Merhabalar sizlere bu ay çok önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum. Engellilerin en büyük sorunlarından olan iş yerlerindeki yüzde 5 kontenjanından yüzde 10’a çıkarılmasını beklerken biranda düşürülmesi konusu… Ülkemizde yıllardır uygulanan bir düzenleme var: İş yerlerinde belirli bir oranda engelli birey çalıştırılması. Bugün bu oran yüzde 5 civarında konuşuluyor. Bu uygulama aslında sadece bir istihdam meselesi değildir; aynı zamanda bir toplumun vicdanını, adalet duygusunu ve eşitlik anlayışını gösteren önemli bir ölçüdür.
Son zamanlarda bu hakkın “işverenler için yük olduğu” gerekçesiyle kaldırılmasının gündeme geldiği konuşuluyor. Oysa meseleye böyle bakmak büyük bir yanılgıdır. Engelli bireylerin çalışma hakkı bir lütuf değil, temel bir insan hakkıdır. İnsanların üretmek, kendi ayakları üzerinde durmak ve topluma katkı sağlamak istemesi hiçbir zaman yük olarak görülemez. Engelli bireyler zaten hayatın her alanında görünmeyen mücadeleler veriyor. Kimi zaman bir kaldırım, kimi zaman bir merdiven, kimi zaman da insanların önyargıları onların önüne engel olarak çıkıyor. Buna rağmen yılmadan çalışan, üreten ve hayata tutunan binlerce insan var. Bu insanlar sadece kendi hayatlarını değil, çevresindekilerin de umutlarını büyütüyor.
Çalışma hayatı bir insanın sadece geçimini sağladığı yer değildir. Aynı zamanda kendini değerli hissettiği, topluma ait olduğunu hissettiği bir alandır. Engelli bireylerin bu alandan uzaklaştırılması ya da haklarının tartışmaya açılması yalnızca bir istihdam konusu değil; aynı zamanda sosyal adalet meselesidir.
Bugün tartışılması gereken şey bu hakkın kaldırılması değil, tam tersine güçlendirilmesidir. Eğer gerçekten eşitlikten söz ediyorsak, yüzde 5’lik bir oran bile yeterli değildir. Belki de artık daha cesur bir adım atmanın zamanı gelmiştir. Çünkü mesele birkaç rakamdan ibaret değildir. Mesele insanların hayata katılma hakkıdır. Bu nedenle engelli istihdamı yüzde 5’te kalmamalı, en az yüzde 10 olmalıdır. Daha fazla insanın üretime katılması, daha fazla insanın kendi hayatını kurabilmesi demektir.
Unutmayalım: Engelli bireyler bu toplumun yükü değil, gücüdür. Onlara fırsat verildiğinde neleri başarabileceklerini defalarca gördük. Yapılması gereken kapıları kapatmak değil, daha fazla kapı açmaktır. Çünkü gerçek engel, insanların bedeninde değil; fırsatların önüne konulan görünmez duvarlardadır.
Herkese engelsiz bir ay diliyorum…