"Önce ben" diyerek de anne olmak mümkün

"Önce ben" diyerek de anne olmak mümkün

Benim baktığım yerden anne olmak ne demek onu anlatacağım bugün sana. "Benim baktığım yerden" in altını çizmem çok önemli zira bu yazı tamamen benim durduğum yerle ilgili, tamamen benim gördüğüm renklerle, benim görüş mesafemle ve benim anneliğimle ilgili. Niye üstüne basa basa söylüyorum bunu? Çünkü bizimle aynı düşünmeyene tahammül edemediğimiz zamanlardan geçiyoruz ve ben tahammül etmek veya edememek arasından olanı olduğu gibi kabul etmeye çabalayanlardanım. Sen nerdesin bilemem, istersen tut elimi anlayalım beraber.

 

Anneliğini kutsal görmeyenlerdenim ben. Benim anneliğim kutsal değil ama kendime yaraşan anneliği bulmaya çalışmak pek bir kutsal benim için. 31 yaşında anne oldum. 7  yaşında harika bir çocuğun annesiyim. Anneliğimi bulmaya çalışıyorum diyorum aslında hepsi kendimi bulma çabamdan ibaret.

 

Nasıl bir anneyim ben? Dışarıdan görünen itiraf edeyim sana önce: uluslararası bir firmada çalışan, ayda en az 4 ila12 gün civarında seyahat eden, evli, saçı başı ve giyimiyle oldukça alakadar bir anneyim. Bütün bu koşturmaca arasında evdeki yemek temizlik alış veriş gibi pratik konulara pek vakit ayıramayan hatta vakit ayırmak da istemeyen bir anneyim. Dışarıdan görüneni bırakıp içime baktığımda bu dünya için güzel bir insan yetiştirmeyi fazla ciddiye alan hatta bu uğurda kendini bazen gereksiz yıpratan, kontrol etmekten çok hoşlanmayan ama bir o kadar kontrolcü, en çok da bu konuda denge edinmeye çalışan bir anneyim. Bedenim uygun olduğu için, bu uygunluk anne olma isteğimle birleşince, bu sırada aşık olduğum adamda yanımda olunca, bir çocuğun bu dünyaya gelmesine vesile olmuş onu önündeki hayata hazırlamakta görev almış bir ruhum sadece.

 

Böyle bakınca anneliğin kutsal olma söylemlerini bir kenara atarak herkes gibi olduğumu görmek ve konuyu basitleştirmek fazlasıyla rahatlatıyor beni. Oğlum doğduğu ilk 4-5 sene üzerine bir türlü oturmayan bir gömleği taşımaya çalışan bir anneydim ben. Kendi annemin anneliğini taklit etmeye çalışan kendi annemin fedakarlıklarını, sevgisini, bana uyan uymayan her şeyini bazen bilinçlice, çoğu zaman bilinçsizce çocuğuna aktarmaya çalışan, bir yandan da yılmadan günümüz annesi bloglarını, çocuk psikolojisi üzerine bilimum kitapları okuyup çoğu zaman arada sıkışıp kalan, bir gelenekselden bir günümüzden dem vuran, bazen ortaya bir karışık yapıp fazlaca deneysel savrulan bir anneydim. Anneydim diyorum ya bakma yine de sen öyle dediğime, hava attığıma! Hala içimde gidip geldiğim o kadar çok zaman oluyor ki. Sadece şunu anladım artık: kendim gibi bir anne olmaktan, Evrim’in anneliğinden ibaret aslında benim ve oğlum için her şey. Benim anneliğimin içinde yaptığı işi aşkla yaptığı sürece çalışmaktan çok zevk alan, böyle zamanlarda gece gündüz çalışabilen bir kadın var mesela. Evet itiraf ediyorum 3 hafta üst üste seyahat edince içime suçluluk duygusu çöreklendiği oluyor ama aynı zamanda artık en az ayda 1 kere evden uzak kalmak güzel bir duygu diyebilen ve çoğu zaman bu uzak kalmalarda nefes aldığımı, kendime alan açtığımı, harika vakit geçirdiğimi kendime ve artık etrafımdaki herkese rahatça itiraf edebilen dürüst bir kadın var mesela. Anneliğimin içinde özgür bir ruh olmayı, önce kendim demeyi çok önemseyen bir kadın var mesela. Kelimeler önemlidir dikkat et, 'sadece ben' diyen değil, 'önce ben' diyen bir kadından bahsediyorum sana. Evet doğru duydun! Önce ben diyerek anne olmak pek mümkün ve itiraf edeyim, bunu keşfettikten sonra daha güzel bir kadın daha güzel bir anne olmaya başladığımı, içimdeki her şeyi oğluma daha iyi aktarmaya başladığımı düşünüyorum.

 

Dedim ya kelimelerin anlamları bize ifade ettiklerinden ibaret olduğu için, özgür ruh olmanın, önce kendim demenin benim için ne demek olduğunu da açayım sana biraz. 20 yıl öncesindeki özgürlük değerim hala beninle çünkü özgürlük benim özümde (laf aramızda senin de ) ama anlamı evrildi benim için. Evli, çocuklu ve çalışan bir Evrim’in özgürlüğüne dönüştü benim için. Özgürlük benim için, eşimle dönüşümlü plan yapıp, arkadaşlarımla çıkıp yiyip içip dans edip eğlenip istediğim saatte, bazen sabaha karşı eve gelmek mesela. Eşimle ortak arkadaş çevremizin yanı sıra, onun hiç mi hiç bulunmadığı benim kendime ait net bir alanımın olduğu bana ait ayrı bir arkadaş çevremin olması mesela, özgürlük yalnız kalma ihtiyacı hissettiğimde o gün izin alıp çocuğumu okula bırakıp hiç suçluluk hissetmeden fenerbahçe parkına sandalyemi atıp akşama kadar denize bakmak benim için, kocamla baş başa kalmak istediğim bir hafta sonu oğlumu babannesine bırakıp bir kaçamak yapmak mesela, sabah kalkıp benim şu an koşmaya ihtiyacım var deyip küçük yavruyu yanağından öpüp, kendimi evden dışarı atıp kahvaltı hazırlığını aşık olduğum güzel adama devretmek mesela.Yaralarıma, huzursuzluklarıma bakım yapma zamanı geldiğinde bir süre aileden izin isteyip, bir kozaya girip orada bir süre tek başına kalabilmek mesela. Aynı özgürlükleri aşık olduğum adama fazlasıyla, küçük yavruya ise makul şartlar altında sağlama sabiti var; önce ben diyebilme özgürlünü almamın ilk şartı olarak.

 

Elde ettiğim sonuç: bazen sadece kendime ait, bazen karıkoca, bazen anne oğul, bazense içinde hepimizin olduğu çekirdek aile aktiviteleri içeren ayrı zaman dilimleri yaratmak aslında. Bu alternatifler sıkıldığım anlarda, hayatımın evliliğimin, anneliğimin tek düzeliğinden sıyrılmamı sağlıyor. Evet doğru duydun bana da senin gibi tek düze ve sıkıcı geliyor yaşam. Ama bu zaman dilimlerinden o an bana en uygun olanı seçebilmek tam tamına benim özgürlük anlayışım, bana yeniden enerji veren güç ve ben gibi anne olabilme yolculuğumda en büyük destek bana. Şunu anladım artık; her kimlik ancak ben gibi yapmayı deneyimlemeye başladığım zaman ipek gömlek misali yumuşacık akıyor üzerimde ve bir diğeriyle kenetleniyor. Anne olmayı, eş olmayı dost olmayı, evlat olmayı, çalışan veya yönetici olmayı, onu olmayı bunu olmayı birleştirebiliyorum böylece ve aralarında doğal geçişler yapabilmek keyif veriyor bana. Kolay mı dersen, bence hiç değil! işte o yüzden ara ara kozaya giriyorum.Ama değiyor.

 

Bak şimdi yazıyı okudum da az biraz sapmışız rotadan, anneliğimden bahsedeceğim diyip aldım seni yanıma, hayatta kestiğim her rolün kesişimine uzadı yol. Daha da uzar da, şimdilik bu kadar. Teşekkürler beni dinlediğin için güzel kadın. Yüklendiğin  her kimlikte kendin gibi bir kadın olabilmeyi deneyimlediğin, herkes gibi bir yol dilerim sana. Çünkü "yol" daha mutlu olasın diye var.

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 481

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 424

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 455

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 376

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 136

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön