Yok, öyle hasta filan değilim. Ufak tefek şeyler oluyor da, ölümcül bir durum yok. Eskiden amma da büyütürdüm. Elimi şah damarıma götürüp bekler, baş parmağımı bilek damarıma basıp nabzımı dinler, istediğim panik havasını yarattıktan sonra “Tamam tamam, iyiyim” derdim. Genç sevgililerimin endişelerini görmekten büyük zevk alırdım.


Demin unuttum. Onlar da az belâ okumadı. Şimdi çıkıyor. Küçük kızım, evli sevgilisiyle evlenmek için beş sene bekledi. Öncesinde okuldan eve kızarmış gözlerle dönüyor, “Köpek saldırdı, korktum ağladım, ondan” diye odasına kapanıyor, yatağında ağlamaya devam ediyordu. Beş sene sabahları kurbağa gibi uyandı, şiş gözlerle. Kiminle birlikte olduğunu görmek için takip ettim, adamı arayıp buluşmaya çağırdım, “Niyetiniz ciddi mi?” diye sordum, “Kızınız daha çok genç, önünde buzun bir hayat var” deyince tehdit ettim. “Yoksa ne yaparsın?” diye sırıtınca İstanbul beyefendiliğimi bozmadan “Hayal gücüne bırakıyorum” deyip kalktım yanından.


Kızım, sevgilisiyle konuştuğumu öğrenip sinir krizi geçirince, bir daha karışırsam intihar edeceğini söyleyince hiçbir şey yapamadım. İte kaka evlendi, beş ay sonra boşandı. Sararıp solan kızıma baktıkça eski sevgililerimden birini görüyordum. Kızımın o günkü yaşındaydı, ona boşanacağımı söylüyordum, öyle bir niyetim hiç olmadan. “Karımla konuşacağım, alıştıra alıştıra söyleyeceğim.” “Bana bırak, işimi bilirim ben.” “Bana biraz zaman ver, on beş yıllık evliliği on beş günde bitiremem.” Benden ayrılmak istediğinde ise kendimi kaybedip onu tehdit ediyordum. “Ailene ilişkimizi anlatmamı ister misin?” “Şimdi geliyorum, aç kapıyı” diyor, arabayla evlerinin önünden geçiyordum. Anlatacağım filan yoktu, kendimi yakar mıydım hiç? Ama o korku ona yetiyordu, benden ayrılamıyordu.


Sonra ben boşanmadım. Genç sevgilim önce beni aldattı, sonra da terk etti. Onu bir daha hiç görmedim, izine rastlamadım, herhalde eski soyadını kullanmıyor. Genç sevgilim çok olmuştu da, bende en çok yer eden o kızdı. Acaba ne yapıyor?


Belâmı buldum-buluyorum. Yaptıklarımın acısı kızımdan çıktı. Yıllarca satış-pazarlama piyasalarının tozunu attırdım. Şimdi gri top sakalımla, bir mahalle arasında emlâkçılık yapıyorum. Sağımda 1 milyoncu, solumda lahmacuncu var. Tiril tiril gömleklerle, pantolonlarla kepenk kaldırıp indiriyorum.


Ailemin sahip olduğu gayrimenkullerden bahsederken ilgi uyandırıyorum, ama bana saygı duyulduğunu hissettiğimi söyleyemem. Kartvizitimi uzatırken, Ali Vasıf Vassaf diye imza veya AVV diye paraf atarken sattığım cakayla kalıyorum. Kimse ne Selânikli general dedemle, ne de ondan aldığım ad-soyadımla ilgileniyor. “Cahiller!” diye onları küçümsemeye çalışsam da, kendimi modası geçmiş hissetmeme engel olamıyorum.


Hatalarımı bilerek ama yediğim her halt için haklı olduğumu iddia ederek yaşamayı sürdürüyorum.


Son


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.