Siber sorunsalını çözmek mümkün mü?

Annelik, evladınızı kucağınıza aldığınız andan itibaren kalbinizin iki kişilik atmasıdır. Size emanet edilen bir parçanızı koşulsuz sevmek, korumak, mutlu olabilmesi için 'acaba' kelimesini kullanmaksızın, durmaksızın beyin fırtınası yapmaktır. Oysaki en iyi çözüm; bazen akışa bırakmaktır. Bazen onların deneyimleyerek büyümelerine izin vermektir. Bazen iki kişilik atan kalbin hızını azaltmaktır. Bazen hayata teslim olmaktır. Zira biliyoruz ki; onları bir ömür boyu, abartılı bir korumacılıkla sarıp sarmalanmanın bir sonu yok. Onların bilmesi gereken; ne zaman, nerede ihtiyaçları olursa olsun, onların omzuna bir kuş gibi konacağınızı, koşulsuz, yargılamadan sevildiklerini biliyor olmalarıdır.


Bunları yazıyorum. Çünkü bana gelen geri bildirimlerden anlıyorum ki anneler bir ömür kaygılı. “Evladımı nasıl korumalıyım? Sanal dünyada siber zorbalığa maruz kalmamaları için ne yapmalıyım? Daha fazla kitap okuması için, daha yüksek motivasyonla derslerine hazırlanması için, ebeveynlerinin uyarılarını dikkate alması için, ne yapmalıyım?” şeklinde bitmeyen sorular geliyor. Bence annelik bir ömür sürecek öğrenme serüveni. Her gün seni ne beklediğini bilmediğin bir macera gibi. Bence tek çözüm "Merkezinde karşılıklı güven duygusunun olduğu ebeveyn-çocuk iletişimi kurulmalı. Hata yaptığında yargılanmayacağını bilmesi, koşulsuz sevildiğini hatırlamasıdır". Kısacası sorun ne olursa olsun, konuyu birlikte çözmeye hazır bir anne babalarının olduğunu bilmeleri. İşte o vakit ebeveyn çocuk arasında giz olmaz, sır olmaz, yalan olmaz yasak olmaz, ceza olmaz vs.


Önceki yazımda bir filmden ve bu filmin farklı versiyonlarının kurgulandığı çevrimiçi oyunlardan bahsetmiştim. Biliyoruz ki dijitalleşmenin var olduğu çağda bu nitelikte filmler; çevrimiçi oyunlar, oyun bağımlılığı sorunları da her zaman var olacaktır. Peki, ne yapmak lazım?



"Okulda katliamın faili ne demişti..."


Örneklerle hatırlayalım:

2009 yılının Mart ayında Almanya'daki bir lisede dehşet verici bir katliam yaşanmıştı. 17 yaşındaki Tim Kretschmer, mezun olduğu okula, Baretta marka 9 mm'lik bir silahla gitmiş ve yarım saat içinde üçü öğretmen on altı kişiyi öldürmüştü. En son kurşunu ise kendine saklamıştı. Polis için şaşırtıcı olan, bu olayın 17 yaşındaki bir çocuk tarafından profesyonel olarak planlanmasıydı. Dünyanın şaşkınlığı ise Kretschmer'in bir gece bu oyunu oynamış olması ve arkadaşına şunu söylemesiydi: "Polise ihbarda bulunmayın, sadece oyun oynuyorum."


"Bir canı kalmıştı..."

Tim gibi sadece oyun oynadığını sanan sayısız çocuk var. Yıllar önce işlenen benzer bir cinayeti hatırlayacaksınız. Motivasyonu 'adam öldürerek puan kazandıran' online oyun bağımlısı bir çocuk, tartıştığı annesini öldürmüş, ardından akıllarda kalan şu ifadeyi kullanmıştı: "Bir canı kalmıştı. Canı bitti ben de öldürdüm."


"Sabaha kadar şiddet içerikli oyun izledi sonra..."

Şiddeti taklit eden bir başka çocuğun hikâyesi Danimarka'da geçen yıl yaşandı. 15 yaşındaki L.B, erkek arkadaşıyla birlikte bir terör örgütünün 'infaz içerikli videosunu sabaha kadar izledikten sonra annesini öldürmüş, ardından kendini söyle savunmuştu. "Hiçbir şey hatırlamıyorum." Ya da “Oyunda öldürdükçe puan kazanınca mutlu oluyorum”, “Online olmazsam, bu oyunu bir gün bile izleyemezsen kendime zarar vermek istiyorum” diyen online bağımlısı çocuklar…


“Şiddeti taklit edebilirler mi?”

Peki, çocuklar, 'nefret' ve 'şiddet' örüntülerinden neden daha hızlı ve doğrudan etkileniyorlar? Uzmanların bu konuda hemfikir olduğu görüş şöyle: Çocuk ve ergenler sanal ortamda gördükleri, duydukları her bilgiyi mutlak gerçek olarak kabul ediyor çünkü doğru ile yanlışı ayırt etmesi yetileri yeni gelişiyor.


“Çocuk ve ergenler şiddeti taklit ediyor” deniliyor. Mümkün olabilir mi? Oysa biz çocuklarımıza bir yaprağa basmaması, bir karıncayı bile incitmemesi gerektiğini anlatırken, onları dijital şiddetin dilinden nasıl koruyacağız? Siber sorunsalına ilişkin çözümlerimiz ne olmalı. Kuşkusuz, 'onları korkutmadan', 'yasaklamak' yerine 'farkındalıkları arttıran' farklı eğitim pratiklerine ihtiyaç var... İşte o çözümlerden bazıları:


-Yasak, ceza, gözetlenme vs. söylemlerle iletişim yöntemi yerine onlara güvenin, iletişim dilinin merkezine 'güven' duygusunun yer aldığı, 'sana güveniyorum' diye başlayan “ancak bu konuyla ilgili farkındalığının olmasını istiyorum” diye devam eden 'olumlu söylemler kurmak.


-Onlara sanal ortamların gerçek hayat kadar tehlikeli olabileceğini örneklerle, onları ürküten ifadeler kullanmadan, yönerge vermeden anlatmayı denemelisiniz.


-Yaş aralığı küçükçe mümkünse bilgisayarı salonun ortasına herkesin görebileceği bir alana koyun. Bu tutumunuzun onları gözetlemek için değil belirli bir yaş aralığına kadar bilgisayarı nasıl kullanması gerektiğini öğretmek birlikte deneyimlemek için konulduğunu bilmeleri gerekiyor.


-İçinde yaptırım iadesi yer alan 'yapamazsın, kullanamazsın, açamaszın' şeklinde nedenlerini anlatmadığınız yönerge vererek iletişim kurmak yerine 'bunu yapmamalısın çünkü... ' diyerek devam eden iletişim yöntemini deneyiniz.


- Hangi filmleri, hangi dizileri, çevrimiçi oyunları izliyor mutlaka takip edin. Birlikte oynayın. Birlikte deneyimleyin. İşte o vakit; oynadığı oyunun tüm aşamalarını görecek ve onun için zararlı bir içerik var mı yok mu netleştirmiş olacaksınız.


-İçinde şiddet unsurların yer aldığı oyunları neden izlememesi gerektiğini, neden-sonuç ekseninde, gerekçelerinizi anlatarak sakin bir şekilde iletin.


-Bu konuda kurallarınız olmalı. Örneğin; bilgisayarı hangi saat aralığında ne kadar kullanmalı, akıllı telefonu evde hangi saat aralığında kullanmalı, sosyal medya hesabını nasıl kullanmalı vs. En önemli unsur ise; bu nitelikte kuralları birlikte kabul ederek almalı, netleştirmiş olmanız.


-Akıllı cihazları hangi saat aralığında ne kadar kullanması gerektiği konusunda karşılıklı olarak karşılıklı anlaşma yapın. Size bu konuda söz vermeli.


-Sosyal ağlarda tanımadığı kişilere, kendisi ve ailesi hakkında nerede yaşadığı, okuduğu, banka v.s bilgileri paylaşmaması gerektiğini 'yönerge' şeklinde değil 'neden-sonuç' korelasyonu düzleminde anlatınız. Kurallarınızı aralıksız anlatarak değil parça parça, farklı zaman aralıklarında, mümkünse örnekler vererek anlatmayı deneyiniz.


-Siber saldırıya, siber zorbalığa, şiddet ya da tehdite maruz kaldığında saklamak yerine kendilerine ilettiğinde, işbirliği yaparak çözmenin daha kolay olabileceğini aktarınız.


İyi dileklerimle…

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.