Kadın sağlığında 21 yıl önceden bir gelişme, TikTok’ta viral bir “korku pazarlaması” aracına dönüşmüş görünüyor. Doğum kontrol hapları için “kanser yapıcı” tanımlaması sosyal medyada tartışılırken, uzmanlar “bağlamından koparılan bir bilgi” eleştirisi yapıyor. İşte, sosyal medyadaki “Doğum kontrol hapları kansere neden olur mu?” ve “Doğum kontrol hapı kanserojen midir?” soruları ve bu soruların ardından gelen tartışmaların nedenleri:
Bitmeyen tartışma: Doğum kontrol hapları kanser yapar mı?
Doğum kontrol hapları 2005 yılından beri IARC listesinde Grup 1'de yer alıyor. Ancak bu yeni bir haber değil ve tıp dünyası bunu bilerek, hapların sağladığı koruyucu etkileri ve gebelikten koruma başarısını göz önüne alarak reçete ediyor.
Yarar-risk hesabı “hastalık yoktur, hasta vardır” yaklaşımı ile uzmanlar tarafından kişinin özel sağlık koşulları değerlendirilerek yapılıyor. Öte yandan sosyal medyada hormon kullanımına dair oluşan genel bilgi kirliliği ve korku, bu tedavilerin tereddütle karşılanmasına neden olabiliyor. Peki, sosyal medyada “tıklama tuzağı” içeriklerin dışında, doğum kontrol hapları hakkındaki güncel bilgiler neler söylüyor?
Doğum kontrol hapları hakkındaki güncel durum
Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) bağlı olan International Agency for Research on Cancer (IARC), 2005 yılında yani 21 yıl önce kombine oral kontraseptifleri (doğum kontrol haplarını) Grup 1 Carcinogen (İnsanlar için kanser yapıcı olduğu kesin olan maddeler) listesine ekledi. TikTok'ta yayılan bu haber teknik olarak doğru bir bilgiye dayansa da sunuluş biçimi nedeniyle oldukça yanıltıcı ve korkutucu bir hal almış durumda. Konunun bilimsel temeli ve neden sosyal medyada köpürtüldüğüne dair gerçekler ise şöyle:
IARC Sınıflandırması nedir?
Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) bağlı olan International Agency for Research on Cancer (IARC)’ın doğum kontrol haplarını 2005 yılında eklediği Grup 1 Carcinogen (İnsanlar için kanser yapıcı olduğu kesin olan maddeler) listesine dair iki kritik detay bulunuyor:
Tehlikeye karşı olası riskler
IARC, bir maddenin "ne kadar" kanser yaptığına değil, kanser yapıp yapmadığına dair "kanıtın gücüne" bakmaktadır. Örneğin; işlenmiş et (sucuk, salam) ve güneş ışığı (UV) da Grup 1'de yer alıyor. Bu, doğum kontrol hapının sigara kadar tehlikeli olduğu değil ancak "kanserle ilişkisi bilimsel olarak kanıtlanmış” olduğu anlamına geliyor.
Bağlamdan koparılan bilgiler
IARC raporunda hapların meme ve serviks kanseri riskini hafif ölçüde artırdığı yazsa da, aynı raporda yumurtalık ve rahim kanseri riskini %50'ye varan oranlarda azalttığı yazıyor. Sosyal medya, buna değinmiyor.
İlginizi çekebilir: Doğum kontrol hapının yan etkileri
Haber neden TikTok'ta ve diğer sosyal medya platformlarında viral oldu?
Viral dalga, 2024 yılı başlarında ABD'li ve Avrupalı "wellness" (sağlıklı yaşam) influencer'larının doğum kontrol haplarını "hormonal kirlilik" olarak nitelendirmesiyle başladı. 2025'in Haziran ve Temmuz aylarında, IARC'nin 2005'teki eski raporu sanki "DSÖ yeni bir açıklama yapmış" gibi tekrar paylaşıldı. Euroverify gibi doğrulama platformları o dönemde bu konuda özel raporlar yayınlamak zorunda kaldı.
Konu, #StopThePill (Hapı Durdur), #NaturalBirthControl ve #HormoneFree gibi etiketler ile viralliğini koruyor. Konu artık bir haber olmaktan çıkıp sosyal medyada bir "yaşam tarzı akımı" haline gelmiş durumda.
Neden tekrar tartışılıyor?
Bu bilginin 20 yıl sonra tekrar "yeni ve korkunç bir gizem" gibi yayılmasının birkaç sebebi görünüyor:
Sansasyonel başlıklar
"Sigara ile aynı grupta!" gibi bir başlığın, bilimsel bir makaleden çok daha fazla izlenme getirmesi. Oysa sigara ve hapın kanser yapma potansiyelleri (ölçekleri) arasında fark bulunuyor.
Korku pazarlaması
Yayılan videoların sonunda "doğal döngü takip aplikasyonları", "hormon dengeleyici takviyeler" veya "özel diyet listeleri" satılmasının kolaylaşması. Yani korkunun, bir pazarlama stratejisi olarak kullanılabilmesi.
Algoritmik korku
"Kanser" ve "Grup 1" gibi ağır terimlerin, platform algoritmaları tarafından "yüksek etkileşimli içerik" olarak algılanması ve insanların, korktukları içerikleri daha çok paylaşması.
Güven krizi
2024 ve 2025 yıllarında yapılan araştırmalara göre gençlerin (Z kuşağı ve Alpha) doktorlardan ziyade, "kendi deneyimini anlatan" influencer'lara daha çok güvenmesi. Influencer'ın "Ben bıraktım, hayatım değişti" demesinin, klinik araştırmalardan daha ikna edici bulunması.
Tüm bu gelişmeler sonunda, doğum kontrol haplarının kişiye özel ihtiyaçlara göre tanı ve tedavi kapsamında kullanılması gerekliliği bir kez daha akla geliyor.
İlginizi çekebilir: Erkekler için doğum kontrol yöntemleri
Doğum kontrol hapı ile ilgili bilmeniz gereken her şey