Başıma bela mı aldım bilmiyorum

Merhaba Yeşim Hanım, ben 4-5 aydır evliyim ve hamileyim. Yurt dışında yaşıyorum, öğretmenim. Eşim Türkiye’ye kesin dönüş yaptı (öyle diyordu) ama ben nikâhtan sonra olayın aslını öğrendim. Ne oldu, ne bitti diye kurcalarken önceden yaşadığı Avrupa ülkesinden sınır dışı edildiğini öğrendim. Sözlenmeden önce Türkiye’de yaşayalım diyordu. “Ben ailemi özledim, yıllardır uzaktayım” şeklinde konuşuyordu sonra ben kendi fikrimi söyleyince kabul etti. Henüz doğmamış Avrupa vatandaşı çocuk üzerinden vize başvurusu yapacağız önümüzdeki ay ama ben açıkçası neyin içine düştüm anlamaya çalışıyorum. Beni çok kısıtlıyor arkadaşlarımla görüştürmek istemiyor... Her şeyde izin almam gerekiyor ondan ve gönlü olursa izin veriyor. Genelde de gönlü olmuyor. Ben de artık dinlemeyeceğimi söyledim saçma sapan karşı gelmelerini. Çok bunalmaya başladım artık bu durumdan. Kendisi bana dürüstçe sınır dışı edildiğini söylemediğinden tartışmalarımız oldu düşüncelerimi söylemiştim ona. Ya bir engel çıkarsa diye korkuyordu. Ne yapacağımı bilmiyorum nikâhtan sonra hamile kaldım. Yılbaşı öncesi Türkiye’de düğün oldu. Annem zaten bu kişiyle evlenmeme karşıydı, “Çocuğu aldır” dedi. Eskiden torun isteyen kadın torun bile istemiyor artık. Ben ailemin yanında kalıyorum. Biraz finansal sorun yaşadım bana hiç sormadı “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye. “Annen el gibi düğüne geldi” deyip durdu. Annem düğün alışverişine gelmedi bizimle, yetiştiremedi. Benim 3 kardeşim daha var, Antalya’ya gelmişti. Annem zaten isteksizdi bir de hamileyim diye bana kızgın... Ne beni ne çocuğu istiyor. Evlendim normalde yerim annemin yanı değil.


Biz Almanya’da yaşadığımızdan annem Antalya’da küçük bir kına yapmak istedi. Bunlar tutturdu erkek tarafı kış zamanı Antalya’dan kız almaya gelmeyiz. Annem de köydeki düğünlere gitmediğinden ve kendisi de çok küçük yaşta köyden ayrıldığından köyde düğün yapmak istemedi. Erkek tarafı düğünü yaptı. Annem alışverişe gelmedi, damatlık parasını verdi eşime. Eşim o parayı ertesi gün bana verdi annene geri ver diye… Kına sabahı oldu bu olay. O an karnımda bebeğim olmasa her şeyi atardım ama mecburen sustum. Annemin ilgisiz, isteksiz halleri göze battı. Bana takılan paraları eşime bıraktım. Neymiş büyük paraları onlar takmış. Bilezikleri bana vermeyeceğini baştan belli etmişti. Ben önceki takılan seti götürmek istemedim Türkiye’ye, eşim illa getir takacaksın düğünde tekrar dedi. Ben “Bilezikleri sonra buraya getirirken sorun olur, takı seti kalsın” dedim. O “Yok burada ortak hesap açar koyarız” dedi. Tabii ben düğünden sonraki gün geri döndüm Almanya'ya. Bana hiç "Bilezikleri napalm kızım?" falan diyen olmadı. Güya ortak hesap açılacaktı. Annem bir şeye karışmıyor gibi durduğundan Ben yapayalnız gibi oldum yani istedikleri gibi davrandılar. Benim çok gücüme gitti o davranışları. Bu yüzden kavgalarımız oluyor. Eşim annemle ilgili durmadan kötü konuşuyor “Sana üvey kızıymışsın gibi davrandı” diyor.


Benim annem 10 sene önce babamdan ayrıldı. Annem, kayınbabama düğün olacak diye baskı yaptı zamanında. Kayınvalide falan düğünü yazın yapmak istiyorlardı hamile kalınca annem baskıyla yaptırdı yoksa beni evde durdurmayacaktı. Ne yapacağımı bilmiyorum, büyük bir hata mı yaparım onu buraya getirmekle bilmiyorum. Ev bakıyorum buradan ailemle de aram kötü istenmediğimi biliyorum. O da ailesinin yanında kalıyor. Benimle ilgili her şeye o karar vermek istiyor ama bana hiç “Bir şeye ihtiyacın var mı?” demez. Çok zoruma gidiyor. Ev tutulması gerek bende o kadar para yok, annem “Para iste” diyor. Ben isteyemiyorum. Sorsalar “Lazım, gönderin” diyemem ama hiç olmazsa bir ilgi göstermelerini isterdim. Hastalık derecesinde kıskanç olduğunu düşünmeye başladım. Ev bakmaya gidiyorum o da bakacakmış videolu konuşma üzerinden. Baktırdım. Durmadan gittiğim yerlerde telefon, video açık olacak kadın doktorunda bile… Eğer cinsiyet söylerse doktor kendisi de duyacakmış. Başıma bela mi aldım bilmiyorum. Hatanın neresinden dönsen kardır derler. Yedinci ayda doğum yapacağım. Yanımda olsun istiyordum ama yavaş yavaş soğumaya başlıyorum galiba. Lütfen bana akıl verin.


Yeşim Tijen'in cevabı:

Sevgili olsun, eş olsun bunlar ruhsal ihtiyaç, özlemden yola çıkarak seçilir. Seçimlerinizde sizi çekiştiren “O sana uygun değil, hayır hayır sakın yapma” diye seslenen sezginiz var ya onu dinlemelisiniz. O hep doğruyu söyler ama doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovdukları gibi sezgiye de “Ya git başımdan her şey güzel olacak” diyerek onu kovdukları çok olmuştur. “Başıma bela mı aldım bilmiyorum?” demişsiniz yazıma bu sözünüzden başlamak istiyorum. Evet, gözüken o başınıza bir dert almışsınız ve o dertten bir çocuğunuz olacak. Görünen bir de şu sevgili kızım; muhtemelen eşinizin açacağı dertlerle birlikte doğacak çocuğunuzu pışpışlayacaksınız. Ninninizin “keşke”lerle olacağı yüksek ihtimal. Kötü sözler biliyorum, yazarken bile hoşuma gitmiyor ama gözünüzü açmak zorundayım. Aslında siz de bunları seziyor ama emin olamıyorsunuz, neden? Bütün bunlar normal mi? Adam gümbür gümbür “Ben sorunum” diyor evleneceği veya evlendiği kadından sınır dışı edildiğini saklıyor. Her şeyi madden üzerinize yıkıyor, abartılı kıskançlıklar ve daha bir sürü saçmalık… Yazık gerçekten sorunlar açan kendisi ve onu bu sorunlarıyla birlikte kendi yanınıza alarak daha büyük bir sorumluluğu üzerinize almış oluyorsunuz Eşiniz her şeyi şimdiden üstünüze yıkmış sonra değişecek mi sanıyorsunuz?


Mucizelere inanan ben bu mucizenin gerçekleşmesi için eşinizin bayağı bir yaşlanması gerek diye düşünüyorum. Evliliğinize olumsuz bakan damadını istemeyen anneniz her şeyi tecrübeli gözleriyle görmüş çözmüş bu yüzden mesafeli. Nedense annelerin sözü dinlenmez, batar sözleri sanki anneler evlatlarının kötülüğünü ister... Olur mu hiç öyle şey! Anneniz gerçekleri görüyor yaşayacaklarınızdan korkup endişeleniyor o yüzden isteksiz. O yüzden damadına karşı soğuk. Anneler evlatları güzel bir evlilik yaparlarsa bundan ancak mutluluk ve gurur duyarlar sıkıntı duymazlar, damatlarını evlatları olarak görürler yavrum.


Diğer yandan Siz gelin olmamışsınız damadı gelin almışsınız sevgili kızım. Annenizin dik duruşu bazı şeylerin olmasına sebep olmuş kına gecesi düğün yoksa onları da yaşayamayacaktınız. Bazen damadın imkânı olmayabilir ama ailesi olsun kendisi olsun o kadar düzgün bir hayatları vardır ki size gelecek umut verir. O damada yaptığınız hiçbir şey batmaz, bilirsiniz bu çocuk nasılsa hayata sarılacak, asılacak, kızıma iyi bakacak. Bunun adı umuttur. Boş bir umut değildir. Çocuk nasıl küçükten belli olursa adam olacak biri de hal ve hareketlerinden kendini belli eder. Böyle durumlar yok değil, var yaşanmıştır da ama sizde maalesef böyle ümit veren bir damat ve ailesi yok. Üzerinize yıkılmış her şey. Yol yordam bilmeyen insanlar gibi gözüken eşiniz ve ailesi biraz fazla garip gözüküyorlar. Şimdiden altınlarınıza göz konmuş demek durumları oldukça vahim. Eşinizin ev bakarken, çocuğunuzun cinsiyetini doktorunuz söylerken görmek, duymak istemesi normal duyarlı hareketler. Ama diğer baskılarına gelirsek işiniz zor sevgili kızım. Annenizle ilgili eşinizin kötü konuşmalarına gelince annenizin niye bu kadar olumsuz olarak kendisine baktığını düşünmeli eşiniz. Bunun sebebi anneniz mi kendisinin ve ailesinin garip tutumu mu? Annenizin kardeşlerinize neler yapacağına gelirsek… Herkes kendi değerini kendi biçer ama bilerek ama bilmeyerek… Seçimlerinizle değerlenir ya da değersizleşirsiniz. Siz bu seçiminizle kendinizi kendiniz bu noktaya getirmişsiniz. Umut vermeyen korkutan endişelendiren bir damada anneniz varını yoğunu verecek ve üstüne bir de değer verecek değil. Kendisi değerini oluşturmalıydı.


Bütün mücadeleler insanın kendisiyledir aslında sevgili kızım. Hep başkalarıyla mücadele ettiğimizi sanırız ya gerçekte kendimizle mücadele ederiz. Doğruyu bilsek de doğruya ulaşmak cesaret işidir. Cesaret edebilecek gücü bulamayabilir insan, yaşayarak görmek zorunda kalır o zaman yaşar ve görür. İçinden çıkmak için yine akıl ve cesarete, kararlılığa ihtiyaç duyar yine kendinize dönersiniz bakarsınız. Cesaret var mı? Aklınız sevginizin üzerine çıkabilmiş, sevginizden sıyrılabilmiş mi? Görüyorsunuz ya neyle karşılaşırsa karşılaşsın insanın karar mercii hep kendisi. Bu durumlarda en doğru yapılacak şey akla danışmaktır. Yalnız sevgiyle yola çıkılırsa yolda kalma olasılığı yüksektir. Hayat akılla yol almaya başladıktan sonra gerçek değerini ve güzelliğini bulur. Bütün bu yazdıklarımın ışığında aklınızın süzgecinden geçirip hayatınızda yol alın sevgili kızım. Her şeyin hakkınızda hayırlısı olması dileğimdir.


Sevgiler sevgili okurlarıma…

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir bir an önce bırak bunu kendini ve çocuğunu kurtar
    CEVAPLA
  • Misafir Bence yuvayı yıkmadan kişiyle arana mesafe koy. Hatalarını görmesini iste ve sağla. Kişi seninle evli. Annenle değil. Maddi sorunlar aşılır. Manevi sorunlar saygı ve sevgi önemli bir eşiktir. Doğacak çocuğun vebali önemli. Karşıdaki kişinin yerine kendini koyunca vicdanın rahatsa çocuğu yanlız büyüt
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.