Sumeli...

    Süresi : 08:40 İzlenme : 0

  • Eğitim Uzmanı Koray Varol: Sınav sistemine nasıl yaklaşmalı?
    Eğitim Uzmanı Koray Varol: Sınav sistemine...

    Süresi : 23:38 İzlenme : 0

  • Yeşim'le Hayat Bilgisi
    Yeşim'le Hayat Bilgisi

    Süresi : 31:47 İzlenme : 0

  • Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar
    Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar

    Süresi : 37:35 İzlenme : 0

  • Sanal kitap mı? Basılı kitap mı?
    Sanal kitap mı? Basılı kitap mı?

    Süresi : 01:55 İzlenme : 1442

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön