Pandemiden önce pandemiden 'Eğitim'...

Birçoğumuzun gündemi ülkemize ve tüm dünyaya zor günler yaşatan Corona olarak tanımlanan pandemi. Bence; insanlık bu çağı pandemi öncesi ve pandemi sonrası olarak kabul etmeli. Zira salgın aynı zamanda insanoğlunun özüne dönüşü, hayatın yalnızca 'koşturarak yaşamak' ya da yalnızca 'kazanmak' odaklı olmadığını hatırlattı. Değişimleri hissetmeye de başladık. Günlük ve sosyal yaşamda değişimler de yaşandı.


Online bankacılık, online alışveriş, kurumlara gitmeden evden, bulunduğu ortamdan online ortamda çözüm fırsatları, işyeri ağlarıyla koordineli çevrimiçi çalışma, online eğitim vs. fırsatlarıyla tanışıldı. “Dijitalleşme” olgusuu kimisi için bir konfor, bazıları için 'zamanlaması manidar' , kimisi için belki 'gereksiz' bulundu belki. Bu noktada konuşulacak çok fazla detay var. Sonraki yazılarımda fırsat buldukça yazmak isterim. Ancak bu haftaki yazımda ilk, orta ve lise eğitiminin ‘'uzaktan eğitim' sürecini anlatmak isterim.


Konuyla ilgili bir ebeveyn olarak bu konuda muhteşem bir süreç yaşıyorum demek iddialı bir söylem olur. Ancak şunu net söyleyebilirim ki; ergenlik dönemi yaşayan bir öğrenci ebeveyni olarak ben de sizler gibi bazen zorlanıyorum, endişeleniyorum, yoruluyorum. Ancak çözümünü mutlaka buluyorum. O nedenle bu yazıyı sosyal medya kullanımı araştırmalarım, kitaplarım, akademik uzmanlığım, aynı zamanda üniversitelerde !uzaktan eğitim! veren bir öğretim görevlisi olarak önerilerim olacak. Zira gerçekte hayatta olduğu gibi sanal ortamlar, online eğitim platformları da 'sanal zorbalık' için bir fırsat alanı olabilir. Çocuğunuzun sanal zorbalığa maruz kalmaması için bu alanı nasıl kullanması gerektiği, dikkat etmesi gereken kurallar hakkında önceden mutlaka konuşmalı ve bilgilendirmelisiniz. Araştırmalar gösteriyor ki bir grup; özellikle ergenlerin bir arkadaşını utandırmanın ya da alay etmenin 'mizah' olduğu yanılsaması içinde. Bir grup, bilerek isteyerek 'empati' hissetmeden 'siber zorbalık' yapabiliyor. Bu alan siber zorbalık içi bir fırsat alanı olabilir. Bu noktada yapılan araştırmalar gösteriyor ki; örneğin: Siber zorbalık kavramı terminalojik olarak; “aralarında güç dengesizliği bulunan herhangi birey veya grubun, diğer bireye iletişim teknoloji araçlarını kullanarak istenmeyen içerikli resim, video veya mesaj gönderme, uygunsuz sosyal davranışlarda bulunmak. Ya da diğer birey veya grupları tehdit etme, küçük düşürme, dışlama ve zarar verme amacıyla isteyerek ve sistematik olarak düşmanca davranışlarda bulunulması” olarak tanımlanabilir.


Peki rakamlar ne diyor?

Amerika’da 10-15 yaş grubu gençlerle yapılan çalışmada, gençlerin yüzde 21’inin en az bir kere siber zorbalık yaptığı belirtilmiştir. (Barra, Espelage ve Mitchell, 2007). Örneğin Kanada’da 7 ve 9. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan başka bir araştırmada da, 16 öğrencilerin yüzde 21’inin defalarca siber tacize maruz kaldıkları, Türkiye’de ise bu rakamın ortalama yüzde 20-yüzde 21 oranında olduğu bilinmektedir. Rakamlar küçümsenmeyecek oranda.


Peki kimler siber zorbalık yapar?

Araştırmalar göstermiştir ki; aile ortamına stres ölçeği daha yüksek olan, ebeveynleri tarafından 'denetim, karşılıklı iletişim, bilgilendirme ve farkındalığı olmayan', sanal ortamda saatlerce vakit geçiren, uyarılmayan çocukların siber zorbalık tutumunda bulunma olasılığı daha fazla yüksek. Özellikle lise öğrencisi ebeveynlere şunu söyleyebilirim. Uzmanların da ifade ettiği gibi bu yaş aralıklarında daha fazla dikkat çekmek, görünür olmak, beğenilmek, onaylanmak, başkalarının hakkında ne düşünüldüğünü merkeze aldıkları 'önemli bir geçiş' dönemi olarak kabul edilir. Dolayısıyla; konu özellikle ergenler olunca çevrimiçi ortamlarda da dikkat çekmek, daha fazla görünür olmak ya da bir arkadaşına hakaret etmenin ‘zorbalık’ olduğunu öngöremez. Sonuçlarını muhakeme edemeyebilir. Ya da bilerek isteyerek sanal ortamda zorbalık yapabilir. Araştırmalar göstermiştir ki özellikle lise öğrencileri arasında bu oran daha yüksek. Online eğitim sürecinde bu nitelikte çevrimiçi ve sosyal medya platformlarında konulara tanıklık eden sevgili ebeveynler panik yapmayın. Bu tutum sınıfa, okula özgün bir tutum değil. Bu nedenle öğrencinin davranışından dolayı okulu ve öğretmenlerini sorumlu tutmak haksız bir yaklaşım olur. Bu konuyla ilgili şu an yazmakta olduğum kitaba istinaden araştırmalarım ve yaşanmış vaka taramalarına göre net olarak şunu söyleyebilirim, 'online ortamda' arkadaşlarını utandırmak, küçümsemek, alay etmek sınıfa, okula özgün bir durum değil.


Birçok okulda benzer vakalar yaşanabiliyor. O nedenle panik yapmayın. Peki ne yapılmalı;

  • Eğitim önce mutlaka bilgilendirmek gekeri.Online eğitim ortamında sınıf ortamında olduğu gibi okul yönetmeliğine davranması gerekti hatırlatılmalı.
  • Online ders öncesi bilgisayarın, mikrofonun, kulakığın v.s teknik uygunluğu test edilmeli.
  • Çevrimiçi uzaktan eğitim platformunda yapılan her konuşma, açıklama, yazışmanın otomatik olarak kaydedildiğini neden-sonuçlarıyla örnekler vererek açıklayıcı bir dille aktarılmalı.
  • Online eğitim ortamında sınıf ortamında bulunan arkadaşlarıyla alay etmek ya da arkadaşlarının profil fotoğrafı, görüntüsüyle alay etmenin 'hakaret' niteliğinde olduğunu ve sonuçlarından sorumlu olduğu konusunda konuşun.
  • Peki nasıl? Konuşarak. Korkutarak, uyararak, yönerge diliğiyle, emir ve yargılaycı bir üslupla değil, 'empati' duygusunu harekete geçirerek. “Bu davranışının arkadışını üzebileceğini düşündün mü?’ gibi. iletişim kurun.
  • Online eğitim ortamında, derse ilişkin görüntü, derse ilişkin metaryalleri kaydetmenin, izinsiz olarak paylaşmanın ‘hukuki’ olarak bir yaptırım gerektiren bir davranış olduğu konusunda bilgilendirilmeli .
  • Çevrimiçi ortamda bir öğrencinin ya da öğretmenin görüntüsünü olduğu gibi ya da montaj yaparak paylaşmaması gerektiğini bilmeli.
  • Online eğitim ortamında tıpkı sınıf ortamında olduğu gibi duyurusu yapılan saatte önceden hazır bulunmalı, gerçek sınıf ortamındaki gibi dersten çıkmak için izin istemeli, soru sorabilir, not alabilir, konunun pekiştirilmesini, tekrar edilmesini isteyebilir, yeni bir fikir sunabilir vs.
  • Uzaktan eğitim platformunu bir eğlence ortamı değil gerçek hayattaki gibi sınf ortamı bilincinde olmalı, bu alanı etkileşimsel, geri bildirim yapma konusunda nasıl kullanacağı konusunda destek olunmalı.

Huzurla kalın her zaman.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.