Bitmesi gereken bir evliliğim var

Kendimi müthiş bir çıkmazda hissediyorum. Bitmesi gereken bir evliliğim var ama bitiremiyorum. Neden bitiremediğimi bilmiyorum. Annem babam, yetişkin iki büyük oğlum herkes bitirmem gerektiğini söylüyor ama ben mahkeme kapısından döndüm. Yapamadım. Çalışan, ekonomik gücü iyi olan bir kadınım. Başından beri aslında yürümeyen bir evliliğimiz var. Başta eğitim farkı, inanç farklılıkları pek çok olumsuzluk var. Şiddet gördüm ama bunun şiddet olduğunu yıllar sonra anladım. Farkındalığım çok geç oluştu. Şiddetin sebebinin ben olduğumu düşündüm hep. Yani ben onu delirttim, o da yaptı dedim hep. Ama 5 yıl önce aydınlandım. Bu sefer gerçekten hiçbir şey yokken dayak yemiştim. Sonra sorguladım ve öncekilerde de aslında benim suçum yoktu. Bu farkındalığımdan sonra artık eşim elini bile kaldıramadı. Ama bende bitmişti bir şeyler... Affedemiyordum ama vazgeçemiyordum da. Sürekli iğnelemelerle geçti 5 yıl. Her fırsatta yaptığını yüzüne vurdum. Sonra zaten var olan anne aşkı daha da depreşti eşimde. Günün 4 saatini telefonda onunla konuşarak geçirdi. Yaptığı her şeyden haberi vardı. Maddi olarak sürekli destek veriyordu. Arkasından abi ve yenge bağımlılığı başladı. Yengesinin kedisinin ihtiyaçları benim ihtiyaçlarının önüne geçti. Son vurucu darbe 22 yaşındaki oğluma konan tip 1 diyabet tanısı. Ondan sonra dengeler iyice şaştı. Evet ilgisiz değildi bu duruma ama annesinden ve abisinden arta kalan zamanlarda ilgilendi çocukla. Öyle ki abisinin çocuğu oğluma geçmiş olsun demediği için içerleyen oğluma onların kendi dertleri var deyip onları savundu. Bu oğlumu çok yaraladı. “Bana abisinin çocuğu kadar değer vermiyor. Ben babam için bir şey ifade etmiyorum” demeye başladı. Bunu eşimle paylaşınca kavgalar, sonu gelmez küslükler devam etti. Benimle zaten çok ilgilenmiyor ama çocuğa bunu yapması ağır geldi. Bu zorlu süreci yalnız atlatmak zorunda kaldım. Daha anlatamadığım o kadar çok şey var ki. Bütün bunlara rağmen bitsin diyemiyorum. Yapamıyorum. Çünkü hep kafa karışıklığı yaşatıyor bana. Bunları dile getirince küsüyor ama sonra bakıyorsun bir ilgilenme bir şefkat gösterisi. Bu sefer de ben mi yanlış yapıyorum hissine kapılıyorum. Bir gerçek var ki bizi kök ailesinden daha az düşünüyor ve önemsiyor. Artık ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. Çocuğumun hastalığı da benim elimi kolumu bağlıyor. Yardım ederseniz çok sevinirim.


Yeşim Tijen’in cevabı:

“Hem her şey insanın kendi elinde hem de insan korkaklığı yüzünden ne fırsatlar kaçırıyor...” Dostoyoveski


Merhaba sevgili okurlar, hissedilen korkuların iki yüzü vardır; bir yüzü sinmek diğer yüzü cesaret etmektir. Kendinizi neye yönlendirirseniz sizin zihninize o hakim olmaya başlayacaktır. Yapabilirim ya da yapamam. Bu iki kelimenin kişiye hissettirdiklerinin tılsımı da başka farkında mısınız? Bu tılsımlı seçiminizle hayatınızdaki her şeye dur demiş olacaksınız. İnsanın hayatını zehirleyen sorunların panzehiri de kendisindedir ama o çareleri hep başka yerlerde arar. Ben size yaşayacaklarınızı öngörerek tabi ki bu adamdan ayrılın diyeceğim. Aileniz, çocuklarınız herkes ayrılmanızı istemiş, siz dinlememişsiniz. Siz kendi bedeninizi, ruhunuzu bile dinlemezken beni dinleyecek misiniz emin olamadım. Çünkü siz kendiniz olamayacak kadar bastırılmış bir kadın olarak bugüne gelmişsiniz. Artık sorunlarınızın panzehirini kullanmaya cesaret edebilmelisiniz. Sizi, sizden başka kimse yaşadıklarınızdan çekip çıkaramaz. O zaman size düşen kendinizi yüreklendirmek, içinizdeki cesaret duygusuna abanmak olacaktır. Bütün mümkünlerin kıyısındayım diyen değerli şairimiz gibi kıyı kıyı gezmeyi bırakıp mümkün olabilecekleri mümkün kılabilmelisiniz. Hala yaşanacak güzel yıllarınız olabilecekken kendi kendinize engel olmak demek evliliğinizi, mutsuzluğunuzun nedenini yeterince sorgulamadığınız anlamına geliyor. Bunun nedeni korkutularak sindirildiğinizdendir. Ruh akıl yoluyla nefes alır, siz o aklı yeterince kullanamamış olmalısınız. Bir insan yıllarca dayak yiyip sebebini ben hak ettim diye görmüşse bu onun sorgulamak yeteneğinin olmadığını gösterir ki sorgulamamak yaşamı ilerletmemek, geri bırakmaktır. Korkan kişi siner. Kendinden, hayatından çıkmaya cesaret edemez. Korkusundan kurtulmak isteyen kişi ise korksa da cesaretine yüklenir. Çünkü herkesin hayatından bir çıkış kapısı vardır ve o kapı insanın sıkıntı yaşadığı dönemlerde mutlaka gözüne gözükür. Kimi aralanan kapıyı cesareti olmadığından görmezden gelir kimi ürke ürke de olsa kapıya yürür, açıp çıkar. İşte bu çıkıştan sonra kişi nefes almaya başlar. O zamana kadar niye yapamadığının hesabını kendine sormaya başlar. Sonuç “Olsun geç de olsa yaptım ya” olacaktır. Bu sizin için de böyle olacaktır sevgili okurum. Yıllarca şiddet gördüğünüz birini zamanında sevmiş olabilirsiniz ama hala seviyor olamazsınız. Sakın kendi kendinizi kandırmayın kocam, çocuklarımın babası vs diye. Şu an sizin farkındalığınızdan sonra size vurmayı bırakmış olsa da her şey eskide kaldı, mutluyum diyemezsiniz. Yıpratılan bir insanda sevgi falan kalmaz. Yaşatılanlarla sevgi eksiye düşer. Sizdeki bunca şiddetten dolayı korkaklık, cesaret edememek başka hiçbir şey değil. Cesaret korkuya rağmen var edilebilecek bir duygudur. Kendinize işlediğiniz düşünceler önemli. Ben yaparım, ayrılabilirim, onsuz da yaşayabilirim bu cümlelere sığınmaya başlamalısınız. Siz ne diyorsunuz? Çocuğunuzun rahatsız olmasının elinizi kolunuzu bağladığını söylemişsiniz. Bu doğru bir bahane değil. Kendinize dürüst olmadan çözüme ulaşamazsınız. Çocuğunuz küçük değil, rahatsızlığıyla yaşamayı öğrenecektir. Boşanınca çocuklarınızdan boşanmış olmuyorsunuz. Bu anneler için mümkün değildir. Mutsuzluğa rağmen birini hayatınzda tutmak için geçerli bir sebebiniz kalmamış, çocuklarınız da büyümüş siz şimdi kendinizi büyütmeye başlamalısınız. Eşiniz sizi korkutarak sizi çok eksiltmiş olmalı. Kendi ayakları üzerinde duran, iyi bir geliri olan bir kadının halleri değil bu halleriniz. Korkmuş, kendi korkusunun bile farkında olmayan bir kadının halleri ve yazıklar olsun kadına el kaldıran erkek kısmına. Kadın kadar narin yapılı birine şiddet uygulamak erkeklik mi vahşilik mi demek oluyor varın siz isimlendirin.


Siz hala durup kapıya bakanlardansınız sevgili okurum. Evet kabul ediyorum çeşitli nedenlerin etkisiyle bazı kendine gelmeler gecikebilir. Böye zamanlar için her şeyin bir vakti, saati vardır derler ya öyle açıklanabilir. Sizin vakit/saatinizde gelmek üzere diye umuyorum. Sizin içinizden çıkacağınıza inanmak istiyorum. Bunca yaşanmış kötü günleri bu beraberliği sürdürerek taçlandırmamalısınız; bu eşinizi onurlandırmak, kendinizi ziyan etmek olur. Ya bu evliliği bitirip kendinize geç kalmış oduğunuz borcunuzu ödeyeceksiniz ya da kendinizi keşkelerle yaşamaya mahkum edeceksiniz. Keşke o zaman ayrılabilseydim demek ne acı bir kelimedir biliyor musunuz? Yapabilecekken yapamadıklarınızın size hissettireceklerini pişmanlığınızı hiçbir şey telafi edemeyecektir. Dilerim buna düşmezsiniz çünkü böyle bir evlilik için tek ihtiyacınız olan cesaret, o cesarette içinizde. Onu ortaya çıkarmak yerine ihtimaller sığınıyorsunuz belki düzelir, belki mutlu oluruz diye. Öyle mutlu, huzurlu bir evlilik yaşama şansınız bundan sonrasında yok. Çünkü evlilik geçmişiniz temiz değil; annesiyle saaatlerce konuşan, çekirdek ailesini hep bir adım geride tutan bir adamdan hala mucize beklemek sizinki. Boşanırsam ya pişman olursam korkusunu da eklersek korkularından çıkamamış bir kadınsınız. Benim yazdıklarınızdan gördüğüm tutunduğunuz dallar tek tek kırılmış, bir kırık dalın ucunda evliliğiniz sallanıp dururken siz hala ihtimalleri zorlamakla meşgulsünüz. Bu ihtimallerden en önemlisi ya pişman olursam ihtimali olmalı. Pişman olmazsınız sevgili okurum. Sanki hayatla yeni tanışmış gibi olursunuz. Daha akıllı, bilinçli, ne istediğini bilen, yepyeni bir kadın olarak hayatınıza umutla bakarsınız. Bütün mümkünleri mümkün kılabilecek güç sizde var sevgili okurum.


Sevgiler sevgili okurlarıma...


Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.


İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir Ekonomik gücü olup arkasında aile desteği olan bir kadın neden bu kadar bağımlı ve kişiliğini ellerine vermiş anlayamıyorum
    CEVAPLA
  • Misafir Bende esimden dayak ve hakaretler cok gordum hem ezdi hem ailesine ezdirdi 41 yasindayim kendimi ezdirmiyorum artik ama tahamulumde kalmadi bir ise girip bosanmak istiyorum dusuncem bu
    CEVAPLA

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.