Modern ebeveynlik dünyasında, çocuklarımızın duygularını, davranışlarını ve her tepkisini anlamak en büyük meselelerden biri haline geldi. Çocuğumuz ağladığında, öfke nöbeti geçirdiğinde ya da içine kapandığında hemen zihnimizde sorular dönmeye başlar: “Neden böyle yapıyor? Acaba altında yatan psikolojik neden ne? Ne yaparsam bunu düzeltebilirim?” Terapist ve anne Lia Avellino, bu iyi niyetli çabanın nasıl beklenmedik ve istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini açıklıyor. Avellino’ya göre, sürekli olarak bir şeyleri “anlamlandırmaya” odaklanan modern dünya, bizi en temel insani becerilerden birinden uzaklaştırıyor: Sadece orada olmak ve olanı olduğu gibi kabul etmek.
Çocuğunuzla ilişkinizde bu davranışlara dikkat edin
Sorgulayıcı bir göz hapsi mi, şefkatli bir merak mı?
Çocuklarımızı merak etmek, onları tanımanın elbette ilk adımı; ancak bu merak, ucu bucağı olmayan bir “Neden?” arayışına dönüştüğünde tehlikeli olmaya başlar. Örneğin çocuğunuzun o anki kaygılı halini hemen “Acaba bir anksiyete bozukluğu mu var?” diye yorumlamak ya da odaklanamadığı bir anı “Bu gelişimsel bir durum mu yoksa DEHB belirtisi mi? diye sorgulamak, ilişkiyi şefkatli bir meraktan uzaklaştırıp denetleyici bir göz hapsine dönüştürür. Çocuğumuz hakkında bir kez kafamızda bir inanç geliştirdiğimizde, artık onu olduğu gibi görmek yerine her davranışını kendi geliştirdiğimiz bu filtreden süzmeye başlarız. En önemlisi de çocuklar, bizim onlara soru sorarken gerçekten onları tanımak için mi, yoksa durumu kontrol edip çözmek için mi sorduğumuzu çok net hissederler. Çocuklar belirsizlikle yaşamaya yetişkinlerden çok daha alışkındır. Terapist Lia Avellino, ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkilerinde analiz yapmak yerine, sadece anı paylaşmanın ve keyif almanın tadını çıkarabilmesi için şu 3 kritik soruyu kendilerine sormalarını öneriyor:
1- Kendinize “yeterince iyi ebeveyn” olma izni verebiliyor musunuz?
Psikanalist Donald Winnicott, 1953 yılında “yeterince iyi ebeveyn” kavramını ortaya attı. Winnicott, her an ne yapacağınızı kusursuzca bilmenizin veya mükemmel olmanızın gerekmediğini; önemli olanın, çocuğunuzun geniş duygu dünyasında onun yanında güvenilir ve tutarlı bir güç olarak kalabilmeniz olduğunu savunuyordu. Çocuğunuzun o an neden öfke nöbeti geçirdiğini ya da neden keyifsiz olduğunu “çözememeniz” o an için hiç önemli değildir. Yapacağınız ilk ve en önemli müdahale, sadece onun yanında fiziksel ve duygusal olarak var olmaktır. Çocuğun yanında sakin ve yargısızca kalabilmek, ona dünyayı kontrol etmeye veya değiştirmeye çalışmak yerine, zor duygularla nasıl kalabileceğini modeller.
Çocuklarınıza söz dinletmenin 9 yolu
2- Çocuğunuz gerçekten anlaşılmak mı istiyor, yoksa bilmemenin yarattığı huzursuzluktan kaçıyorsunuz?
Bir ebeveyn için en zor duygulardan biri çaresizliktir; çocuğunun zorlandığını veya acı çektiğini görüp onun için hiçbir şey yapamamak büyük bir yük hissettirir. Birçok ebeveyn için durumu hemen analiz edip çözmeye çalışmak, aslında kendi içlerindeki bu acıdan ve huzursuzluktan kaçmanın bir yoludur. Zihnimizde teoriler üretmeye başladığımızda, bedenimizdeki ve kalbimizdeki o rahatsız edici çaresizlik duygusunu bir nebze de olsa maskeleriz. Çözemediğimiz ve anlam veremediğimiz anlarda bile çocuğumuzla temas kurabilmek, onun deneyimine yakın kalabilmek ve en önemlisi kendi içsel huzursuzluğumuzla baş başa oturabilmeyi öğrenmek, ona sunabileceğimiz en büyük destektir.
3- Sorunu çözmek için mi dinliyorsunuz, yoksa gerçekten tanımak için mi?
Anlama arzunuzun arkasındaki temel enerjiyi fark edin. Bir insanı gerçekten tanımak için sorduğumuz soruların tonu ile ona bir çözüm sunmak veya durumu düzeltmek için sorduğumuz soruların tonu birbirinden tamamen farklıdır. Çözüm odaklı yaklaştığımızda, karşıdaki kişinin neye ihtiyacı olduğunu ondan daha iyi bildiğimizi varsayarız ve bu durum çocuğa, onun içsel bilgeliğine güvenmediğimiz hissini verir. Araştırmalar, insanların en az dinlediği kişilerin genellikle en iyi tanıdıklarını düşündükleri kişiler olduğunu gösteriyor; çünkü onların ne söyleyeceğini zaten bildiğimizi varsayarız. Gerçek dinleme, kelimelerin ötesine geçerek tüm varlığınızla; ses tonu, ifade, beden diliyle orada olmaktır. Onları biz büyütüyor olsak da, her şeylerini bildiğimizi varsaymamalıyız.
Merak ve sorgulama, çocuğunuza duyduğunuz sevginin en dürüst ifadesi olabileceği gibi, bazen de durumu kontrol etme veya onun hayatını kusursuzlaştırma arzusunu maskeleyebilir. “Her şeyi çözme ve anlama” hedefini bir kenara bırakıp sadece onunla o anı paylaşmayı denediğinizde, çocuğunuzla olan ilişkinizde yepyeni ve çok daha derin kapıların açıldığını göreceksiniz.
Referanslar:
Lia Avellino. "A Therapist Explains: Constantly Trying To "Understand' Your Kid May Have This Unintended Consequence". Şuradan alındı: https://www.mindbodygreen.com/articles/therapist-and-mom-on-dangers-of-constantly-questioning-your-kids (10.08.2026)
Günümüz ebeveynlerinin yaptığı 10 hata